29.02.2008 22:49
İcazetle giren yasakla çıkar!
ABD emretti, operasyon durdu!
ABD’den aldığı izinle Güney Kürdistan’a önce havadan, ardından da karadan saldırıya geçen Türk ordusu, yine ABD’den gelen bir direktif sonucu, apar-topar geri çekildi. Şimdi ordusu, hükümeti, medyasıyla düzen cephesi bu emir-kumanda zincirini örtmeye çalışıyor.
Saldırı sürerken, “hedeflere ulaşıncaya kadar” korosu kurdular. Kahramanlık senaryoları yazıp yönettiler. Tank içinde girdiği Güney Kürdistan’dan tabut içinde dönen her askerin cenazesi bir savaş çağrısına dönüştürüldü. Kandil’i ele geçireceklerdi. Hatta kimileri iyice galeyana gelip Kerkük’ü de alıverelim demeye bile başlamıştı.
Ne var ki, Amerikan Savunma Bakanı Gates geldi ve artık yeter, çıkın dedi. Ardından Bush da benzer bir açıklama yaptı. Türk ordusu bu komut karşısında derhal hazırola geçip çekilme emrini verdi.
Peki başka türlüsü mümkün müydü?
Türk devletinin, özelde de TSK’nın "milli” hasletlere sahip olduğu, milli hasletlerle davrandığını iddia eden ya da emekçi kitleleri buna inandırmaya çalışanlar, özellikle onların medyadaki temsilcileri, şimdi bu açık emir-kumanda karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Genelkurmay Başkanı, durumu gizlemek amacıyla olacak, çekilme kararını tamamen askeri gerekçelerle verdiklerini, “hiçbir makamın hiçbir etkisi, iması olma”dığını açıklıyor. Hem de, durumu tamı tamına açıklayan bir dil sürçmesiyle…
Birilerinin, "Amerika çık dediği için mi çıkılıyor?" sorusuna verilen, "hiçbir makamın hiçbir" etkisi yok yanıtı, Türkiye’de kimseleri üstünde görmeyen Genelkurmay’ın, Türkiye dışında birilerini kendi üstünde bir makam olarak gördüğünü anlatıyor.
Bu açıklama ve dil sürçmesi, daha bir gün önce, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in, "kara operasyonunu sona erdirin" komutuna, Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’ına, Milli Savunma Bakanı’ndan Genelkurmay Başkanı’na kadar, koro halinde tekrarladıkları "Operasyon, hedeflerine ulaşıp bir daha girilmesine gerek kalmayıncaya kadar sürecek" sözlerini de yalayıp yutmalarını gerektirecek. Her zamanki gibi çabanın en büyüğü yine düzen medyasına düşeceğinden, önümüzdeki birkaç gün boyunca, televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde bunun için atılan bin taklayı izleyeceğiz. Operasyon adı altında yaşanan komediden ne dramlar çıkarılacak, kırılan potları kapatmak için ne potlar kırılacak…
Düzen medyasına göre, söz konusu operasyon Türk askerinin gücünü, etkisini, kahramanlığını ve daha nelerini gösteriyordu. Oysa, sonuçlarına bakıldığında görülen tek şey, ABD emperyalizminin Türk ordusu üstündeki, gücü ve etkisidir. ABD'nin efendi, Türk ordusunun ise onun uşağı olduğudur.
Bu operasyonun icazeti 5 Kasım’da bir ABD ziyaretinde alındı. Olay alenen gerçekleşti, Kurmay’dan birilerinin eşliğinde huzura çıkan Türkiye’nin Başbakan’ı izni koparmayı başarınca, birileri de, bu iznin karşılığında ne verildiği sorusunu sorma cüreti gösterdi. Bu soru hep geçiştirilmeye çalışıldı, fakat izin almadık da denilmedi. Tersine bu, büyük bir siyasal-diplomatik başarı gibi gösterilmeye çalışıldı. Ancak ne verildiği sorusu ortada durmaya devam ediyor.
Şimdi ilk sorunun yanıtı daha bulunmadan, icazetle elde edilenin emirle ortadan kaldırıldığı bir klasik tablo ile karşı karşıyayız. Orduda emir-kumanda zinciri hakimdir. NATO’nun ikinci büyüğü Türk Ordusu da, birinci büyüğe, ABD ordusuna bağlıdır. Dolayısıyla, Türk Genelkurmayı’nın üstündeki tek makam Pentagon olduğundan, emir yüksek yerden gelmiştir.
Tamam, yeter, çık denilmiştir ve çıkılmıştır!