31.08.2007 11:03
Katliamcı devlet gerçeği…
(31.08.07) - 19 Aralık katliamının ardından sermaye devleti onlarca yalan söyledi. Devrimciler "kendilerini yakmış"tı, jandarmayı görür görmez "ateşli silahlarla saldırmışlar"dı ve hatta "birbirlerini vurmuşlar"dı. Ancak operasyonun 7. yılında yalanlar bir bir ortaya çıkmaya başladı. Hatta bu gerçeği ifşa edenlerin bir kısmı, 19 Aralık günü operasyonu yürütenler arasındaydı. Örneğin "Hayata Dönüş" operasyonu davasında katliama katılan askerlerden birinin ifadesi; devrimciler tarafından vurulduğu iddia edilen bir askerin yine asker tarafından vurulduğunu ortaya çıkarmıştı. Şimdi ise operasyonun Bayrampaşa ayağına katılmış ve hatta bu operasyondan sonra terfi ile ödüllendirilmiş emekli Binbaşı Zeki Bingöl’ün yazdığı kitap konuşuluyor. “Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği” isimli kitap, devrimcilerin operasyona dair söylediklerini doğrular nitelikte.
Zeki Bingöl’ün kitabı neden kaleme aldığının zerre kadar önemi yok. Bir vicdan rahatlaması mı yaşamak istiyor, yoksa yıllarca askeri olduğu devleti aklamak mı bunu kitaptan anlamak mümkün değil. Ancak yazılanlar akıllardan hiç çıkmayan 19 Aralık görüntülerinin tekrarı sanki…
Zeki Bingöl Bayrampaşa Cezaevi’de ilk kurşunu jandarmanın sıktığını ifade ediyor. Ve bu ifadesini yer ve gerekçe vererek açıklıyor. Ayrıca “bizi diri diri yaktılar” cümlesini işittiğimiz kadın tutsakların karşı karşıya kaldıkları terörden de ayrıntılarıyla bahsediyor. Yangının nasıl çıktığı, neden söndürülemediği… Bingöl yangını içeride bulunan bir yanıcı maddeden dolayı söndüremediklerini iddia etse de, iki satır sonra yazdığı “tavandaki birlikler gaz atıyordu” cümlesi; “yukarıdan yanıcı madde atıyorlardı” iddiasının da gerçek olduğunu ortaya çıkartıyor. Bunların bir cins yuvarlak lastik topa benzeyen gaz bombaları olduğunu da belirtiyor.
"Hayata Dönüş" operasyonunda cezaevlerinde korkunç bir katliam gerçekleşti. Ancak katliam kadar devrimci tutsakların sergilediği direnişin görkemi de hala akıllardan çıkmadı. Sermaye düzeni direnişi karalamak için binbir yalan söyledi. Zira 19 Aralık direnişi devletin acizliğini gözler önüne serdi. Her türlü teçhizatla denetimi altındaki cezaevlerine operasyon düzenleyen ancak devrimci iradenin duvarına çarpan devlet direnişi karalayarak politik olarak aldığı yenilginin üzerini örtmeye çalıştı. Bu yüzden medyayı da kullanarak toplumun bilincini manipüle etmeye, gerçekleri yalan ve demagojilerle çarpıtmaya çalıştı. Ama bunlar da bir yere kadar… Gerek devrimci tutsakların anlatımlarından gerekse de eli kanlı katillerin ifşaatlarından gerçekler eninde sonunda ortaya çıkmaya devam ediyor! Katliamın boyutunu itiraf edenler hizmet ettikleri düzenleriyle beraber yaptıklarının hesabını verecekler. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!