08.02.2012
31.08.2010 09:45

BETESAN direnişine destek ziyaretleri

 

(31.08.10) - BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan, direnişinin 20. gününde direniş çadırına yapılan ziyaretleri aktarıyor. Tersane işçileriyle gerçekleştirdikleri sohbetlerden bahsedan Kızılaslan, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi Faik Başaran ve beraberindekilerin direniş çadırının bazı ihtiyaçlarını getirdiklerini belirtiyor.

BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan'ın 30 Ağustos tarihli direniş güncesini yayınlıyoruz:

 

Derinişin 20. günü

Rüzgar esiyor hafiften. Bugün hava biraz serin. Sokaklarda belediye işçileri çöpleri alıyorlar. Birileri geçerken, ortalık temiz olsun, güzel gözüksün diye. Direnişin 20. günü bugün. 30 Ağustos diye, kimse işe gelmez diye düşünüyordum. Hiç azalma yok işçilerde, herkes normal bir günmüş gibi geçiyor çadırın önünden. Sabah saat 07.00'de ilk karşılaştığım kişi Kamil Usta oldu. Kamil Usta uzun yıllar tersanelerde çalışmış biri. Krizle beraber işten çıkardılar onu. Uzun süredir iş arıyordu. Nihayet Tuzla Gemi tersanesinde iş bulmuş. İlk onunla tokalaştım. “Çadırı bize daha da yaklaştırın tersane kapısı önüne açın” dedi. Kadrolu işçiler işe gelmemiş, o kadar azlar ki farkedilmiyorlar bile.

Tamir gemilerinde çalışan bir grup işçi arkadaşla işe giderken ayak üstü sohbet ettik. Tersane işçilerinin mücadelesinde yer tutmuş olan arkadaşlar bunlar. Keyifli bir sohbetti doğrusu.

Göz kapaklarım hafiften ağırlaşmaya başladı. Bir işçi arkadaş çadıra yaklaşıp, dövizleri okumaya başladı. Hepsini tek tek okudu. “Merhaba, kolay gelsin, oturabilir miyim?” dedi. “Buyur, hoş geldin” dedim. “Hayırlı olsun direnişiniz, direniş gününü yazıyorsun değil mi?” dedi. “Evet, bugün direnişimin 20. günü” dedim. “Benim amcamın oğlu vardı. 10 yıl tersanelerde çalıştı. Hiçbir hakkını almadan işten ayrıldı. Valla ben hakkını yediren insanları sevmem, bu yüzden amcamın oğluyla konuşmuyorum” dedi. “Haksızlıklara karşı sesimi çıkardığım için, işime son verdiler, haklarımı alana ve işime geri dönene kadar direnişime devam edeceğim” dedim.

“Amcamın oğlunun çalıştığı aynı tersanede ben de 9 ay boyunca çalıştım. Tersaneler birer cehennem biliyorsunuz. Toz, duman sağlıksızortam, bir de ücretler düştü. Böyle şartlarda çalışılmaz yani. Ustabaşı aynı zamanda amcamın oğluydu. AGİ'leri (Asgari Geçim İndirimi) vermedikleri için gürültü çıkardım. Bana diyorlar ki niye sadece senin sesin çıkıyor? Sesim çıkacak tabi. Eğer hakkım yeniyorsa gürültü koparmak gerekir.” dedi.

“Daha önce de burada tek başına bir arkadaş direniyordu, DEARSAN tersanesinin önünde. Limter-İş sendikasından Levent. Ben hep onun yanına da gidiyordum. Sorunlara gözümüzü kapatırsak kötü olur. Şu anda işsizim, yukarıdan aşağıya doğru iş sorarak geldim. Hangi işçiye sorsam ya parasını alamıyor, ya da düzenli iş yok diyor. Sonuna kadar direnmelisin. Ben hep yanına uğrarım. Esenyalı’da oturuyorum zaten. Size kolay gelsin. Haa! Dediğim gibi bu işe başlamışsın, sonuna kadar götürmelisin, herkes senin gibi olsa sorun kalmaz” diyerek ayrıldı. Ayrılırken de ROTA'nın Ağustos sayısını verdim.

