02.11.2007 13:43
Bahoz Erdal: Türk ordusu tarihi yenilgi alacak
Çözüme hazır olduklarını açıklayan HPG Anakarargah Komutanı Bahoz Erdal, ancak saldırılara karşı büyük bir direniş ve savaşa hazır olduklarını kaydetti. Erdal, olası bir sınırötesi operasyon olması halinde, Türk ordusunun tarihi yenilgi alacağını söyledi. HPG Komutanı, Kürtlere yönelik saldırılar karşısında Kürt gençlerinin de cevapsız kalmayacağı uyarısında bulundu.
Yaşanan son gelişmeleri, “AKP hükümeti herşeyden önce, Kürt özgürlük hareketini ezme ve yok etmeyi hedef aldığını, Genelkurmay başkanlığıyla bu temelde uzlaştığını söyleyebiliriz” şeklinde değerlendiren HPG Komutanı Bahoz Erdal, Türk hükümetinin politikalarını şöyle ifade etti: “AKP hükümeti sadece Türkiye içinde değil, tüm komşu ülkeleri dolaşarak, uluslararası güçleri de kendi etkisine alarak, bölgesel ve uluslararası güçlerden de yardım alarak bu konsepti yürütmek istmektedir. Türkiye yeni bir konseptin öncülüğünü yapmaktadır. Bu konsept de Kürt düşmanlığının genişletilmesi konseptidir. Türkiye, Suriye, İran ve hatta Irak devletlerini de bu konseptin ve saldırının ortağı yapmak istemektedir. Bunu kabul etmeyenleri de ya tehditle ya da tavizlerle yanına çekmek istemektedir.”
Kürt gençleri saldırıları cevapsız bırakmayacak!
Son olarak çıkarılan tezkereye de dikkat çeken Erdal, “Bu, kendisiyle birlikte savaşın sadece gerilla ve Türk ordusu arasında değil, toplumsal bir çatışmaya dönüşme riskini getirmiştir” dedi. Kürt halkı da elbetteki sonuna kadar buna sessiz kalmayacak, Kürt gençleri bu saldırıları cevapsız bırakmayacaktır. Bu yüzden AKP’nin yürüttüğü bu siyaset, hem Türkiye hem de Kürdistan’da istikrarsızlığın derinleşmesine ve savaşın genişlemesine yol açacaktır. Bu, tehlikeli, bölge ve Türkiye halkına hizmet etmeyen bir siyasettir” diye uyardı.
Türk devleti ve Türk basını, gerçekleri ters yüz ettiğini kaydeden Erdal, “sanki Türk ordusu kendi yerlerinde durmuş, biz ise her yönden saldıran konumundayız gibi göstermek istemektedirler. Bu şekilde toplumu tahrik etmek, bizim meşru müdafaa mücadelemizi teşhir etmek, dış güçlere böyle göstermek istemektedirler” ifadelerini kullandı.
Erdal son dönemlerde artan çatışma ve kayıpların temel nedeninin Türk ordusunun operasyonları olduğunu söyleyerek, gerillanın saldırılar karşısında meşru savunma hakkını kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini belirtti.
‘Türk devleti hangi dilden anlıyorsa, o dilde cevap verilir!’
Türkiye’nin olası bir sınırötesi operasyonu sert karşılık vereceklerini dile getiren HPG Komutanı Erdal, “Bu saldırılara karşı HPG, Türk devleti, hangi dilden anlıyorsa o dille tutum takınacaktır” şeklinde uyardı. Erdal şöyle devam etti: “Halkımız da, hareketimiz de, siyasi bir çözümü istediğini defalarca dile getirdi ve bugün de biz çözümün burda olduğuna inanıyoruz. Bu konuda hareketimiz ciddidir. Bu çözümü istememiz, bizim zayıflığımızdan illeri gelmemektedir. Biz, siyasi çözüm konusunda ciddi olduğumuz kadar, büyük bir direniş ve büyük bir savaş için de hazırız ve bunda da ciddiyiz. Siyasi ve barışçıl çözümü Türk devletinin önüne koymamıza karşın, o savaşla cevap verdi.”
“Türk ordusunun saldırı operasyonları arttıkça ve genişledikçe, savaş da o kadar yükselecek, cevabımız ve eylemlerimiz de büyüyecektir” diyen Erdal, şöyle konuştu: “HPG’nin tutumu, Türk devletinin siyaseti ve Önderliğimize, halkımıza yaklaşımla ve Türk ordusunun operasyonlarıyla bağlantılıdır. Bu yüzden HPG’nin 2007 yılının başından bugüne kadar ki tutumu, güçlü bir direniştir. HPG gerillası, tüm cephelerde, Amed’ten Dersime, karadeniz’e, Serhat’a Amanoslara ve Güney Kürdistan sınırına kadar, tüm cephelerde, tereddütsüz bir şekilde üzerine düşeni yapmış ve bundan sonra da aynı kararlılık ve ısrarla buna devam edecektir.”
