04.11.2007 15:24
Karayılan: ABD barış için tavır koysun
BEHDİNAN - Silahların tümden devre dışı bırakılması için siyasi bir projenin geliştirilmesine hazır olduklarını vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, “ABD, Kürt sorununun şiddet ve silahlı yöntemlerle değil, barışçıl yöntemlerle çözülmesi için tavır koymalıdır. Demokratik ve barışçıl çözüme sahip çıkacağımıza söz veriyoruz” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan 8 askerlerin serbest bırakılması vesilesiyle önemli değerlendirmelerde bulundu. HPG gerillaları tarafından esir alındıktan sonra serbest bırakılan 8 askerin serbest bırakıldığını hatırlatan Karayılan, ‘’Biz Kürt sorununun savaşla değil, barışçıl yol ve yöntemlerle çözmek istediğimizi yansıtmak ve barışçıl çözüme bir mesaj olması için bu askerleri serbest bırakıyoruz’’ diye konuştu. Kürt Sorununun Ortadoğu’nun en esaslı sorunu olduğunu vurgulayan Karayılan, ‘’Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu’da istikrar, barış ve demokrasi gelişemez. Biz hareket olarak Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülmesi için 1 Ekim 2006 yılında ateşkes ilan ettik. İlan ettiğimiz ateşkes tek yanlıydı. Türk devletinin de bu ateşkese uymasını bekliyorduk. Ancak Türk devleti ilan ettiğimiz ateşkesi kabul etmedi, sadece kabul etmemekle sınırlı kalmadı, saldırılarını iki kat artırdı. Önderliğimiz, gerillamız, halkımız ve demokratik kurumlar üzerinde saldırılarını yoğunlaştırdı” şeklinde konuştu.
BİZ SALDIRMIYORUZ ORDU SALDIRIYOR
Bugün Kuzey Kürdistan’da 200 bin askerin hareket halinde olduğunu, yüksek tekniğe dayanarak Kürdistan özgürlük gerillalarına saldırılar yaptığını kaydeden Karayılan, “Buna rağmen Türk ordusu ve basını biz saldırıyormuşuz gibi propaganda yapmaktadır. Kamuoyuna “PKK saldırı yapıyor” demektedir. Oysa gerçeklik öyle değildir, gerçeklik çarpıtılıyor. Saldırıyı yapan biz değil, onlardır. Bu saldırılar sonucunda çatışma çıkıyor, kayıpları yaşanıyor. Gabbar ve Oramar olayları da öyle gelişti. Buralarda da Türk ordusu saldırdı ama bu saldırılarda onların kayıpları yaşandı.
Bugün Türk devletinin saldırılarından kaynaklı savaş Türkiye içinde olmasına rağmen, gündemi Güney Kürdistan’a üzerine kaydırıyor. Neden? Çünkü Türk devleti Kürt halkının tüm kazanımlarını ortadan kaldırmak istiyor; bu konsepte ulaşmışlar. Bu, beyhude bir çabadır ve mümkün değildir” dedi.
ATEŞKES SÜRÜYOR AMA ORDU SAVAŞI GELİŞTİRİYOR
Bölge devletleri olan Türkiye, İran ve Suriye’nin Kürt halkının varlığını kabul etmesi ve Kürt halkına tahammül göstermesi gerektiğini belirten Karayılan, “ Biz Kürtler olarak kimseden bir şey istemiyoruz, bölge devletleriyle dostluk kurmak ve iyi komşuluk istiyoruz ama kimliğimizin de tanınmasını istiyoruz. Halkımız kölece bir yaşamı artık kabul etmiyor, bunu da bu devletler iyi bilmelidir. Biz ve Türk ordusu arasında süren savaş tamamen Türk devletinin saldırılarından kaynaklanıyor. Biz ateşkesi resmen kaldırmış değiliz. Ama Türk ordusunun saldırıları ateşkesi sürdürme koşullarını ortada bırakmadı, aksine savaş ve çatışmayı geliştirdi. Bu savaş sonucunda son olarak 8 Türk askeri Oramar’da gerilla güçleri tarafından esir alındı” diye konuştu.
