17.05.2008
22.10.2007 15:02

KCK'den barışçıl çözüm çağrısı - ANF

 

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani'nin yaptığı çağrıya KCK'den yanıt geldi. KCK, 'ortaya konulacak bir siyasi çözüm projesini görüşmeye hazır olduklarını' bildirdi.

Koma Civakên Kurdistan (KCK), Talabani ve Barzani'nin çağrılarına yanıt verdi. Kanal D yayınında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani 'PKK'yi şiddeti durdurmaya davet ettik, onlar da bu teklifi değerlendiriyorlar' açıklamasında bulunmuştu. Barzani de, dün Hewler'de Talabani ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye'nin barışçıl bir plan sunmasını istemişti. KCK, 'ortaya konulacak bir siyasi çözüm projesini görüşmeye hazır olduklarını' belirtti. 'Ortadoğu'da çözüm bekleyen Kürt sorunun varlığı bir gerçektir. Kürt sorunundan kaynaklı bugün Türkiye, İran ve Suriye'de çeşitli toplumsal olayların yaşandığı bilinen bir durumdur. Biz Kürt tarafı olarak bölgemizin temel sorunlarından olan bu sorunu şiddetle değil, mevcut sınırlara dokunmadan, diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözmek istiyoruz' diyen KCK açıklamalarında şu değerlendirmelerde bulundu: 'Kürt halkının istediği, sadece bir halk olmaktan kaynaklı doğal haklarıdır. Özgürce siyaset yapabilme, kimlik ve kültürel haklar olarak tanımlayabileceğimiz bu haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, çağdaş dünyanın kabul ettiği temel haklar arasında bulunmaktadır. Bu sorunun çözümü ilgili devletlerin Kürt halkının bu insani isteklerine cevap vermesiyle mümkündür. Bu eksende gelişecek Kürt sorununun çözümü, aynı zamanda bölgenin demokratikleştirilmesi istikrarın gelişmesinde de önemli bir işlev görecektir.

Ateşkes karşılık bulmalı

Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl-demokratik yöntemlerle çözümü için Önderliğimiz Abdullah Öcalan şimdiye kadar birçok kez çözüm projelerini sunmuş ve çeşitli defalar ateşkes çağrıları yapmıştır. En son 2006 yılı ortalarında ulusal ve uluslar arası birçok gücün çağrısı üzerine, Hareketimiz 1 Ekim 2006'dan itibaren geçerli olmak üzere tek taraflı ve süresiz bir ateşkes sürecini başlatarak, demokratik çözüm için uygun olanaklar yaratmıştır.' KCK, ancak Türk hükümetinin bu olanakları değerlendirmediği gibi, Türk ordusunu da, yapılan ateşkesi, tersinden yorumlayarak Türkiye'yi bir parçalama senaryosu olarak değerlendirdiği ve çatışmasız ateşkes ortamını tümden ortadan kaldırmak için operasyonel saldırılarını iki-üç kat arttırdığını kaydetti. Gerçekleştirilen operasyon ve çatışmalara ilişkin bilgi veren KCK şöyle dedi: 'Bu dönemde bazıları İran devletiyle ortak olmak üzere toplam 485 imha amaçlı operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu operasyonlar sonucu asker ve gerilladan karşılıklı olarak ağır kayıplar yaşanmıştır. Operasyonların yapıldığını inkar etmeyen Türk ordusunun Kara Kuvvetler Komutanı İlker Başbuğ, 5 Ekim 2007 tarihinde Diyarbakır'da basına dönük yaptığı açıklamada, yıl boyunca sürdürdükleri operasyonlarla PKK'yi ciddi anlamda baskı altına aldıklarını, 'bu baskının önümüzdeki sonbahar ve kış döneminde de artarak devam edeceğini' söylemiştir. Aynı açıklamada, 'PKK'nin silahlı kadroları olduğu sürece operasyonların devam edeceğini' belirtmiştir. Görüldüğü gibi Türk devlet yetkilileri, yaptığımız ateşkesi hiç tanımadıklarını ve var gücüyle ortadan kaldırmak için saldırılarını arttırdıklarını itiraf etmişlerdir.'

