31.08.2007 07:12
Kapitalizm savaş demektir...
Barış sosyalizmle gelecek!
İşçiler, emekçiler!
1 Eylül Dünya Barış Günü yaklaşıyor.
Şimdi yine savaş kundakçılarının barış nutuklarını dinleyecek, katillerin timsah gözyaşlarını izleyeceğiz.
Dünya halklarını 2 kez kana bulayan kapitalist/emperyalist sistem bir kez daha halkların kanını dökerken “barış” söylemleri kullanacak. Ne var ki, emperyalist savaşları temennilerle önlemek imkansızdır. Çünkü kapitalist kâr hırsı artarak, emperyalist paylaşım kavgası büyüyerek süregelmiştir.
Savaş kundakçıları bölgemizde!
Bu paylaşım kavgasının, savaşın, kan, gözyaşı, acı ve ağıtın bugünkü adresi ise Ortadoğu’dur. Ülkemizin de içinde yer aldığı bu bölge, gerek zengin kaynaklarıyla, gerekse de Doğu’ya açılan kapı olması nedeniyle, Amerikan emperyalizminin göz diktiği bir alandır. Bölge üzerinde yıllardır uygulanan kirli planlar, sonunda, Afganistan ve Irak’ın fiili işgalleriyle somutlanmış bulunmaktadır. Filistin’de ise akan kanın bir saniye durmadığı biliniyor. Siyonist İsrail devleti, emperyalist devletlerin sistemli biçimde donattığı ordusuyla, bölge halklarının tepesinde bir kılıç gibi sallanıyor.
İşgal altındaki ülkelerin halkları kan içinde yüzmeye devam ederken, bölgenin diğer halkları da sürekli tehdit altında tutuluyor. İran ve Suriye’ye yönelik iftiralar, kışkırtmalar birbirini takip ediyor. Emperyalist yalan makinesi, Afganistan ve Irak’tan sonra, bölgenin diğer halklarına karşı da harekete geçirilmiş bulunuyor.
İşbirlikçi burjuvazi emperyalizmin suç ortağıdır!
Türkiye’nin işbirlikçi burjuvazisi, leş kargaları misali, viraneye çevrilen Irak’ta inşaat taşeronluğu kapabilmek için, devletin her türlü suç ortaklığını teşvik ediyor. Irak halklarının kanını paraya tahvil edebilmek için, Türkiye halklarının kanını feda etmeye hazır olduğunu beyan ediyor.
Bu kadar rahat feda ediyorlar, çünkü dökülecek olan kan kendi çocuklarının değil, işçi ve emekçi çocuklarının kanıdır. Savaşlarda ön cephelere sürülen, emperyalistlerin kirli savaşlarında ölen ve öldüren onlardır. Emperyalistler sadece savaş sonrası ganimeti paylaşır.
Türk devleti sadece topraklarındaki emperyalist savaş üslerinden komşu halkların başına bomba yağdırılmasına ortak olmuyor, emperyalist savaş aygıtı NATO’nun hizmetinde, ordusunu oradan oraya sürüyor. Afganistan’da, Lübnan’da emperyalist teröre alet ediyor.
Kürt halkına karşı kirli bir imha savaşı yürütülüyor
Türk sermaye devleti, sadece emperyalizmle işbirliği çerçevesinde komşu halklara yönelik savaşlara katılmıyor. İçerde de Kürt halkına karşı kirli bir imha savaşını yıllardır sürdürüyor.
Bu savaş, Kürt halkının haklı ve meşru taleplerine karşı ısrarla sürdürülmeye devam ediliyor. Çünkü, ‘terör’ kılıcı işçi ve emekçilerin tepesinden eksik edilmek istenmiyor. Kürt halkının gaspedilen ulusal haklarına, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin gaspedilen demokratik hakları eşlik ediyor.
Emperyalist savaşlara son vermek için sınıf savaşını yükseltelim!
Bütün bu gelişmeler ve burada sayamadığımız daha niceleri, savaşlardan beslenen emperyalist/kapitalist güçlerin halkların barış özlemlerine yanıt veremeyeceğini göstermektedir.
Barış, ancak savaştan hiçbir çıkarı olmayan, tam tersine en büyük zararları gören işçi sınıfları ve emekçi halklar tarafından kalıcı olarak kurulabilir. Ama bunun için ‘güç’, iktidar işçi sınıfının elinde olmalıdır. Savaş kundakçılarını engellemek için gereken iktidar gücüne sahip olmadan, işçi sınıfının savaşları önlemesi mümkün olmadığı gibi, emperyalist savaşlarda piyon olarak kullanılması da kaçınılmazdır.
Türk sermaye devletinin gerek Kürt halkına, gerekse emperyalizmin hizmetinde komşu halklara karşı giriştiği savaşlara engel olmak için sınıf mücadelesinin yükseltilmesi şarttır. İşçi sınıfı, ‘Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!’ şiarı altında mücadeleye atılmalı, emekçi kitleleri bu şiar etrafında birleştirmelidir.
Çok zor koşullar altında, işsizlik tehdidi eşliğinde hayat mücadelesi veren işçi ve emekçilerin, ekonomik, demokratik haklarını korumak ve geliştirmek için de birleşik bir mücadeleye ihtiyaç duyduğu kesindir.
Barış sosyalizmle gelecek!
Demokratik hak ve özgürlük mücadelesinde birleşen ve savaşan işçi sınıfları, sosyalist iktidarlarını kurduklarında savaşları önleme gücüne de kavuşacaklardır.
Türkiye işçi sınıfı emperyalistlerin davası için değil, kendi davası için savaşmalı, dünyayı kalıcı bir barışa kavuşturmak için sosyalizm mücadelesini yükseltmelidir!
Kahrolsun emperyalist savaş kışkırtıcılığı!
Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın sosyalizm!
Bağımsız Devrimci Sınıf Plaftormu