31.07.2007 16:16
İnkara, imhaya ve asimilasyona devam!
Kürt halkına özgürlük!
AKP'nin ikinci hükümeti döneminde Güney Kürdistan'a sınır ötesi operasyon düzenlenmesine nasıl yaklaşacağının ilk işareti AKP milletvekili ve Başbakanlık Dış Politika Danışmanı Egemen Bağış tarafından verildi.
İngiltere'de yayımlanan The Telegraph gazetesine konuşan Bağış, “Türkiye'nin, ABD ile çatışma pahasına olsa da Irak'a girmeye hazır olduğu”nu söyledi. Bağış, “ABD'nin müdahale etmediği için Türk kuvvetlerinin Irak'taki PKK'ye karşı operasyon yapmaya hazır olduğu”nu belirterek, “Bunu yapmaya mecbur kalmayacağımızı umuyoruz. Müttefiklerimizin bir şeyler yapmaya başlayacağını umuyoruz ancak eğer yapmazlarsa birçok seçeneğimiz var” şeklinde konuştu.
Bağış, ABD ve İngiltere'nin, “PKK'nin oluşturduğu açık ve net tehdide karşı Türkiye'ye yardımcı olması gereğini” vurgulayarak, “Eğer bir müttefikiniz size yardımcı olmazsa, ya dürüstlüğünü ya da kabiliyetini sorgularsınız” ifadesini kullandı ve “ABD'nin, Türkiye'nin, Washington ile çatışma pahasına olsa da Irak'a girmeye hazır olduğunu anlaması gerektiğini” ifade ederek, “Bir saniye bile tereddüt etmeyiz ve hiç kimseden izin istemeyiz” dedi.
Kuşkusuz bu açıklamanın “ABD ile çatışma pahasına” bölümü inandırıcı olmaktan uzaktır. Ne AKP'nin, ne de CHP ve MHP'nin ABD'ye rağmen böyle bir eylemde bulunmasının sözkonusu olamayacağı biliniyor. Fakat bu sözler, Güney Kürdistan'a sınır ötesi operasyon üzerinden süren şovenizm-milliyetçilik yarışında AKP’nin yeni hükümet döneminde MHP ve CHP'nin gerisinde kalmayacağını da gösteriyor.
Bütün bu gelişmeler, yeni dönemde de Güney Kürdistan'a sınır ötesi operasyon konusunun gündemin ilk sıralarına yerleşeceğini gösteriyor. Öyle anlaşılıyor ki, 4 Ağustos'ta açılacak yeni meclisin gündeminde Güney Kürdistan'a sınır ötesi operasyon da yer alacaktır. Tüm temel konularda AKP ile aynı programa sahip olan MHP ve CHP'nin, Cumhurbaşkanlığı seçiminin sona ermesinin ardından AKP'yi Güney Kürdistan'a yönelik sınır ötesi operasyon konusunda sıkıştıracağı açıktır.
Bütün ön işaretler, Güney Kürdistan'a sınırötesi operasyon üzerinden tırmandırılan milliyetçilik ve şovenizmin sadece Güney Kürdistan yönetimine değil, özellikle tüm Kürt halkına ve mecliste temsil edilen DTP'ye karşı iç politika malzemesi olarak kullanılacağını göstermektedir.
Tüm bu yaşananlar, sermaye iktidarı altında bu topraklarda halkların eşit ve gönüllü birliğinin sağlanamayacağını bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu düzenin partileri dahil tüm kurumları, halklar karşısında zorbalığı, inkarcılığı, şovenizmi savunmaktadır. Sermaye iktidarı altında bu ülke halklar hapishanesi olmaya devam edecek, inkarcılık ve asimilasyon, ulusal baskı ve zulüm sürecektir.
Bundan kurtulmanın yolu, tüm milliyetlerden emekçilerin işçi sınıfının devrimci bayrağı altında birleşmesinden geçmektedir. Bu topraklarda halkların gerçek özgürlüğü ve tam eşitliğe dayalı gönüllü birliği ancak bu bayrak altında savaşılarak kazanılabilir. Halkların devrimci birliği, sermaye iktidarı ve emperyalistler yenilgiye uğratılarak sağlanabilir.