Öğle saatlerinde iki kamu emekçisi arkadaşımız çadıra uğradı. Pasta getirmişler. Birlikte çay içip pasta yedik. Tersaneler ve direnişim üzerine uzun uzadıya sohbet ettik. Zaten onlara da fazlaca anlatmaya gerek yok. Tersaneleri, duyarlı kişiler olarak iyi takip etmişler.

Hava öğlene doğru sıcaklığını hissettirdi. Bir araç yanaştı çadıra zamanları yokmuş el salladılar. “Kolay gelsin” diyerek uzaklaştılar. Arabadaki, geçen gün çadırımızı ziyaret eden, Deri-İş Sendikası Tuzla eski şube başkanı Hasan Sonkaya'ydı. Bir kez daha uzanmış uyuklarken, arabalarıyla 3 kişi geldi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi Faik Hoca, eşi ve Nurçehre arkadaş çadırımızı ziyaret etti. Daha önce de Makine Mühendisleri Odası’yla gelmişlerdi. Nurçehre arkadaş İFSAD (İstanbul Fotoğraf Sanatçıları Derneği) üyesi. Çadırın ihtiyaçlarını getirmişler. Çadır, tabure vb. Bir çok malzemeyi yüklenip gelmişler. Sonsuz teşekkürler onlara...

Galiba çadır biraz konforlu ve lüks olmaya başladı. Oturduk. Çay içerek uzun uzadıya sohbet ettik. Bu ikinci gelişleri. Kısa zaman dilimleri içerisinde çabuk kaynaştık. Güçlü bağlar kurduk. Böyle insanların varlığını bilmek güzel. Deneyimlerimizi paylaştık onlarla. Tersanelerdeki iş cinayetleri üzerine konuştuk. Nurçehre arkadaş bayağı bir heyecanlandı sohbet esnasında. Heyecanlı, yaşam dolu ve samimi bir arkadaş. Faik Hocaya, eşine ve Nurçehre arkadaşa teşekkür ediyorum. Direniş çadırında önemli bir yerleri var onların. Sohbet esnasında bir işçi arkadaş çadıra uğradı. Adı Yasin. Kıran tersanesinde çalışıyor. Bugün öğle saatlerinde canı sıkılmış, eve gitmek istemiş. Taşeron izin vermemiş. Bırakıp gelmiş. Anlatmasını istedik. “Geçen sene DESAN Tersanesinin havuzundaki gemide gece saatlerinde çalışan kardeşi Halil 20 metre yükseklikten ambar içine düşmüş ve ölmüştü. Kıran tersanesi de kardeşinin öldüğü yeri gören bir tersane. Kardeşinin ölümünü anımsamış. Canı sıkılmış. Bu yüzden bugün çalışmak istememiş. Ama taşeronlarda anlayış nerde? Sohbetimize Yasin de ortak oluyor. Bekar evinde kalıyor. Nurçehre arkadaş bekar evlerindeki yaşam şartlarını fotoğraflamak istedi. Zamanları olmadığı için başka zaman yapacaklar bunu. Misafirler gittikten sonra. İş çıkışında bir çok arkadaş bizi selamlayarak geçti. Bir arkadaş uğradı. “Biz de paramızı alamamıştık. Pendik Askeri Tersanesi’nde, CHT FirmasIında direnişe geçtik ve paramızı aldık” dedi. İyi akşamlar deyip yanımızdan ayrılırken. İki genç arkadaş uğradı çadırımıza. Buyur ettik onları. İkisi de DİHA muhabiriymiş. Biraz sohbet ettikten sonra. Röportaj yaptılar benimle. Günlüğümü incelediler. Onları da uğurladıktan sonra. Çadırı toplamaya başladık. Bugün gelen desteklerle birlikte yükümüz ağır. Eşyalarımızı sırtlanıp, sürüne sürüne derneğe giderken, bir işçi arkadaş zorlandığımızı görünce yardıma koştu. Tanıştık ve kısa sürede kaynaştık. Adı Resul. Ordu'lu. GİSBİR Hastanesi’nin karşısındaki, taşeronlar için yapılan iş merkezi inşaatında çalışıyor. Derneğe kadar bizimle eşyaları taşıdı. Dernekte Resul arkadaşla oturduk. Nitelikli bir sohbet gerçekleştirdik. Daha sonra çadırda buluşmak üzere dernekten ayrıldı...


YAZICIYA GONDER


Şubat
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4