02.12.2008
30.11.2006 09:23

Papa ziyaretine atfedilenler ve gerçekler...

 

Halkların kardeşçe birliği için sınıf mücadelesi, devrim ve sosyalizm!

Türkiye’yi haftalardır meşgul eden Papa ziyareti nihayet gerçekleşiyor. Bu ziyaretle ilgili Türkiye’nin işçi ve emekçi halkları, düzen cephesi tarafından tam bir demagoji bombardımanına tutuldu. Dinci partilerin ayrı, düzen solunun ayrı ve faşist kesimlerin ayrı mermi kullandığı bu bombardımanla, emekçilerin zihni bulandırılmaya çalışıldı.

Kimi -dincilerin Erbakan kanadı- “peygamberimize hakaret etti, gelmesin” propagandasıyla siyasi prim toplama telaşıyla “eylemler” düzenlerken, kimi -başta CHP olmak üzere düzenin “laik” kanadı- “dinler/medeniyetler arası diyalog için önemlidir, hoş gelsin” propagandasıyla kendi cenahlarından prim toplamaya çalıştı/çalışıyor. Papa’nın ziyareti dini olmaktan öte siyasi bir anlam ifade ettiği halde, birinci cenahın propagandasıyla, etkileri altındaki “müslüman nüfus” düşmanlık hisleriyle doldurulup kışkırtılmakta. Zaten bu kesimin, tıpkı fanatik Hıristiyanlar’da da olduğu gibi, dinler/medeniyetler arası diyalog ve ittifaka meyli bulunmuyor.

 

Dinler/medeniyetler arasındaki düşmanlıklardan besleniyorlar çünkü. Fakat diğer yandan, Papa’nın da böyle bir diyalog ve ittifak gibi bir misyonu ve niyeti bulunmuyor. Dolayısıyla, laik cenahın iddia ettiği gibi, gezisinin bu yönde bir adım olma imkan ve ihtimali de yok.


Fakat bu onun kilisenin ya da Vatikan’ın başı olmasından kaynaklanmıyor. Sömürü ve soygun için yürüttüğü saldırıları “medeniyetler/dinler çatışması” olarak lanse etmeye kalkan emperyalist haydutların has uşağı olmasından kaynaklanıyor. Daha dün, tam da ABD emperyalizminin saldırılarını doruğa çıkardığı bir süreçte, Muhammed’in inananlarını ayağa kaldıracak açıklamalar yaparak, emperyalizmin sömürü ve soygun, ezilen halklarınsa özgürlük ve bağımsızlık için sürdürdüğü savaşı, dinler arası savaşa dönüştürme çabasına dahil oldu. Bu konuşmanın zamanlaması, Papa’nın tepeden tırnağa politik kimliğini ortaya koyarken, içeriği de diğer dinlere -özelde İslamiyet’e- bakışındaki önyargıları ve kindarlığı anlatıyordu. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Muhammedi cemaatlerin tüm protestolarına rağmen sözlerini geri almadı, özür dilemedi. Yani, sonuna kadar sözlerinin arkasında durdu.


Peki nasıl olacak da şimdi, dinler-medeniyetler arasındaki diyaloga, hoşgörüye ve hatta hatta ittifaka hizmet edecek.


Medya, Papa’nın Erdoğan’la ayaküstü görüşmesinde AB sürecine destek verdiğini açıkladığını bildiriyor. Ve Kıbrıs sorununun da BM’de çözüleceğini söylediğini. Görüleceği gibi, Papa’nın tutumu ABD’nin tutumuyla birebir örtüşüyor. O zaman, katkıda bulunabileceği tek diyalog, ABD-Türkiye arasındaki diyalog olabilir. Türkiye’yi yönetenlerin de yıllardır vermeye çalıştığı aynı mesajla karşılaşıyoruz bir kez daha: ABD emperyalizmiyle iyi geçinin, bu “dünyaların efendisi”ne hizmette geri durmayın, onun “medeniyet”ine boyun eğin, böylece çatışmanın dışında kalın… Aslında tabii ki dışında değil, hedefinde olmamak, ABD cephesinde konumlanmak kastediliyor.


Fakat ittifakın bu uğursuz türü zaten biliniyor. Türkiye başta olmak üzere pek çok Arap devleti -üstelik Müslüman kimlikli olanlar- Hıristiyan ABD ile tam bir ittifak içinde Ortadoğu’nun kana bulanmasını seyrediyor. Bu haydutlara alttan alta yardım etmekten kaçınmıyor. Filistin halkının onyıllardır çektiği acılarda, Afganistan’ın, Irak’ın, Lübnan’ın yerlebir edilmesinde, emperyalist haydutlar kadar, onlarla efendi-köle ittifakı kurmuş bulunan bu soysuz devletlilerin eli var. Türkiye’deki her renkten Amerikancı’nın Papa’dan beklediği “diyaloğa katkı” tam da bu tür bir diyalogdur. Çünkü zaten yaşanan, Hıristiyan ve Müslüman halklar arasında bir çatışma, bir çelişki değildir, ki, aralarında diyalog ve barış sağlama ihtiyacı olsun.


Çatışma, emperyalizmle ezilen halklar arasındadır. Çözüm ise diyalogdan değil, emperyalizmi döktüğü kanda boğmak, bu çatışmayı ezilen halklar lehine sonuçlandırmaktan geçiyor. Halkların dinsel, mezhepsel, ırksal her tür önyargı ve düşmanlıktan kurtularak kardeşleşmesi, ancak, bu yönlü kışkırtmaların merkezi durumundaki kapitalist-emperyalist haydutların dünya üzerindeki egemenliğine son vermekle mümkün olacak.

 

İşçiler birliğini ve halkların kardeşliğini oluşturmak, geliştirmek ve geleceğe taşımak için sosyalizm mücadelesini yükseltelim.


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4