Ateşkes sürece devam ediyor

Bugün devam eden çatışma düzeyinin tamamen bu inkarcı zihniyetin ve politikanın bir sonucu olduğunun altını çizen KCK, 'Biz resmen ateşkesi sonlandırmış değiliz. Ancak Türk devletinin tek yönlü gerçekleştirdiği saldırılarla ateşkes ortamı kalmamıştır. Hareketimizin sorunu barışçıl yöntemlerle çözme çabalarını ve yarattığı zemini doğru karşılayıp, demokratik yöntemlerle çözeceğine, aksine tüm Kürt özgürlük dinamiklerini şiddet yöntemiyle ortadan kaldırmayı dayatmıştır. Bir taraftan Şırnak, Siirt ve Hakkari gibi yerler askeri bölge ilan edilerek operasyonlar arttırılırken, öbür taraftan sivil insanların kurşuna dizilmesi ve Kürt halkının yasal demokratik kurumları üzerindeki baskı, tutuklama ve şantajla teslim alma, yöntemleri bir sıkıyönetim idaresini aratacak düzeye vardırılmıştır. Öbür yandan Türk devleti, İmralı'da tutuklu bulunan Kürt halk Önderliği üzerinde tecrit ve izolasyonu arttırarak, insanlık dışı uygulamalar geliştirmiş, zehirlenme durumuyla birlikte yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına rağmen tedavisi halen yapılmayarak, böylece Kürt halkının taleplerinin karşılanmaması ve iradesinin kırılması için her türlü yöntemi denemiştir' ifadelerini kullandı.

DTP'nin Meclis'te olması bir şans

22 Temmuz 2007 tarihinde Türkiye'de yapılan genel seçimde, Kürt temsilcilerinin parlamentoya girmemesi için yeni kanunlar çıkarıldığı ve çeşitli engeller geliştirildiğini hatırlatan KCK, buna rağmen, bir grup parlamenterin Kürt kimliğiyle Türkiye parlamentosuna girmesinin diyalog ve demokratik çözüm için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. KCK açıklamasında devamla şunlar belirtildi: 'AKP hükümeti ve Türk devleti bu fırsatı olumlu yönde değerlendireceğine, bu parlamenterleri ciddi bir baskı altına alarak, teslim almaya dönük çeşitli yöntemler geliştirmektedir. Parlamenter dokunulmazlığına rağmen Türkiye tarihinde görülmeyen bir biçimde, Kürt parlamenterler için yargılama kararları verilmekte, üzerlerindeki baskı ve tehdit süreklileştirilmektedir. Aynı biçimde Kürt belediye başkanlarının her biri için açılan davalarla kimileri görevden alınırken, kimileri tutuklanmakta, tümü üzerinde de tehdit unsuru arttırılmak istenmektedir. Hareketimizin ilan ettiği ateşkese karşı Türk devleti, geliştirdiği topyekun saldırılarla Türkiye Kürdistan'ında Kürt Özgürlük Hareketini tamamen bitirmeye yönelmiştir. Yapılan saldırılar karşısında savunma pozisyonda olan gerilla ile yaşanan çatışmada verilen asker kayıplarını bir taraftan gerekçe yaparak Türk toplumunda ırkçılık ve militarizm geliştirirken, diğer taraftan ise aynı gerekçe ile Irak Kürdistan'ına saldırmak için meclisinden tezkere kararını çıkarmıştır.

Devlet mağdur taraf değil

Bu tezkerenin bir amacı hareketimizi tasfiye etmek ve Irak Kürdistanı'ndaki Kürt Federe yapılanmasını ortadan kaldırmaktır. Bunun için Kürtler arası çatışma yaratmak ve istikrarı bozmayı amaçlamıştır. Oysa bugün resmi bir statüde bulunan Irak Kürdistan'ı Federe Hükümeti ile Türkiye parlamentosundaki Kürt milletvekilleri barışçıl çözüm ve diyalog için zemin oluşturma ve destek sunmada bir rol üstlenebilecekken, her iki kesimde dıştalanmak ve hedeflenmek istenmektedir. Böylece Türk devletinin Kuzey ve Güney Kürdistan'da Kürt halkının iradeleşmesini istemediği, saldırıları bunun için tırmandırdığı açığa çıkmaktadır. Teskerenin diğer amacı da, ABD Kongresi gündemine giren Ermeni soykırım yasa tasarısına karşı bir misilleme yapmak ve Irak Kürdistanı'ndaki istikrarı bozarak Irak'ı karıştırmaktır. Buna bağlı olarak Türkiye-İran-Suriye'nin geliştirdiği anti-Kürt, anti-PKK ittifakının temel amacı bölge halklarına hiçbir yararı olmayan statükoyu güçlendirmek ve ABD'yi zorlamaktır.' KCK, 'Türk devleti hem kendisi saldırmakta, hem de gerçekleştirdiği saldırılarda yaşadığı kayıpları abartarak günlerce gündemde tutup, kendisinin saldırı altında olduğunu dünya kamuoyuna yansıtmaya çalışmaktadır. Gerçek böyle değildir' diyerek, 'Türk devleti mağdur ve saldırıya uğrayan taraf değil, saldıran taraf pozisyonundadır' diye kaydetti. Kürt özgürlük güçlerinin ilan ettikleri ateşkese bağlı kaldıklarını ifade eden KCK, ancak gelişen saldırılar karşısında meşru-müdafaalarını yapmak zorunda bırakıldıklarını vurguladı.