ABD ASKERLERİN SERBEST BIRAKILMASINI İSTEDİ
“Birçok ulusal ve uluslar arası güçler, bu esirleri bırakmamız için çağrılar yaptı” diyen Karayılan, şöyle devam etti: “Bazıları da bizimle görüşmeler yaptı. Başta DTP, İnsan Hakları Derneği ve bazı demokratik barışsever kurumlar olmak üzere, ABD, Irak devleti ve Kürdistan yerel hükümeti bizden bu askerleri bırakmamız için talepte bulundular. Biz de kendi aramızda bu öneri ve talepleri tartıştık. Burada ulaştığımız kararları halkımız ve kamuoyuna açıklıyorum: Biz Kürt sorununun savaşla değil, barışçıl yol ve yöntemlerle çözmek istediğimizi yansıtmak ve barışçıl çözüme bir mesaj olması için bu askerleri serbest bıraktık. Bu mesajla Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözmek istediğimizi dünya kamuoyuna göstermek istiyoruz. Eğer Türk devleti olumlu bir adım atarsa ve saldırılarını durdurursa çatışma ve savaş duracaktır. Bu durum beraberinde tarihsel bir dönemi, demokratik ve barışçıl çözüm sürecine yol açabilecektir. Beklentimiz bu fırsatın bu esaslar üzerinde doğru ve tutarlı bir biçimde değerlendirilmesidir. Umarım bu yaklaşımımız yeni bir aşamanın gelişmesine vesile olacaktır. Umudumuz bu, ama bunun kolay olmayacağını da biliyoruz. Bunun için çaba gerekir. İstem ve umudumuz o ki, herkesin bu sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi için çabacı olmasıdır.
Bugün Türk devleti ve bölge güçleri ile Türk devleti ve ABD güçleri arasında Kürt sorunu tartışılıyor. “PKK’yi nasıl bitiririz” tartışmaları yürütülüyor. PKK halktır, PKK bitmez ama savaş sonlandırılabilir. Savaşın tümden ortadan kaldırılması için yol ve yöntemler var. Biz savaşın sürmesi ve kan dökülmesini istemiyoruz. Özellikle asker ailelerinin, asker ve gerilla annelerinin çağrılarını önemle ele almaktayız. Bu tutumumuz aynı zamanda onlara da verilmiş bir cevaptır. “
TÜRK KAMUOYUNA ÇAĞRI
Karayılan Türkiye kamuoyuna şu çağrıda bulundu: “Türkiye kamuoyuna da şunu söylemek istiyoruz: Biz Kürt halkı olarak sizin düşmanınız değil, dostunuzuz ve barış ile kardeşlik içinde beraber yaşamak istiyoruz. Size saygımız vardır, ancak sizinde halkımızın iradesine saygılı olmanız lazım. Siz, halkımızı iradesizleştirmek istiyorsunuz. Kürtlerin arasını bozmak ve Kürtler arası çatışma yaratmak istiyorsunuz. Bu dönem geride kaldı artık. Kürtlerde artık siyaset ve güç sahibidirler. Bunu kabul etmeniz gerekir. Bunu bu meseleyle ilgilenen tüm güçler için söylüyorum: Eğer siz şiddetin ortadan kaldırılmasını istiyorsanız biz hazırız. Ama siz, bizim ortadan kaldırılmamızı istiyorsanız, biz buradan bunun mümkün olmadığını belirtiyoruz. Biz bir halkız, istemimiz en doğal istemlerdir. Biz Kürt halkı olarak kimlik ve kültürümüzle yaşamak istiyoruz. Bunun dışında kimseden bir şey istemiyoruz.”
