04.12.2008
05.09.2008 09:59

Başbuğ'un Kürt sevgisi...

 

(05.09.08) - Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, bu görevdeki ilk gezisini Diyarbakır'a yapmış bulunuyor. Bu ‘ilk’in Diyarbakır olması oldukça manidardır. Ancak daha manidar olanı, burada yaptığı açıklamalarda öne çıkarılan, Diyarbakırlılar'ı çok sevdiği sözleridir.

“Eyvah!..” demiştir her halde Diyarbakırlı bu sözleri duyduğunda, “yandığımızın resmidir!..”

Çünkü O'nun, çok, çok, çooook... sevdiği; ve asla kimselere bırakma niyetinde olmadığı, Misak-ı Milli sınırları içindeki Kürt diyarında ne katliamlara imza attığını bilmeyen yok. Zaten azılı bir Kürt düşmanı olmadan, Başbuğ'un bugünkü mevkisine yükselme imkanı da bulunmuyor.

Belki dili sürçmüştür, Diyarbakır'ı çok seviyorum diyeceğine, Diyarbakırlı'yı demiştir. Bunu dese, belki bu derece tedirgin olmak gerekmezdi. Çünkü sonuçta, evet, başta TSK'nın başındaki kurmay heyet olmak üzere, Türk devletinin, özellikle üst düzey yöneticileri Diyarbakır'ı pek sever, bu biliniyor. Sadece Diyarbakır olsa neyse, onlar tüm Kürt diyarını sevmektedir. Hem bu öyle büyük bir sevgidir ki, sınırlara sığmamakta, sık sık sınır ötesine taşmaktadır. Ellerinden gelse tüm Kürt yurdunu, taaa Musul-Kerkük'e kadar sevecekler, fakat ne yazık ki, sevginin bu kadar aşırısının gösterilmesine, büyük birader efendileri bir türlü izin vermemektedir.

Düzen medyasının bu 'entelektüel' komutanı, sosyoloji ve felsefenin yanısıra, biraz da psikolojiyle ilgilenmiş olsa, Diyarbakır'da açığa vurduğu hastalıklı sevgisinin kökenlerine inebilirdi belki. Ne var ki, bu konuda da burjuva kaynaklara başvuracağı için yanılması kaçınılmazdır. Bu kaynaklar O'na muhtemelen, Diyarbakırlı'nın da kendisini pek sevdiğini söyleyecektir. Şu, tecavüze uğrayanın saldırgana duyduğu hastalıklı ilgi hikayesi yani.

Fakat görünen köy kılavuz istemiyor. Kürt halkı, en azından bu konuda, son derece sağlıklı bir yaklaşımla, Başbuğ'un da dahil olduğu Kürdistan kasaplarına karşı sadece kin ve nefret duymaktadır. Bir insan kasabına karşı, insanım diyen herkesin duyması gerektiği türden bir nefrettir bu.

Yeni Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un Diyarbakır açıklamaları da, tıpkı devir teslim törenlerindeki konuşmalar ve çeteci silah arkadaşlarını sahiplenme tutumu gibi, Kürt halkına, işçi ve emekçi kitlelerin hak mücadelelerine karşı, giderek artan dozajda bir saldırganlığa imza atacağının göstergesi sayılmalı, sınıf ve kitle mücadelesi de, bu yaklaşım doğrultusunda giderek artan bir ivmeyle yükseltilmeye çalışılmalıdır.

Çünkü bu 'şahinler' kanadını, kimilerinin iddia ve belki umut ettiği gibi, ne AB kriterleri kırabilecektir, ne de onları kendi silahlarıyla vurmaya kalkan bir mücadele tarzı. Ancak sınıf kitleleri bir kuzu sürüsü olmadıklarını ve şahinlere av olmaları da gerekmediğini farkedip ayağa kalktıklarında, Başbuğ gibilerin şahinlikten kargalığa nasıl terfi edecekleri görülebilir.


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4