04.12.2008
01.09.2008 19:45

Sermaye düzeninin salgını...

 

(01.09.08) - Ankara Belediyesi İzmir'in, İzmir Belediyesi Ankara'nın su sorunuyla uğraşıyor. İstanbul zaten, suya gelinceye kadar öyle büyük ve karmaşık sorunlarla uğraşıyor ki, su artık uğraşmaya bile değer bulunmuyor.

Diğer pek çok yerleşim yerinin ardından, şimdi de Malatyalılar salgın hastalıkla hastaneleri doldurmakta. Salgın nedeni ise aynı bilindik vaka; kirli şebeke suyu...

Düzen medyası olaya kendi reyting çıkarları üzerinden yaklaşsa da, sonuçta, belediye yönetimlerinin o çirkin siyasi çıkar kavgalarını yansıtmak zorunda kalıyor. İnsanlar ishal, kusma ve diğer belirtilerle sapır sapır yataklara düşerken, Malatya Belediye yönetimi belde belediyesini, belde yönetimi de Malatya Belediyesi’ni suçlamaktan utanmıyor. Tıpkı, Ankaralılara arsenikli suyu haber vermeden içirip, sonra da deneme yaptığını ve kimsenin durumu çakmadığını açıklama yüzsüzlüğünü gösteren Ankara'nın ünlü Belediye Başkanı gibi.

Böyle yerel vakalardaki karşılıklı suçlamalar bir yana, su sorunu düzen cephesinde genel olarak küresel ısınmaya bağlanıyor. Ve, sık sık duş almamak, halıları evde yıkamamak gibi bireysel çözüm önerileri komedisiyle sorumluluk, dolayısıyla suç, halka yüklenmeye çalışılıyor.

Su sorunu, elbette, genel planda küresel ısınmayla paralel biçimde büyümektedir. Ancak, Türkiye'de yaşadığımız ve gördüğümüz güncel sorunların, bu genel durumun çok üstünde ve ötesinde nedenlere dayandığı da ortadadır. Kapitalist üretim tarzının dünya çapındaki doğaya karşı duyarsızlığı, yerelde, duyarsızlığı da aşan bir doğa katliamı şeklinde tezahür ediyor. Yakın geçmişte İstanbul'un çevresinde ortaya çıkarılan zehirli atıklarla su kaynaklarının kirletilmesi vakaları, bu katliamın sadece küçük bir kısmını oluşturur. Toplamda ise, sanayii, hiçbir atık temizleme masrafını göze almamayı, hiçbir denetimi kabul etmemeyi devlet de her konuda olduğu gibi sermaye sınıfını doğa katliamı konusunda da koruyup kollamayı sürdürür.

Genel çerçevede doğa katliamını, özelde ve kısa vadede susuzluktan kırılmayı istemiyorsak, kapitalist üretim tarzından en kısa zamanda vazgeçmemiz gerektiği açıktır. Daha doğrusu, bu, işçi ve emekçilerin tercihi olmadığına göre, bu tarzı ortadan kaldırmamız, üretimi, her anlamıyla insan merkezli bir planlamayla gerçekleştirmemiz zorunludur.

Su sorunu, sosyalizmin, her gün daha yakıcı bir biçimde insanlığın ihtiyacı haline geldiğinin açık göstergelerinden biridir.


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4