31.05.2006 02:48
Düzenin fotoğrafı
Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal ve Mehmet Ağar TOBB Genel Kurulu’na elele girdiler...
Geçtiğimiz haftasonu, Türkiye’nin çeşitli illerinden delegelerin katıldığı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu yapıldı. Genel Kurula damgasını vuran, ne ekonomik gidişat üzerine yapılan yorumlar ne de düzen partilerinin bunları değerlendirmesi oldu. Toplantıya Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal ve Mehmet Ağar da davetliydi. Asıl damgayı vuran, bu üçlünün yanına Rıfat Hisarcıklığıoğlu’nun da eklenerek salona elele girmeleriydi. Düzen medyası konuyu gündeminin ilk sıralarına taşıdı, çeşitli yorumlar yaptı. Türkiye’nin ateşinin düştüğü söylendi. Sürekli çatışıp duran bu güruhun elele salondakileri selamlaması medya ve kodamanlar tarafından sevinçle karşılandı.
Son dönemde ekonomik cephede yaşanan olumsuz gelişmeler için TOBB Genel Kurulu bir rahatlama aracı olarak değerlendirildi. Burjuva iktisatçıların deyimiyle piyasalar 12 Mayıs’tan beri dalagalanıyor ve artık gelinen yerde kriz işaretleri veriyor. Türkiye Borsası’nı yönlendiren İMKB’de kısa bir süre içinde 50 milyar dolarlık değer kaybı yaşanmıştı. Bu tabloya bir de düzen içi çekişmeler ile dış etkenler eklenince, “kriz” sözcüğü tekrar ağızlardan dökülmeye başladı.
Oysa kriz kapitalizmin onulmaz bir yarası ve yapısal bir zaafıdır. Her an patlak vermeye hazırdır. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde siyasal konjonktürden de etkilenmeye açıktır. Zira “sıcak para” diye tabir edilen “dış sermaye” istikrarsızlık gördüğü her an ülkeden kaçabilir. Bugün de siyasal konjonktür krizi tetikleyecek cinstendir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden erken seçimlere kadar uzanan yelpazeye Danıştay saldırısı da eklenmiştir. Kendi içlerindeki çatışmada emekçileri düzenden yana taraf olmaya, tutum almaya çağıran sermaye gericiliği cephesindeki dalaş sürmektedir.
TOBB Genel Kurulu işte bu siyasal çalkantıların gölgesinde geçti. Düzenin bekası sözkonusu olduğunde birleşen sermaye güçleri TOBB Genel Kurulu’nu da bu birlik ve beraberlik tablosunu kullanmanın bir olanağına çevirmeye çalıştılar. Rıfat Hisarcıklıoğlu ve üç sermaye uşağı partinin salona elleri yukarda birleşmiş bir pozisyonda girmesi, “bakın bir şey yok, herşey normal, kontrolümüz altında” mesajı vermeyi amaçlıyordu. Bu mesajı alanlar da sulandırılmış yorumlarıyla olayın üzerine atladıla ve “aferin çocuklar, Türkiye’nin buna ihtiyacı vardı” demeye getirdiler.
Hisarcıklıoğlu Kurul’dan sonra “Türkiye’nin bugünlere ihtiyacı vardı. Herkesin el birliği içinde olduğunu gösteren belki de yüzyılın fotoğrafı oldu. Yetmiş milyona ve bütün cihana elele, hep beraber görüntü verdik” diyerek bunu anlatmaya çalıştı.
Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal ve Mehmet Ağar’ın elele tutuşarak verdikleri fotoğrafın iki anlamı var. Birincisi, her üçünün de sermayeye hizmet ve sadakat konusunda birbirlerinden farkı yoktur. Bu anlamıyla bu birliktelik tablosu bir gerçekliği yansıtmaktadır. Diğer taraftan bu fotoğraf bir aldatmacanın da göstergesidir. Kriz öncesi ortamdan bahsedildiği şu günlerde bu fotoğrafın kendisi emekçilere “bakın ülkeyi yönetenler arasında hiçbir sorun yok, telaşa kapılmayın” mesajı vermeyi amaçlamaktadır.
Oysa liderlerin birlikteliği yahut çatışmasından öte, kapitalist sistem yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Her zaman kriz dinamiklerini içinde barındırır ve çok değişik etkenlerle patlak verir. Ve en önemlisi, kapitalist sistem ekonomik krizlerini hafifletmeyi, yükü emekçilerin omuzlarına yükleyerek sağlamaktadır. Kriz ve istikrar olguları “kimin krizi ve istikrarı?” sorularını beraberinde getirmektedir.
Bu şartlar altında düzen “meşruiyet”ini yitirmemek ve çıkışsız olan bu yola bir aldatmacayla devam edebilmek için böylesi oyunlara başvurmaktadır. Elele verilen pozların gerisinde ise her zaman gerici çıkar savaşları ve yağmadan pay kapma mücadelesi vardır.
Türkiye kapitalizminin yapısal sorunları düzenin yönetici ve uşaklarının elele tutuşup poz vermesiyle ortadan kalkabilecek olgular değildir. Kapitalist düzenin yarattığı sorunların çözümü ancak kendisinin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Bu da emekçilerin kendileri cephesinden verilen mesajı doğru okumasıyla, yani devrim ve sosyalizm mücadelesini büyütmesiyle olanaklıdır.