Operasyonlar durursa çatışmalar sona erer

KCK, 'Açıkça belirtiyoruz ki, Türk devletinin saldırılarını durdurması halinde, tırmandırılan gerginlik ortamı yerini çatışmasız bir ortama bırakacaktır' mesajını verdi.
Diyalog ve barış istediklerini bir kez daha dile getiren KCK, 'Hareketimiz ve halkımız her koşul altında kendini savunabilecek örgütlenme, güç ve kudrete ulaşmış bulunmaktadır. Ancak silahlı çatışmayla değil, barışçıl ve demokratik uygar yöntemlerle sorunları çözmek istediğimiz için barış ve diyalog yolunu tercih ediyoruz' dedi. Talabani ve Barzani'nin çağrısı üzerine siyasi bir çözümü görüşmeye hazır olduklarını belirten KCK şunları kaydetti: 'Ortaya konulacak bir siyasi çözüm projesini görüşmeye hazır olduğumuzu, barışçıl bir ortamın gelişmesi için üstümüze düşen sorumlulukların gereğini yerine getireceğimizi bu vesileyle bir kez daha belirtiyoruz. Fakat şimdi devam ettiği gibi, şiddet yöntemiyle Kürt halkının özgürlük iradesini kırma ve kazanımlarını hedefleyen operasyonlar karşısında doğal olarak halkımız Kuzey'de ve Güney'de meşru müdafaasını yapacaktır ve Türk devletinin imha operasyonlarına karşı direnmede hiçbir tereddüt yaşamayacak, bu konuda kararlılığını sonuna kadar sürdürecektir. Kürdistan'ın dört parçasındaki ve yurtdışındaki tüm halkımızı, Türk devletinin öncülüğünde gelişen saldırılara karşı daha fazlı dayanışma ve ulusal-demokratik birlik ruhuyla durmaya ve haksız saldırılar karşısında gücünü birleştirerek bu saldırıları boşa çıkarmaya davet ediyoruz. İçinde bulunduğumuz bu tarihi süreçte halkımızın kitlesel gücünü ortaya koyarak sesini yükseltmesi, demokratik çözümdeki ısrarını ve iradesini ortaya koyması açısından önemli bir görev durumundadır.''

Devlet terörüne karşı çıkılmalı

Sınırötesi operasyona ilişkin tezkereye de değinen KCK, 'Türk devletini TBMM'den geçirdiği tezkereyle Kürt halkına karşı ilan ettiği savaş seferberliğiyle geliştirmek istediği tehlikeli maceradan vazgeçmeye, bunun bölge, Türkiye ve Kürt halkına büyük zararlar vereceğini görerek, Hareketimizin sorunu barışçıl, demokratik yöntemlerle çözme yönündeki girişim ve çağrılarına olumlu cevap vermeye' çağrıdı. Türk devletinin Kuzey'de ve Güney'de Kürt halkına karşı geliştirdiği seferberliğin bin yıllık Kürt-Türk dostluğunu sona erdirecek ve telafisi imkansız tahribatlara yol açacak nitelikte olduğunu vurgulayan KCK son olarak şu çağrılarda bulundu: 'Türk devletinin bu girişimine karşı, barıştan, kardeşlikten yana olan tüm Türkiye demokrasi güçlerini göreve çağırıyor, Önderliğimizin kalıcı barış için sunduğu makul çözüm projelerine sahip çıkarak bölgede istikrar ve kalıcı barışın gelişmesi için çaba göstermeye davet ediyoruz. Başta ABD ve AB olmak üzere, bütün uluslararası güçleri Kürt sorununun şiddetle değil, barışçıl demokratik yöntemlerle çözülmesi için çaba göstermeye, Türk devletinin Kürt halkına karşı uygulamakta olduğu haksız saldırılara ve devlet terörüne karşı durarak, barışçıl bir sürecin gelişmesi için rollerini oynamaya çağırıyoruz. Kürt sorununun evrensel hukuk normlarına uygun bir biçimde çözüme kavuşması için gösterilecek çabalara Kürt halkının da karşılık vererek bölgede demokratikleşme, barış ve istikrarın gelişmesinde üstüne düşeni yapmakta kararlı olduğunu ve Kürt halkının bir irade ve istikrar gücü olmada ısrarlı olacağını vurgulamak istiyoruz.'

BEHDİNAN - ANF


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1