22.07.2008 15:47
"Kentsel değil, rantsal dönüşüm!"
(22.07.08)- Kasım 2005’te İstanbul Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alınan Sulukule Mahallesi'nde Kasım 2007’den itibaren evler istimlak edilerek yıkılmaya ve bölge boşaltılmaya başlandı. "Kentsel Dönüşüm" adı altında yapılan çalışmalar Sulukule'nin kültürel, sosyal dokusunu tahrip etmekle kalmayıp halk sağlığı konusunda da ciddi problemler yaratmaktadır.
Bugün saat 12.00’de Sulukule, Hacı Murat Sokak'ta Sulukule bölgesinde yaşanan sorunlara dikkat çekmek, çözüm önerilerini dile getirmek ve İTO'nun hazırlamış olduğu konuya ilişkin raporu kamuoyu ile paylaşmak amacıyla bir basın toplantısı gerçekleştirildi.
Basın toplantısında HSGG Platformu pankartı ve ‘Kentsel afet bölgesi Sulukule!’, ‘Kentsel değil rantsal dönüşüm!’, ‘Ranta değil sağlığa yatırım!/İstanbul Tabip Odası’ dövizleri açıldı.
Basın toplantısına İTO Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen, Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı ve Sulukule Platformu’ndan Mehmet Asım Hallaç katıldı.
Basın açıklamasını İTO Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen yaptı. Demirdizen, semt sakinlerinin geçmiş yıllardan bu yana temel sorununun yoksulluk, işsizlik, sağlıklı altyapı ve üstyapı olanaklarına sahip olmamak, sağlık hizmeti ve eğitime ulaşamamak iken, “kentsel yenileme” süreci neticesinde bu sorunlara bir de barınma, sağlıklı yaşama, sosyal-kültürel değerlerini yitirme ve yok olma sorununun eklendiğini belirtti. Mahallede insanların hayatının iyileştirilmesi için bu konularda eşzamanlı önlemler alınmasına ve çözümler geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Sulukule’de yürütülen kentsel dönüşüm projesinin ‘kentsel ölüm projesi’ haline dönüştüğünü ifade eden Demirdizen, gerçekleştirilen yıkımların ortadan kaldırılmaması ve molozların çocukların oyun alanı haline gelmesinin, orada yaşayan ve oynayan çocukların fiziki yaralanmalarına yol açacak ortamı yarattığını belirtti.
Demirdizen açıklamanın devamında, mevcut sosyal, tarihsel ve kültürel dokunun yok sayılarak kenti pazarlanabilir bir mal haline getiren kentsel dönüşüm projelerinin toplumsal travmalara yol açtığını, bu projelerde bir tarafın rantı için diğer tarafın görmezden gelindiğini ve hatta sağlıklarını ciddi bir şekilde tehdit edecek kadar ileri gidildiğini belirterek temel sorunları sıraladı.
Mahallede yaşayan bazı vatandaşların el arabalarına, at arabalarına el konulması ve kırılması sonucu aylardır çalışmadıkları için ekonomik ve sosyal sorunlarının arttığını vurgulayan Demirdizen, bölgede yaşayanların yeterli ve sağlıklı içme suyu ve besin maddesinin bulunamaması, sağlık hizmetlerine ulaşılamaması ve yaz dönemi olması nedeniyle toplum sağlığını önemli derecede etkileyebilecek başta bulaşıcı hastalıklar ve travmaya bağlı ruh sağlığı sorunları olmak üzere ciddi sağlık soranları yaşayabileceklerinin altını çizdi.
Demirdizen’in açıklaması şu sözlerle sona erdi:
“Bölge sadece alt yapı ve üst yapı tarihsel varlıkları açısından değil aynı zamanda yaklaşık 1000 yıllık kültürel, ekonomik, sosyal özellikleri ve kamuya mal olmuş otantik özgün renkleri nedeniyle de yaşayan insanlarla bütünleşmiş tarihi, kültürel ve toplumsal bir mirastır. Bölge insanının oradan ayrılmak durumunda bırakılması ya da uzaklaştırılması bu tarihsel-kültürel dokunun ve yaşayan canlı özgün kültürel varlığın da yitirilmesi riskini güçlendirmektedir. Bu açıdan telafisi olanaksız mağduriyetlerin olabileceği, kentsel dönüşüm projesi ile sadece alt ve üst yapının değil kültürel değerlerin de yok olacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Sulukule’de salgın hastalıklardan ölümler meydana gelmeden önce, başta barınma hakkı olmak üzere sağlıklı yaşama, beslenme, eğitim, sosyal-kültürel hakları için yöneticiler güvence vermeli, proje bu haliyle bir an önce durdurulmalı, tarihsel kültürel sosyal mirasa sahip çıkan yeni bir yaklaşım ile yeniden ele alınmalıdır.”
Basın açıklamasının ardından Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı konuştu. Yapıcı, bu bölge insanlarının projeye karşı olduğunu, bölgedeki altyapı sorunlarının tüm yetkililere iletildiğini, ancak herhangi bir çözüm getirilmediğini, çeşitli davaların açıldığını ve bu davaların devam ettiğini belirterek bu davalarda yürütme kararı alınmadan 5366 sayılı yasa ile Sulukule'dea yağmayla talanın başlatıldığını söyledi.
Yapıcı’dan sonra Sulukule Platformu’ndan Mehmet Asım Hallaç’ın konuşmasıyla basın toplantısı sona erdi. Hallaç konuşmasında basına seslenerek şunları söyledi: “Sizlerden çok isteğimiz var. Bizler 'hak savaşına' girdik. Hak mücadelesi veriyoruz.”
Bölgede büyük sağlık sorunlarına dikkat çeken Hallaç, Sulukule'de oturanların evlerinin boşaltıldığını, insanların başka yerlere taşınmak zorunda bırakıldığını, Roman kültürünün yok edilmek istendiğini, hor görüldüğünü ve suçlu gösterildiğini söyledi.
Kızıl Bayrak / İstanbul