30.06.2007 12:08
Polis işkencesi sürüyor
(30.06.07) - Polisin saldırgan ve şoven tutumu her geçen gün, ortaya çıkan yeni yeni örneklerle tescilleniyor. Özellikle Kürtlere ve Alevilere yönelik şiddeti ve saldırgan tavrı bilinen TC polisi yakın zamanda eşcinsellere ve travestilere dadanmış durumda. Tüm toplumdan yalıtılmış durumları ile polis açısından rahat ve meşru bir hedef olan travestilere dönük polisin tüm şoven duyguları ile yaptığı saldırılar özellikle İstanbul Beyoğlu-Taksim civarında yoğunlaşıyor.
Polis tarafından dövülen travesti Öznür Dağ, 10 Haziran gece yarısı evine giderken başına gelenleri şöyle anlattı: "Tarlabaşı'nda yürüyordum. Seks işçiliği yapan 'Y' adlı kadının iki kişi tarafından dövüldüğünü fark ettim. Adamlarından birinin elinde gazeteye sarılı bira vardı. Kadını kaldırımla araç arasına sıkıştırmış, yerde sırtına ve bacaklarına vuruyorlardı. Onları kapkaççı sandım, 'Ne yapıyorsunuz' dedim. Artık hedefte ben vardım."
Dağ'ın anlattığına göre saldırganlar onu da dövdü, hakaret etti. Bu arada Dağ'ı tanıyan transseksüel arkadaşları toplandı. Polisler geldi. İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi transseksüel Ece Dalaman, Dağ'ın yanındaydı: "Polislerin tuttuğu iki saldırgan, kimlik kartı gösterip 'Biz polisiz, devrem' dediler. Bizler 'İşkence yapılıyor, karakola götürün' dedik, götürmediler. Dağılmamızı söylediler."
Daha sonra hastaneye giden ve rapor alan Dağ, polislerden şikâyetçi oldu. Ancak son dönemde polis saldırının artışı dikkat çektiği Beyoğlu’nda bunu engellemeye dönük bırakın bir çabayı tersine artan vakalar göz önüne alındığında desteklendiği görülmekte. Son dönem yaşanan ve ortaya çıkan bazı olaylar şöyle:
26 Nisan: Ü.E, saat 03.00'te bir müzik kulübünden çıkarken gözaltına alındı: "Çok sayıda polis bana vurdu. Saçım çekildi ve travesti oluşum kastedilerek, 'Kestirdin mi o... çocuğu, i.ne' dediler, göğsümü copla dürttüler."
19 Mayıs: Öznur Dağ'a yardım eden İHD'li Ece Dalaman, Tarlabaşı'nda bir arkadaşıyla yürüyordu: "'34 A 86161' plakalı polis aracında oturan bir polis, araçtan çıkarak, 'Buradan geçmeyeceksiniz' diye bağırdıktan sonra copla sol koluma vurdu."
21 Mayıs: M.K., saat 22.00 sularında Tarlabaşı'nda yürürken yolda durduruldu: "Bir süre yerde sürüklendikten sonra zorla araca bindirildim. Karakola girerken tekmeyle dövüldüm."
Aynı gece E.A. da saat 21.30'da Tarlabaşı'nda üçü resmi, biri de sivil, dört polisten dayak yedi: "Dövülerek polis aracına bindirildim. Sürekli tehdit edildim. Taksim İlkyardım Hastanesi'nde araçtan indirilip yine dövüldüm. Daha sonra da Beyoğlu Ekipler Amirliği'ne götürülüp çırılçıplak soyuldum, küfre ve tacize maruz kaldım."
5 Haziran: İstiklal Caddesi'nde midye satarak geçimini sağlayan transeksüel Esmeray, saat 23.00 sularında Tarlabaşı'ndaki evine dönüyordu. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde "Buradan geçmek yasak" diyerek durduruldu: "Polis küfrederek gözüme yumruk attı ve beni yere düşürdü. Sonra diğer görevli memur geldi ve yerde tekme tokat dövdüler."
Polisin “Taksim karışık bir yer. Buraya çıkan herkes sorunsuz değil o yüzden fazla vaka var” şeklinde özetlenebilecek açıklamasına İHD’nin “Beyoğlu’nda işkence var” raporu cevap niteliği taşıyor. İHD raporunda yer alan ve daha önce çokça gündeme gelen bazı olayları tekrar hatırlatmak gerekirse:
* 30 Mayıs: Ömerhayyam'da oturan 28 yaşındaki Resul Pekdoğan'ın evine baskın düzenlendi: "Önce sokakta, sonra karakolda dövüldüm. 'Davacı olursan seni öldürürüz' diye tehdit ettiler."
* 31 Mayıs: 25 yaşındaki Engin Takmaz, Piyalepaşa Bulvarı'nda kimliğini isteyen sivil bir araç içindeki kişilerce dövüldü: "Beni zorla arabaya bindirdiler. Arabada küfür ve dayağa devam ettiler."
* 6 Haziran: 40 yaşındaki Şaban Bakır, İstiklal Caddesi'nde polis, bir kişiye biber gazı sıkarken arada kaldı: "Bana da üç-dört defa sıktı ve yumruk attı. Diğer polisler geldi. Beni yere yatırıp vurdular."
* 7 Haziran: 31 yaşındaki Hacı Ömer Sağlam, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde beklerken dayak yedi: "Polis, 'Niye buradan geçiyorsun' dedi, tokat attı. İtiraz edince diğer polisler de vurdu."
Polis yeni yasası ve artan asayiş olaylarını bahane ederek kendine şiddet için bir zemin yaratmış durumda. Toplumdaki linç psikolojisi ve suçun önlenemeyen yükselişi birleştiğinde polisin şiddeti toplum nazarında da meşruiyet kazanmış durumda. Daha önceden yasadışı yollarla ama devletin şefkatli kollarında yürüyen işkencenin yasal bir nitelik kazanması polisin sınırsız şiddetini yaratıyor. Ancak kim olursa olsun kimliği ne olursa olsun, suçlu veya değil işkence insanlık suçudur. Buna karşı durmak bırakın demokrat, solcu vs olmayı insan olmanın gereğidir. Kapitalizmin yarattığı her şeyinin olduğu gibi polisinin de insanlığın düşmanı olduğu söylemek çok fazla olmayacaktır.