Gabar ve Oramar’da Türk ordusunun ağır kayıplar aldığı gerilla eylemlerine değinen HPG Komutanı, “Bu eylemler, HPG’nin savaş ve direniş kabiliyetini gösterirken hiçbir gücün Kürdistan gerillasının gücünü kıramayacağını da ispatladı. Bu direnişler, Türk devletinin “tek bir PKK’li olana kadar savaşacağız” söyleminin ne kadar yanlış bir zihniyet ve boş bir söylem olduğunun, sonuçsuz ve temelsiz olduğunun ıspatıdır. Bu direnişler, AKP hükümetinin savaş siyasetinin, savaşla çözüm çabasının ne kadar sonuçsuz olduğunu ve kendilerine dönerek onlara zarar verdiğinin ispatıdır” dedi.
Türk ordusu güçsüz olduğu için yalana başvuruyor!
Türk ordusunun kayıplarını gizlediği ve yalan söylediğini belirten Erdal, bu durumu şöyle değerlendirdi: “Bütün bunlar neyi gösteriyor? Bir kişi veya bir hareket, güçlüyse, kendine ve davasının adaletine inanıyorsa yalan söylemeye, yalan haberler yaymaya ihtiyaç duymaz. Bugün, Türk genelkurmayı, eğer savaş hakkında bu kadar yalan haber yayıyorsa, -ki Dersimde de 15-20 kişiyi öldürdüklerini söylediler ama o da doğru değildi, büyük bir darbe yedi- bu, bir yandan Türk devletinin savaş meydanında ne kadar çaresiz olduğunu gösterir. Çaresiz olduğu, darbe yediği, büyük kayıplar verdiği için bu yalan haberler yapmaya ihtiyaç duyuyor.”
Askerlerine sahip çıkacak asaletleri yok!
Ellerindeki sekiz esir askerin durumunun iyi olduğunu belirten Erdal bu konuda şunları söyledi: ‘’ Diğer yandan, askerlerine ne kadar değerlerine bağlı oldukları da bu direnişle açık bir şekilde ortaya çıktı. 8 askeri elimizde esir olduğu halde bunu halkından saklıyor, onları hiç sormuyordu. 2 yıl önce de dersim’de bir askerleri güçlerimiz tarafından esir alınmıştı, şimdi de 8 asker. Bunları sormuyor elinden gelse toplumun gözlerini ve kulaklarını kapatır, kimsenin görmesini ve duymasını istemez. Saklamaları neyi gösteriyor? Bu, Türk ordusunda maneviyatın, birbirine bağlılığın zayıflığın gösteriyor. Bir asker, komutanının bu yaklaşımı karşısında nasıl bir moralle savaşabilir, nasıl savaş cephesine gidebilir? İsrail gibi bir devlet, esir bir askerini alabilmek için kendi karşıtının yüzlerce savaşçısını bırakabiliyor. Tek bir askeri için bunu yapması, askerine olan bağlılığını gösteriyor. Oysa Türk ordusu ve hükümeti, bu büyüklüğü, feraseti ve asaleti göstermiyorlar. Bu da onlar için Türk askerinin bir araç, bir silah olduğunu, vatan ve bayrak savunması edebiyatının ne kadar boş olduğunu, toplumu bununla kandırdıklarını gösteriyor.
Esirler için de şunu söyleyebilirim. Açıkladığımız gibi esirler elimizdedir ve sağlık durumları yerindedir. İnsanı bir muameleyle onlara yönelik hiçbir olumsuz yaklaşımımız olmamıştır. Hatta uluslararası sözleşmelerdeki kurallardan daha insani bir yaklaşımımız söz konusudur.”
Türk hükümeti yanlış yerde çözüm arıyor!
Erdal Türk devletinin sınırötesi operasyon tehditlerine ilişkin “Türk hükümeti, yanlış yerlerde çözümü aramaktadır. Sorunun kaynağı, Türkiyedir ve çözümde ordadır. Türk hükümeti, ister bölge ve dış güçler üzerinde baskı kursun, ister taviz koparmak için herşeyi satsın, yine de hiçbir sonuç alamayacaktır” diye konuştuç.
“Türk devleti, gerilla güçlerinin sınır bölgelerinden çıkarılmasını, ve öncü kadroların yakalanıp kendisine teslim edilmesini istiyor” diye belirten Erdal, “Buna karşı şunu sormak lazım, sen 25 yıldır, tüm gücün, ordun ve imkanınla bu harekete karşı kuzeydeki savaşında kaç öncü ve sorumlu düzeyde kadro yakaladınki, şimdi diğerlerinden isityorsun. Sen Kürdistan gerillasını, HPG gerillasını Kuzey Kürdistan’dan Türkiye toprağından çıkarabildin mi ki, diğerlerinden bunu istiyorsun. Türk devleti, Irak ve Güney Kürdistan bölge hükümetinden istediklerini kendisi yerine getirebildi mi? Getirememiş ki, başkalarından isteyebilsin” şeklinde konuştu.
