25.08.2008 11:23
Yalancının daniskası-2
(25.08.08) – Geçtiğimiz günlerde Sinop’ta nükleer santrallere karşı gerçekleştirilen eylemler sırasında yaşanan gözaltı saldırısının üzerine açıklama yapan Erdoğan "çevrecinin daniskası" tartışmalarını gündeme sokmuştu. Her konuda açıklama yapmayı ve kendisiyle aynı görüşü paylaşmayan her kesimi paylamayı görev edinmiş olan Erdoğan kendisini "çevrecinin daniskası" olarak ilan etmişti.
Boş gezmiyor, 24 saat sermayenin hizmetinde!
“Ben çevrecinin daniskasıyım” sözü oldukça beğenilen Erdoğan, dizinin ikinci bölümüne Rize’de devam etti. Çevrecileri hiçbir şey yapmamakla suçlayan Erdoğan "Boş gezen çevreci değilim" deyip yeni çevre katliamları için atacakları adımları müjdeledi.
Nefes alıp verdiği her anda sermayeye uşaklıkta sınır tanımayan Erdoğan, hafta sonunda AKP Merkez İlçe Kongresi’ne katılmak üzere gittiği memleketi Rize’de “Ben çevrecinin daniskasıyım” iddiasını bir adım ileri taşıdı. Erdoğan,“Çevrecilikse evet. Yine iddialı konuşuyorum; Ben çevreciyim, benim iktidarım çevreci. Ben boş gezen çevreci değilim” dedi.
Hükümetine ve hükümetinin sermaye sınıfıyla kolkola girerek hayata geçirdiği icraatlara dönük eleştirilere hazmedemeyen Başbakan, çevre katliamlarına karşı ses çıkaranların bu eleştirileri kendisine ‘vurmak’ amacıyla yaptıklarını söyledi.
Güllük Körfezi’ndeki balık çiftliklerinin çevredeki koylarda yarattığı çevre kirliliğine karşı kendinden önceki hükümetlerle aynı yöntemi kullanarak balık çiftliklerinin kendi iktidarlarından önce kurulduğunu ve kendilerinin ortaya çıkan sorunu halletmeye çalıştıklarını söyledi.
Basını da payladı!
Hakkında yazılı ve görsel yayın organlarında hakkında çıkan haberlere de sinirlenen Erdoğan “bunu yazamazsın, buna hakkın yok” diyerek gazetecileri de esgeçmedi.
İşçi ve emekçilerin örgütsüzlüğünden aldığı güçle sözünü esirgemeyen ve yüzsüzlükte sınır tanımayan Erdoğan, kendinin ve iktidarının çevreci olduğunu arka arkaya sıraladığı icraatlarla ispatlamaya çalıştı.
Laf arasında sermayenin ucuz enerji kaynakları elde etmek adına yeni Çernobillere davetiye çıkaran nükleer santral projelerinin önemine değinen Başbakan, suyu olmayan yere su, yolu olmayan yere yol götürdüklerini göğsünü gere gere savundu. Erdoğan bu düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Ben çevreciyim, benim iktidarım çevreci. Ben boş gezen çevreci değilim. ‘Çevreciyim' diye ortada dolaşanlara sorun; Çevrecilik adına ne yaptınız? Ne yapıyorsunuz? Biz denize akıp giden suların insanoğluna faydası üzerinde çalışıyoruz ve çalışacağız. Hukuk içinde bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Ucuza enerji elde etmek istiyorsak bu kaynakları değerlendireceğiz. Bu vatanı milleti seviyorsak kimse bu milletin önüne takoz olmasın. Rize’yi, tüm kentleri kalkındırıyoruz, yeşillendiriyoruz, peyzaj çalışmaları yapıyoruz. Ey çevreciler bunları görüyor musunuz? Bunlar çevrecilik değil mi? KÖYDES'te yol yapıyoruz, yol yapmak çevrecilik değil mi? Suyu olmayan yere su götürmek çevrecilik değil mi? Suyu olmayan yerde çevrecilik adına ne yapabilirsiniz?”
Erdoğan’ın konuşmasından düzen partisi CHP’nin başkanı Deniz Baykal da nasibini aldı. Yerel ve genel seçimlerdeki oy oranını örnek gösteren Başbakan, milli iradeye yaslanan bir teşkilat yapısına sahip olduklarının altını çizdi.
Çok zor iş çevrecinin daniskası olmak...
Tayyip Erdoğan’ın “Ben çevrecinin daniskasıyım” sözüne ve işbirlikçi iktidarına en iyi tanımlamayı Çevre Mühendisleri Odası’nın maddeleştirerek kamuoyuna duyurduğu listenin sonuncu bölümü getiriyor olsa gerek.
“Çevrecinin daniskası” olmak kolay mı? Uluslararası tekellere ve yerli işbirlikçilerine “hoş” görüneceksiniz, ülkenizi yağmalayanlara kolaylıklar sağlayacaksınız… anlayacağınız çok çok zor iş, tam manası ile “çevrecinin daniskası” olmak…