ÖCALAN’IN TEDAVİSİ YAPILSIN
Karayılan şöyle devam etti: “Kürt sorunu bizim tasfiyemizle ortadan kalkmaz. Sorun toplumsal bir sorundur, bizim tasfiyemiz ve şiddetle ortadan kalkmaz. Eğer şiddetle bitseydi Türk devletinin 23 yıldır en gelişkin teknik ve geniş kapsamlı yürüttüğü şiddetle sonuç alırdı. Bunun için attığımız bu adım yeni bir aşamanın zemini olup barışçıl siyasetin önünü açacağını umut ediyoruz. Biz insani istemleri dile getiriyoruz. Esir askerleri bıraktık, buna karşı bizim de insani bazı taleplerimiz var. Önderliğimiz üzerinde zehirli bir saldırının olduğuna dair kuşkumuz büyüktür. Bugün Önderliğimizin sağlık durumu ağırdır, tehlikededir. Biz insani ve ahlaki bir görev olarak Önderliğimizin tedavisinin yapılması gerektiğini belirtiyoruz. Sağlıklı bir yerde tutulmalıdır. Avukat ve aile görüşü Türkiye yasalarına göre yasal bir haktır, bu yasal hak engellenmemelidir. Biz bunu istiyoruz. Kürt sorununun diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi için yol açılmalıdır. Askerlerin bırakılmasını isteyen ilgili güçler bu istemimizi olumlu karşıladılar, bunun için çabacı olacaklarını belirttiler. Umut ederiz ki, bu esaslar üzerinde Kürt sorununda yeni bir aşamaya geçilir. Bunun için herkesin çaba sahibi olması gerekir.
SİLAHI DEVRE DIŞI BIRAKMAYA HAZIRIZ
Kürt tarafı olarak silahların tümden devre dışı bırakılması için siyasi bir projenin geliştirilmesine hazır olduklarını açıklayan Karayılan, “Böyle bir projenin tartışılması için hazırız. Zayıf olduğumuzdan dolayı bunu söylemiyoruz. Türk devleti bu çağrılarımızı sürekli zayıflığımıza bağlıyor. Hayır! Halkımızın direnişi ve şimdi yürütülmekte olan savaş ne kadar zayıf veya güçlü olduğumuzu iyi gösteriyor. Mesele zayıf ve güçlü olmak değildir, mesele bakıştır. Biz Kürt sorununu barışla çözmek istiyoruz. Bu, Önderliğimizin istemidir. Bu istemimiz taktik değil, stratejiktir. Ama bu iyi niyetimize rağmen, bizi şiddet ve devlet terörüyle bitirmek isterlerse, buna karşı direneceğiz. Direnecek gücümüz var, Kürdistan dağları var, halkımız var. Biz irade, tavır ve duruş sahibiyiz. Bu hususta barışçıl yöntemlerle çözüme varız ama şiddet ve tehditleri asla kabul etmeyiz” şeklinde konuştu.
ABD BARIŞ İÇİN TAVIR KOYMALI
Karayılan, ABD’ye şu tarihi çağrıyı yaptı: “Bu esaslar üzerinden ben hareketimiz adına başta ABD olmak üzere, ulusal ve uluslar arası güçlere çağrı yapıyorum: Kürt sorununun şiddet ve silahlı yöntemlerle değil, barışçıl yöntemlerle çözülmesi için tavır koymalıdırlar. Herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Biz hareket ve Kürt halkı olarak demokratik ve barışçıl çözüme hazırız ama biz hiçbir zaman şiddet ve saldırı karşısında geri adım atmayız. Çünkü biz onur ve şeref sahibi bir hareket ve halkız. Biz pratikte de buna sahip çıkacağımıza dair söz veriyoruz. Bugün de tüm dünya kamuoyu önünde bunları açıkça dile getiriyoruz. Biz demokratik ve barışçıl çözüme hazırız ama askeri saldırılar karşısında hiçbir zaman taviz vermeyiz. Böyle bir durumda tutumumuz büyük bir kararlılıkla direniş yöntemleri olacaktır. Umarız saldırı, zor ve şiddete gerek olmayacaktır. Çağdaş ve demokratik usuller bu sorunu çözecektir. ”
ANF / 04.11.07