Biz burada esir değiliz ki teslim alsınlar!
Erdal, “Biz burada esir ve rehin değiliz ki birileri bizi alıp teslim etsin” diye tepki göstererek “Kürdistan gerillası, kendi iradesi olan, bir özgürlük gücüdür. 23 yıldır bu dağlarda mücadele yürütmektedir. Bazı dönemler oldu ki, herkes bu güce kadar savaştı ama iradesini kıramadı ve tek bir insanı da teslim alamadı. Bu yüzden, asi Kürdistan dağları bize yeterdir. Halkımızın yardımı bize fazladır. Bugün sadece Kuzey Kürdistan değil Güney Kürdistandaki halkımızın da duyguları bizimledir ve bu da bize yeterdir. Türk devleti, yanlış ve yerine getirilemeyecek istekleri diğer güçlerden istemektedir. Burada amacı farklıdır. Amacı, tüm Kürtleri zayıflatmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Türk ordusu tarihi yenilgi alacak!
Erdal Türk ordusu sınırı geçerse tarihi bir yenilgi alacağını şu sözlerle dile getirdi: “Geçen 23 yıllık süreçte Türk ordusu 30’a yakın kez Güney Kürdistan’a operasyon yaptı. Bu operasyonların hiçbirinde bir sonuç elde edemedikleri herkes tarafından aşikardır. Bugün artık koşullar, o dönemin koşulları değildir. Kürt halkı, uyanmış, ulusal duyguları, ulusal uyanışı, ulusal birlik ruhu en üst düzeydedir. Kürdistanlı güçler, artık bir kez daha bizimle savaşma pozisyonunda değildirler. Hatta kuzeydeki korucular için bile bu böyledir. Bölge koşulları da eskisi gibi değildir. Bütün bunlardan dolayı, Türk ordusunun bir kez daha Güney Kürdistana girmesi durumunda, eski operasyonlar gibi sonuçsuz kalmamakla kalmaz, aynı zamanda karşısında sadece HPG gerillasını değil, tüm Kürt halkını görecektir. Güney kürdistan’a böyle bir operasyon, Kürt ulusal birliğini yaratacaktır. Askeri açıdan ise gelişebilecek böyle bir operasyon, Türk ordusu için 23 yıllık savaş tarihinde yaşayacağı en büyük yenilgiyi ve kayıpları doğuracaktır. Son Oramar’da gerillamızın sergilediği direniş ve bunun sonucunda ortaya çıkan bilanço bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
HPG Kürdistan dağları gibi asi ve sağlamdır!
Erdal son olarak, Türk askerleri, asker aileleri ve Kürt halkına yönelik şu mesajları verdi:
“Bugün Kürdistan’ın her dağında, HPG gerillaları konumlanmış ve büyük bir hazırlık içindedirler ve direniş kararları tamdır. Bu yüzden biz, halkımıza, Kürdistan’ı işgal edenlere ve dış güçlere de şunu söylüyoruz; hangi güç ve devlet olursa olsun, halkımız üzerinde kötü niyetleri olan, halkımızın umutlarını karartmak isteyen, özgürlük hareketimizi yok etmek isteyenler, karşısında HPG gerillasını bulacaktır. Bugün HPG, kürdistan dağları gibi asi ve sağlamdır, halkını savunacaktır. Kato, Gabar ve son olarak da Oramar’daki direniş ruhuyla, saldırılara cevap verecektir. Halkımızın bundan hiç kuşkusu olmasın ve herkes de bunu bilsin. Halkımız ve hareketimize yönelik hiçbir saldırı cevapsız kalmayacaktır.
Türk askerler için çağrı!
Türk askerleri için de bir çağrı yapmak istiyoruz. Onlara diyoruz ki, siz kendi gözlerinizle gördünüz ki, sizin elinizle yürütülen bu savaş, vatan savunmasıyla, Türkiye’nin savunmasıyla, Türk halkının çıkarlarıyla bir ilgisi yoktur. Kendinizi bu kirli savaşa alet etmeyin. Görüyorsunuz ki, bir asker ölüyor, ölümünü halktan saklıyorlar; esir düşüyor, sahip çıkmıyorlar. Bu yüzden Türk askerlerine çağrımız; operasyonlara çıktığında güçlerimize karşı savaşmasın, HPG gerillalarına teslim olsunlar. Savaşmayan ve HPG gerillalarına teslim olan askerler, bu son 8 asker gibi yaşamları garanti altına almış olur. Biz bunlara hiçbir zarar vermeyeceğiz ve sonunda da serbest bırakacağız ve ailelerine kavuşacaklardır.
