11.10.2008 09:52
İşçi sağlığına ilişkin taleplerimiz etrafında örgütlenelim!
İşçi sağlığına ilişkin taleplerimiz etrafında örgütlenelim!
Kapitalist sistem koşullarında işçiler iliklerine kadar sömürülmekte, yanısıra sağlık açısından da ciddi tehditlerle yüzyüze kalmaktadırlar. “İş kazaları” adı altında işlenen cinayetler ile meslek hastalıkları oldukça yaygındır. Teknik-bilimsel gelişmeler kapitalistlerce daha fazla kâr amaçlı kullanılırken, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleyici tedbirler uygulanmamaktadır. Mevcut yasaların bu konuda hiçbir yaptırımı olmadığı gibi, varolanlar da kapitalistleri rahatlatacak şekilde değiştirilmiştir.
Örneğin, istihdam paketiyle işyeri hekimliği ve işçi sağlığı taşeron şirketlere bırakılmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili bütün düzenlemeler yönetmeliklere bırakılarak, bu alanda büyük bir boşluğa neden olunmuştur. Bu alanın denetimsizliğini düşündüğümüzde, yaşanan bu kuralsızlık daha da artacak, varolan sorunları daha da derinleştirecektir.
İşçi sağlığına önem verilmesi, bu alanda yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve yasalarda işçi lehine değişiklikler elde edilmesi, sınıfın genel mücadele ve örgütlülük düzeyiyle doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla sorunun çözüm yolu mücadelenin yükseltilmesinden geçmektedir.
İşçi sağlığı sorunu ve önemi, Bursa’da 5 kadın işçinin yanarak can vermesi, Davutpaşa’da yaşanan katliam gibi “işkazası” örnekleri ve tersanelerde süren mücadele ile gündeme gelmekte, bu konuya dikkat çekilmektedir. Yaşanan cinayetlerin yarattığı kamuoyu tepkisi nedeniyle burjuva medya da bu konuya yer vermek zorunda kalmaktadır. İşçi sağlığının bir diğer önemli ayağı olan meslek hastalıkları ise son günlerde kot taşlama işçilerinin çabasıyla gündemde yer bulmuştur.
Kot işçilerinin yakalandığı silikozis hastalığı adını kot taşlama işiyle duyursa da maden, cam, seramik, döküm vb. alanlarda sık görülen bir meslek hastalığıdır. Silikozis hastalığı, mühendislik önlemleri ve gelişmiş maske sistemiyle önlenebilir bir hastalıktır. Tümüyle korumasız ortamlarda, 2x2.5 metrekarelik yerlerde, tozdan yaptığı malı bile göremeyecek şekilde çalıştırılan kot taşlama işçilerinin tahmin edilen sayısı 10 bin civarındadır. Bu işçilerin 5 bininin bu hastalığa yakalandığı düşünülmektedir. Çoğu sigortasız olan işçiler, sigortalı olsalar bile parasızlıktan hastaneye gidememektedir. Çünkü sadece Ankara ve İstanbul’da meslek hastalıkları hastanesi vardır. İşçiler hastaneye gitse bile bu hastalığın tedavisi yok. Hastalık oluşmadan önce koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir.
Hastalığa yakalanan kot taşlama işçileri Çalışma Bakanlığı ve gerekli önlemleri almayan patronlar hakkında suç duyurusunda bulunarak, konuyla ilgili bir mücadele başlatmış durumdalar. Bunun dışında gündemde taşlanmış kot giymeme boykotu bulunmaktadır. Bu tarz çalışmalar anlamlı olmakla birlikte, kendi içinde ele alındığında sonuç almaktan uzaktır. Belirlenmiş talepler etrafında bütünlüklü sürdürülecek bir mücadelenin ancak bir parçası olarak ele alındığında başarı sağlanabilir.
İşçi sağlığı ve güvenliği çerçevesinde belirlenmiş mücadele talepleri üzerinden yürütülecek sistemli bir çalışmanın gerekliliği ortadadır. Böyle bir çalışma işletme temelinde örgütlenme çalışmasıyla birleştirilebilmeli, bunu hedeflemelidir. Bir diğer önemli nokta, bu çalışmanın sınıfın diğer kesimlerine de taşınmasıdır. İşçi sağlığı sorunu farklı sektörlerde farklı biçimlerde karşımıza çıksa da ortak bir sorundur. İşçi sağlığına ilişkin taleplerin ortaklaştırılması, birleşik mücadele zemininin yaratılmasını kolaylaştıracaktır.
