02.10.2008 08:10
‘Mülteci sicili bozuk olan Türkiye 14 bin sığınmacı için açık hapishane gibi’
BM ile Mülteciler Yüksek Komiserliği anlaşmasını imzalamayan Türkiye, yalnızca Avrupalıları mülteci sayıyor. Metin Çorabatır: Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin hiçbirinde bu durum yok
17 Ekim’de yapılacak seçimlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği için İzlanda ve Avusturya ile yarışacak Türkiye’nin önemli bir eksiğinin de mülteci sorunlarının çözülmesi konusundaki politikalar. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komserliği (BMMYK) Türkiye Temsilciliği Dış İlişkiler Sorumlusu Metin Çorabatır, BMGK geçici üyeliğine aday olan Türkiye’nin BM ile Mülteciler Yüksek Komiserliği konusunda henüz bir anlaşma imzalamadığına dikkat çekerek, “Birleşmiş Milletler’in en önemli alt organlarından biriyle anlaşmanın olmaması şimdiye kadar Güvenlik Konseyi’ne üye olan ülkelerin hiçbirinde yok” dedi.
Sözleşmeye çekince koydu
Sığınmacıların geçiş yolu üzerinde bulunan Türkiye’de 14 bin kadar mülteci bulunuyor. Kayıtlı mülteciler dışında ayrıca BMMYK’ya başvuramayan sığınmacılar da yer alıyor. Bu kişiler Türkiye’deki yasal yetersizliklerden dolayı batı ülkelerine gidebilmek için insan kaçakçılarının eline düşüyor. Türkiye, 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceyle coğrafi kısıtlamaya giderek sadece Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü veriyor. Diğerleri ‘geçici sığınmacı’ statüsünde ve daimi ikamet alamıyor. Türkiye’nin coğrafi kısıtlama uygulamasındaki en büyük çekincesi sığınmacı akınına uğramak.
BMMYK Türkiye Temsilciliği Dış İlişkiler Sorumlusu Metin Çorabatır, Türkiye’nin çekincesinin gereksiz olduğunu söylüyor: “Diğer yeni üye olan ülkelerde aynı olgu yaşandı. Önemli olan burada göçün yönetilmesi. Türkiye sığınmacılara bu coğrafi kısıtlamayı kaldırarak uluslararası vecibelerini tam olarak yerine getirecek. İkinci olarak da yönetilebilir bir sığınma sistemi olacak. Biz Türkiye’nin bir mülteci cennetine dönüşeceği kanaatinde değiliz.”
Anlaşma yok
BMMYK’nin Türkiye’deki varlığını temellendiren bir ülke anlaşması olmadığını kaydeden Çorabatır, böyle bir anlaşmanın olmamasından dolayı, yetkililerle sık sık sorunlar yaşadıklarına dikkat çekti.
Çorabatır, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi aday üyeliğini de anımsatarak, Türkiye’nin BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin görev alanında bulunan mülteci sorunları gibi uluslararası kamuoyunun çok hassas olduğu konularda sicilinin parlak olmadığınaysa şöyle dikkat çekiyor:
“Türkiye yarın Güvenlik Konseyi (geçici) üyesi olacak. Birleşmiş Milletlerin en önemli alt organlarından biriyle anlaşmanın olmaması şimdiye kadar güvenlik konseyine üye olan ülkelerin hiçbirinde yok. Coğrafi çekince koyan bir üye ülke yok. Güvenlik konseyi üyesi olmaya hazırlanan bir ülkenin BM’nin en temel sözleşmelerinden birinde kısıtlamaya gitmesi garip kaçıyor. Bu açmazlarla güvenlik konseyi üyesi olmaya gidiyoruz. AB açısından da müktesebat dediğimiz maddelerden biri de bu.”
275 YTL aylık vergi
Türkiye’de mecburi kalan mültecilerin 275 YTL aylık vergi ödemek zorunda olduklarını da hatırlatan Çorabatır, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de mülteciler, yazlık almış, tatile gelen emekli bir yabancıyla aynı statüde değerlendiriliyor. Bunun için yasal düzenlemeler gerekir. Sosyal yardımlaşma fonundan yardım almak için veya başka bir ülkeye geçiş yapmak için de bu verginin ödenmiş olması gerekiyor. Çalışmaları yasak ve çaresizler.”
Bakış açısı değişmeli
Türkiye’de siyasi iradenin ve yetkililerin mülteci sorununa duyarsızlığına da işaret eden Çorabatır, şunları söylüyor: “Mültecilerin umudu Türkiye’de bu konuya siyasi iradenin eğilmesi. 15 bin kişi var. Bu insanların yaşamları gerçekten çok zor. Türkiye mülteciler için açık hapishane gibi. Dünyada mültecilerle ilgili neler oluyor bakıp, ona göre topyekûn değişikliğe gidilmesi için siyasi irade olması lazım. Ulusal Program bir iyileştirme istiyor ama detaylarda ne yapılacak belli değil. Tek ümidimiz bakış açısının değiştirilmesi.”
AB’den para alındı
Türkiye’de sığınma kurumunun kurulması gerektiğini kaydeden Çorabatır, Türkiye’nin kabul merkezleri için AB’den yüklü miktarda para aldığını söyledi. Kabul merkezleri için fizibilite yarışmasının da yapıldığını kaydeden Çorabatır, “Ama nihayi hedefi tutukevimi yoksa koruma evimi olacağı belli değil. Türkiye’de bu konuda nereye baksan büyük bir sistem boşluğu var” diye konuştu.
Radikal / 02.10.08