Kürt askerler devletin silahını almasın!
Kürt askerler içinde bazı şeyler söylemek istiyoruz. Bu devlet, senin bir insan olarak varlığını kabul etmiyor. Sen nasıl, böyle bir devletin silahını alarak halkına ve kardeşlerine karşı savaşacaksın? Askere giden Kürt gençleri, devletin silahını gerillaya karşı kullanmasın, silahlarının yönünü savaş ve operasyon kararlarını verenlere çevirsinler. Operasyonlara gitmesinler. Operasyonlara katılıp ölmek yerine , askerlikten kaçarak gerilla saflarına katılsınlar.
Buradan özellikle Kürt askerlerin ailelerine de bir çağrı yapmak istiyorum. Çocuklarınızın askere gitmesine izin vermeyin. Sizler, çocuklarınızın askere gitmesinden sorumlusunuz. Askere gönderdiğiniz çocuklarınız, 1, 5 yıl sonra döneceğinin garantisi olduğunu düşünmeyin. Kürdistan’ın her yerinde savaş van ve siz çocuklarınızı savaşa, ölüme gönderiyorsunuz. Kendi elinizle çocuklarınızı öldürtmeyin. Türk ordusu, operasyonlarda Kürt askerleri öne veriyor, bazılarını arkadan vuruyor, bazılarını intihar adı altında, bazılarını ise kaza adı altında öldürüyor. Bu yüzden, kürt aileleri, kendi elleriyle çocuklarını ölüme göndermesinler. Çocuklarınızın sağ olarak size geri döneceği garantisi yoktur. Bu duruma düşen ailelerin bu tutumu, ihanetten kötü bir durumdur. Bu düşmanın bir oyunudur. Bu yüzden, tüm yurtsever Kürt ailelerine, çoçuklarının gerillaya katılımlarını teşvik etmeye, katılımlarının önünde engel olmamaya çağırıyorum.
Herkes değerlere sahip çıkmalı!
Son olarak da halkımız için bazı şeyler söylemek istiyoruz. Bugüne kadar HPG, halkımızın özgürlük mücadelesinde, halkı savunmak için kendi üzerine düşenleri tereddütsüz bir şekilde ve büyük bir fedekarlık ve cesaretle yerine getirmiştir. Bundan sonra da daha güçlü bir şekilde bunu yerine getirecektir. Ancak sadece gerillanın görevini yapması tek başına yeterli değildir. Türk devleti, bir milyonluk bir ordusu, her türlü ağır savaş araçları olmasına karşın, bizimle sadece orduyla değil, tüm devlet kurumlarıyla, pek çok toplum kesimini de bu savaşın içine katarak kirli bir savaş yürütüyor. Buna karşın bizim de halk olarak, özgürlük hareketi olarak, bu savaşı sadece gerilaya bırakmamamız gerekir. Tüm halkımızın bu sürece katılması gerekir. Bu mücadele ve direniş, sadece HPG’nin değil herkesin savaşıdır. Sadece “HPG cepheye, intikam almaya, cevap vermeye” demek yetmez. HPG bunu yaptı ve bundan sonra da bunu daha etkili yapacaktır . Ama 7’den 70 her kürt bireyinin yapması gerekenler vardır. Sessiz kalmaması, çalışmadan durmaması gerekir. Her şehit düşen gerillaya binlerle sahip çıkması gerekir. Devletin baskılarına karşı sesini yükseltmelidir. Halkımız, örgütlülüğünü, birliğini her yönden güçlendirmeli, baskılar karşısında sessiz kalmamalı ve pasif pozisyonundan çıkmalı, değerlerine, birliğine ve kurumlarına sahip çıkmalıdır.
Hiçkimse, kurumlarda çıkan eksiklikleri bahane ederek kendisini mücadeleden uzak tutmamalıdır. Eksiklikler olsa da bunlar, kişilerin eksiklikleridir. Ancak bu kurumlar ve yaratılan bu değerler, 30 yıllık bir mücadele ve şehitlerin kanları ile yaratılmıştır. Bu, halkımızın umudu, varlığıdır, halkımızın özgürlüğünün garantisidir. Halkımızın her sahada, kendi değerlerine, kurumlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu mücadele onundur ve herkesten fazla kendisini katmalı, geride tutmamalı, hiç kimsenin ve hiç bir dış güç ve devletin beklentisinde olmamalıdır. Şimdiye kadar biz bu mücadeleyi halkımızla birlikte bugünlere getirdik, bundan sonra da özgürlüğe kadar halkımızla birlikte götüreceğiz.”
ANF / 02.11.07