05.05.2008 17:05
Gençay Gürsoy gözaltısı...
Polis devletinin yeni bir pervasızlığı!
Türk Tabipler Birliği Başkanı Gençay Gürsoy, 2 Mayıs günü saat 05.00'de kaldığı otelde gözaltına alındı. Zira, “Basın Kanunu'na muhalefet” suçundan yargılandığı halde ifade vermemiş ve bugüne kadar bulunamamıştı! Hakkında 4 yıl önce verilen yakalama talimatı bu nedenle uygulanamamıştı! Nihayet Ankara’da kaldığı otelde gözaltına alındı. Kısa bir süre gözaltında kalan Gencay Gürsoy daha sonra serbest bırakıldı. Böylece polis devleti uygulamalarının pervasız bir yeni örneği daha sergilenmiş oldu.
Gözaltı saldırısının Gencay Gürsoy’un 1 Mayıs’ta faşist sermaye devletinin uyguladığı devlet terörüne karşı tepkisini ortaya koyduktan sonra gerçekleşmiş olması rastlantı değildi. TTB Genel Başkanı, 1 Mayıs’ta İstanbul’da sergilenen saldırganlığı insan hakları ve hukuk ayıbı olarak tanımlamış, sermaye hükümetine tepki göstermişti. İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağını, bunların görevden alınması gerektiğini dile getirmişti.
Gözaltı saldırısının bir diğer nedeni ise, sermaye hükümetinin uygulamaya sokmaya çalıştığı “İstihdam Paketi”ne TTB’nin sert tepki göstermesidir. İstihdam Paketi’nin, Meclis Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşüldüğü saatlerde, tasarıyı basın toplantısı ile değerlendiren TTB şunları söyledi:
“Hükümete göre işçilerin sağlığı ve hekimlerin emeği yük sayılıyor. AKP, işverenlerin istekleri doğrultusunda, işverenlerin yüklerini hafifletmek amacıyla işyeri hekimliğini değiştirmek istiyor. ‘İstihdam Paketi’ alelacele geçirilmek isteniyor. İş Yasası’nın ‘İşyeri Hekimliği’ olan madde başlığı “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri’ olarak değiştiriliyor. Sağlık Hizmeti alınabilmesi için en az 50 işçi şartı getirilmek isteniyor. Böylelikle işyerlerinin yüzde 98’inde 50’nin altında işçi çalıştığı için, işyerlerinin ezici bir kısmında işyeri hekimliği tarihe karışıyor. Onlarca işçinin öldüğü, onlarcasının sakat kaldığı Tuzla vb. işyerlerinde, iş sağlığının en önemli ayaklarından biri olan işyeri hekimlerinin bulunmaması, yasal kılıf giydirilerek normalleştirilmek isteniyor.”
“AKP Hükümeti, işverenlerin sırtına yük olarak gördüğü işyeri hekimliği hizmetlerini taşeronlaştırmak istemektedir” diyen TTB, bu alanın ticarileştirileceğini, bunun yaklaşık 8 bin işyeri hekimi üyelerini etkileyeceğini dile getirdi. “Tam gün çalışma ancak kamucu bir sağlık hizmeti sunumu içerisinde mümkündür” diyen TTB, düzenlemenin hekimlerin özlük haklarını geriye götürmekten başka bir işe yaramayacağını ifade etti.
Tam gün çalışma tasarısına, daha önceki cumhurbaşkanı tarafından veto edilen ithal hekim düzenlemesi de ekleniyor. İşçi ve emekçilerin sağlığı, ucuza çalışacak, mesleki bilgi ve becerisi şüpheli ithal hekimlere emanet edilmek isteniyor.
Sermaye hükümeti bu saldırıyı gerçekleştirmede TTB’yi engel olarak görüyor. Bu nedenle TTB seçimlerine, Sağlık İl Müdürlüğü aracılığı ile müdahale ediyor. Birçok il sağlık müdürlerinin ve bakanlık bürokratlarının, illeri dışında oda seçimlerinde oy kullandıkları saptandı.
TTB Genel Başkanı’na yönelen gözaltı terörüyle, sermaye çevrelerinin “demokratikleşiyoruz” yalanlarının içyüzü bir kez daha gözler önüne serilmiştir. AB emperyalizmine köleliği gizlemekten başkaca bir amacı olmayan “uyum yasaları”nı ülkeye özgürlük ve demokrasi getiren düzenlemeler olarak sunanların gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Ne Avrupa Birliği ne de başka bir emperyalist birlik! Bu ülkeye gerçek özgürlüğü işçi sınıfı ve emekçilerin devrimci mücadelesi getirecektir.