30.01.2008 18:39
“Gerçeklerin üzeri örtülüyor!”

(30.01.08) - 27 Ocak günü İstanbul’dan Denizli’ye gitmekte olan Pamukkale Ekspresi’nin vagonlarının Kütahya yakınlarında raydan çıkması sonucu 9 kişi yaşamını yitirdi, 30 kişi yaralandı. Yaşanan yaralanma ve ölümlerin ardından 3 TCDD görevlisi tutuklandı.
Kurumlar: “Dikkate alınmıyoruz!”
Yaşanan kazaya ilişkin olarak demiryollarında örgütlü KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), İnşaat Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Metalurji Mühendisleri Odası Ankara şubeleri tarafından basın toplantısı düzenlendi.
Basın toplantısında okunan ortak metinde, son yıllarda meydana gelen kazalarla Türkiye’deki demiryolu işletmeciliğinin güvenirliğinin kamuoyu nezdinde tartışılır duruma geldiği vurgulandı ve BTS ile meslek odalarının uyarılarının dikkate alınmadığı vurgulandı. Demiryollarındaki yapısal sorunların dile getirildiği açıklamada şunlar söylendi:
“Ankara-İstanbul arasını hızlı trenle bağlayacağını bunun da asrın projesi olduğunu ve demiryollarının devlet politikası haline getirdiğini açıklayan siyasi iktidar ve TCDD yönetimi 10 bin km’lik demiryolu şebekesini kendi kaderine terk etmiş durumdadır. Yıllardır bu yolların güvenlikli bir trafik için gerekli olan yol yenilemesi (poz) bakım ve onarımı yapılamamaktadır ve bu durum TCDD yönetiminin bilgisi dahilinde. Bunun yanı sıra, demiryolu trafiğinin yönetim ve kontrolünün bu bölgede TMİ (Telefonla Merkezi İdare) sistemi ile yapılıyor olması, yol bekçilerinin olmadığı, istasyonların personel yokluğundan kapandığı bir noktada kaza riskini artırmaktadır.”
“Gerçek neden gizleniyor!”
Yapısal sorunların çözümünün gerçekleşmemesinden kaynaklı olarak oluşan sorunlara ilişkin gerçeklerin, böylece de gerçek sorumluların gizlendiğini belirten açıklamada şunlar söylendi:
“Kazanın olduğu bölge ise gerek yolcu trenlerinin gerekse de yük trenlerinin yoğun olarak çalıştığı bir bölgedir. Hal böyle iken conta başındaki ray kırılması ile bu kazanın meydana geldiği yönündeki açıklamalar kazanın gerçek nedeni ve sorumlularını gizlemeye yöneliktir. Bu koşullar altında meydana gelen kaza sonrasında ise kazanın temel nedenleri ve etkenleri göz ardı edilerek en kısa zamanda kazanın sorumlusu olarak yanında çalışacak işçisi bile olmayan Yol Çavuşu, bu çavuşa görev emri veren Kısım Şefi ve bunların amiri Şube Şefi yaftalanmıştır.”
Konu hakkında sorumlu konumdaki devlet kurumlarının çarpık ve eksik bakışını oldukça kapsamlı bir şekilde sunan basın metninde, haklarında tutuklama kararı çıkartılan emekçilerin görevlerini yapmaktan öte bir ‘suç’ işlemedikleri ifade edildi.
Bakanlık ‘kaza’ rekortmeni!
Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD Genel Müdürlüğü’nün görev süresince yaşanan ‘kazalar’ ise, kurumların kirli sicillerini sergilemek amacıyla açıklamada aktarıldı.
“Bütün dikkatini hızlı tren hayallerine harcayarak milyarlarca Avro’yu toprağa gömenler ile 10.000 km’lik demiryolu şebekesini kendi kaderine terk edenler sorumluluktan sıyrılırken, görevlerini yapmaktan öte suçu olmayan Yol Çavuşu, Kısım Şefi ve Şube Şefinin tutuklanması isyanımızı ve kızgınlığımızı körüklemektedir. Ulaştırma Bakanlığı ve şu anki TCDD yönetimi göreve geldiği Aralık 2002 tarihinden bu yana tarihinin en büyük tren kazalarına imza atmıştır. (Pamukova, Tavşancıl, Temelli hemzemin geçit kazası, Ankara Garı Tren kaçma kazası, Erdemir Treni kazası v.b.) Bu süreçte gerek sendikamız, gerek bilim insanları gerekse meslek odalarından gelen uyarılara ısrarla kulak tıkanmış ve görmezden gelinmiştir. Bilim ve teknik ile mühendisliğe inadın geldiği yer ölümlü kazalardır.”
Açıklamada Demiryolu işletmeciliğindeki kâra dayalı politikalar ise şöyle dile getirildi:
“Bu eksiklik ve yanlış politikaların başında emek yoğun bir işletme olan demiryollarında personel sayısının bilinçli bir şekilde azaltılması politikası gelmektedir. TCDD “yeniden yapılanma” adı verilen bu politikalarla; özelleştirmelerin önünü açmış, esnek çalıştırmayı esas alarak “az adamla çok iş” uygulamasını hayata geçirmiş, personelin iş yükünü artırmış, demiryolu işletmeciliği ve tren trafiğinin güvenliği açısından hayati öneme sahip olan ve yol kontrolünü yapan yol bekçilerini personel tasarrufu gerekçesiyle resmi olmasa da fiili olarak neredeyse sıfırlamıştır.”
Açıklamanın son bölümünde Ulaştırma Bakanlığı’na ve TCDD yönetimine çağrı yapılarak ülke kaynaklarının, karayollarının ve uluslararası petrol ve otomotiv tekellerine akıtan politikaların aşılmadığı sürece ‘doğru bir ulaşım sistemine geçiş’in mümkün olmayacağına dikkat çekildi.
Açıklama, şu taleplerin sıralanmasıyla sona erdi.
* Karayolu, havayolu, denizyolu ve demiryolu ile beraber ulaşım politikalarının ülke genelinde birbiri ile eşgüdüm sağlayacak şekilde ve kapsamlı bir ulaşım master planı dahilinde yeniden oluşturulmalıdır.
* Ulaşım sistemleri yönetimi tek bir Bakanlık bünyesinde toplanmalıdır.
* Bilim insanları ilgili sendika ve meslek odalarının görüşleri alınmaksızın “hızlı tren” uygulamasına geçilmemelidir.
* Demiryolu hatları ciddi ve bütünlüklü bir tarzda onarılarak yeniden yapılandırılmalıdır.
* TCDD’nin parçalanarak işlevsizleştirilmesi ve demiryollarında özelleştirmelere son verilmelidir, diyoruz.
* Bu çerçevede sorumluluğu üç demiryolcuya yüklemek ve vicdanları kanatarak bu suretle aklandığını sanmanın aymazlık olduğuna kamuoyu nezdinde dikkat çekmek istiyoruz.