30.01.2008 13:55
TTB’den ‘türban’ açıklaması...
(30.01.08) - TTB Merkez Konseyi, bugün düzenlediği basın toplantısıyla türban tartışmalarına ilişkin düşünce ve yaklaşımını açıkladı. İstanbul Tabip Odası’nda gerçekleştirilen basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Çerkezoğlu katıldı. TTB adına basın metnini okuyan Gürsoy, basının sorularını da yanıtladı.
“Toplumsal doku dinselleştirildi!”
TTB’nin yaptığı açıklamanın politik ekseni ‘türbanın ancak devletin tam olarak dinden arındırıldığı koşullarda bir özgürlük sorunu olabileceği ve TTB’nin laiklik karşıtı girişimlerin karşısında olacağı’ idi.
Açıklamada, ‘türban sorununun’ Türkiye gündemine giriş süreci şu cümlelerle dile getirildi:
“1950’li yıllarda başlayan ve 1980 darbesiyle hız kazanan, sola karşı dinsel milliyetçi akımları güçlendirme politikaları, mecburi din dersleri, alabildiğine yaygınlaştırılan kuran kursları, imam hatip okulları ve tarikat örgütlenmeleri ile toplumsal dokuyu adım adım dinselleştirdi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinin ardından iyice hız kazanan bu süreçte AKP önce kendisi ile uyumsuz olan yöneticileri kendisi gibi İslamcı’larla değiştiriyor, ardından da o alanı sermayenin iktisadi talepleri ve kendi islamcı ideolojisi temelinde yeniden düzenlemeye yöneliyordu.”
‘Türban’, saldırıların üzerini örtemez!
Gürsoy açıklamasına türban tartışmalarıyla asıl hedeflenenin sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve çalışma yaşamına dair birçok yasal düzenlemenin üzerini örtmek olduğunu vurguladı.
Türbanı savunanların sermayeyle sorunu yok!
Türbanın basit bir başörtüsü olmayıp, Sünni İslami siyasi hareketin simgesi olduğunu belirten TTB Merkez Konseyi Başkanı, kadınların Ortaçağ’dan kalma baskıcı cinsiyetçi ilişkilere tutsak edilmeye çalışıldığını ifade etti. Burada da asıl amaçlananın ‘emekçileri sömürmek, emekçilerin her türden örgütlenme ve demokratik mücadele hakkını ellerinden almak konusunda büyük sermayeyle ve resmi devlet politikalarıyla hiçbir sorunu olmadığı’nı söyledi.
Gençay Gürsoy, üniversitelerde türbanın serbest olup-olmaması tartışmalarında ise TTB olarak ‘Yükseköğretim kurumlarında her türden kıyafetin serbest olması gerektiğini’ savunduklarını ancak türbanın bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini sözlerine ekledi. Dinsel semboller ya da anlamlar içeren kıyafetler ancak laikliğin gerçek anlamda teminat altına alındığı koşullarda serbest olabileceğinin altını çizdi.
Gürsoy: “Sorunlar yaşanabilir!”
TTB Başkanı açıklamasını, din derslerinin anayasal zorunluluk olmaktan çıkarılması, insanların bir dinin ibadetine ya da ritüeline katılmaya ya da dinsel nedenlerle örtünmeye zorlanmasının suç olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek bu alanda yaşanabilecek ‘sorunlara’ dikkat çekerek sürdürdü. Gürsoy, TTB ve hekimler olarak laiklik karşıtı her türden girişimin karşısında olacaklarını ifade ederek açıklamasını noktaladı. Açıklamanın ardından basının soruları yanıtlandı.
Kızıl Bayrak/İstanbul