İş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda belirlenen talepleri sınıfın geneline yayabilmek ve mücadeleye katabilmek için çeşitli araçlar kullanılabilir. Ortak çalışmayı örgütlemek için yerellerde işletmelere dayalı işçi sağlığı komiteleri kurulabilir, eşgüdümlü çalışmayı sağlamak için bu yerel örgütler merkezileştirilebilir. Mücadelenin uzun vadeli olduğu düşünülürse, merkezi bir platformun ihtiyacı ortadadır. İmza kampanyaları, bildiriler, afişler, radyo ve TV imkanları, sempozyum, panel, kurultay vb. konuyu gündemleştirmenin araçları olarak kullanılabilir. Bu araçlar miting, basın açıklamaları gibi eylemsel süreçlerle birleştirilebilir vb... Bunların bir parçası olarak, taleplerin elde edilmesi noktasında basınç oluşturmak ve toplumun geniş kesimlerini konuya ilişkin olarak taraflaştırabilmek için boykot işlevsel olarak değerlendirilebilir.
Kuşkusuz bu konuda çok değişik yol ve yöntem denenebilir. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi, önemli olan, mücadele talepleri etrafında bir araya gelmiş ve işletme temelinde bunun takipçisi olacak taban örgütlenmelerinin yaratılabilmesidir. Çünkü belirleyici olan, böylesi örgütlenmelere dayanılarak fabrika ve işletmelerde sorunlara karşı dişe diş sürdürülecek olan mücadeledir.
İşyeri örgütlülüğün önemi ve sorunun çözümü noktasındaki belirleyici yanı dışında, örneğin istihdam paketiyle gaspedilen yasal hakların işçi lehine yeniden düzenlenmesi ve işçi sağlığına ilişkin yeni taleplerinin kazanılması da önemlidir. Yerellerden beslenen merkezi bir platform böylesi çalışmalarda daha belirleyici olacaktır.
Ayrıca işçi sağlığı taleplerini emeğin korunmasına yönelik diğer taleplerle birleştirebilmek ve ortak bir mücadele programı haline getirmek, bu talepleri geniş kesimlere yaymak, sendikaları ve diğer kitle örgütlerini bu çalışmaya ortak etmek açısından önemlidir. Böylesi bir çaba ve bakış, uzun vadede birleşik bir mücadelenin imkanlarına ulaşmak ve sınıfı bekleyen diğer sorunlara karşı ortak mücadelenin zeminini örmek açısında da önemlidir.
Komünistler bugün bulundukları alanlarda kot taşlama işçilerinin mücadele talepleri ile ilgili çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar. Ancak bu konuda ortak çalışmanın imkanları zorlanmalıdır. Çeşitli bölgelerde yürütülen çalışmalar, sadece kot taşlama işçilerinin değil, tersaneden metale işçi sağlığı taleplerinin ortaklaştırılması ve sistemli bir çalışma programı çerçevesinde sürdürülebilmelidir.
Sınıfın devrimci partisinin programından hareketle, işçi sağlığına ilişkin mücadeleyi ortaklaştıracak taleplerin belli başlıları şunlardır:
* İşyerlerinde iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı koruyucu önlemler alınmalıdır!
* Tüm çalışanlar için genel sigorta (işsizlik, sağlık, kaza, emeklilik, yaşlılık)!
* Sigorta primleri devlet ve işveren tarafından ödenmelidir!
* İşyerlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları olmalıdır!
* İşyerlerinde doktor tam gün ve koruma amaçlı tedavi için bulunmalıdır!
* 7 saatlik işgünü ve 35 saatlik çalışma haftası yasalaşmalıdır!
* Her türlü fazla mesai ve gece çalışması yasaklanmalıdır!
* Yıllık izinler, tüm çalışanlara en az 30 işgünü ve ücretli olarak kullandırılmalıdır!
* 4857 sayılı İş Yasası (Kölelik Yasası), SSGSS Yasası iptal edilmelidir!
* “İstihdam paketi” iptal edilmelidir!
* Tüm çalışanlara grevli-toplusözleşmeli sendika hakkı!
* Herkese sağlığa ve ihtiyaca uygun konut, parasız sağlık, parasız eğitim!
* İnsanca yaşamaya yetecek, vergiden muaf asgari ücret!