14.07.2006 08:44
12 Temmuz Şehitleri anıldı - Halkın Sesi TV
Şehitler Ankara ve İstanbul'da anıldı... - 13 Temmuz 2006
Durmayacağız ağlamayacağız
Varsın kurşunlu yuvalar açılsın göğüslerimizde
Eğer koyduysak adını bir kez çıktıysa ağzımızdan sözler
Bundan böyle
Her temmuzun on ikisinde karanlığın cellatları ağlayacak bu ülkede
12 Temmuz 1991 yılında katledilen aralarında devrimci önder kadrolarında bulunduğu 12 devrimci 12 Temmuz Çarşamba günü saat 18.00’de Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği’nde düzenlenen bir anma etkinliği ile anıldı.
Anmada hazırlanan panoda 12 devrimcinin resmi, karanfillerle süslendi, “12 Temmuz Şehitleri Ölümsüzdür”, “Yoldaşlar Bizi Aşın” sloganları asıldı.
12 Temmuz şehitleri nezdinde tüm devrim şehitleri için yapılan anmadan sonra Mehmet Yaşar ve Deniz Yavuz tarafından 12 Temmuz’un önemi ve katledilenlerin devrimci yaşamlarını anlatan bir metin okundu. Okunan metinde şunlara değinildi: “İstanbul'un Nişantaşı, Balmumcu, Yeni Levent ve Dikilitaş semtlerindeki üslerde bulunan 10 Devrimci Sol önder kadro ve savaşçısı, oligarşinin ölüm mangaları tarafından kuşatıldılar. Oligarşi, Türkiye'yi ziyaret edecek olan ABD Başkanı Bush'a, Devrimci Sol'a karşı kazanılmış bir zafer armağan etmek istiyordu. Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği'nde Lenin'in, Stalin'in heykelleri yıkılır, sosyalizmin bayrağı delinir, kurumları dağıtılır, kazanımları bir bir yok edilir ve inançsızlık yayılırken; İstanbul ve Ankara’dan sosyalizme inanç sesleri yükseliyordu ölümle burun buruna.
Gençtiler, yaşlarının önemi yoktu. 40 yaşının üzerinde olanları vardı, 20 yaşını henüz devirmiş olanları da. Kavgada yaşın değil ustalığın önemine inanmışlardı. Çok değişik yerlerden gelmişlerdi, çok değişik kökenleri vardı; farklı yerlerde, farklı alanlarda, ancak aynı inancın, aynı kavganın savaşçısı oldular. Tunceliliydi kimi, kimi Çanakkaleli, İzmirli, Sivaslı, Orduluydu kimi. Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Gürcüydüler; ancak aynı havayı soludular, aynı dili konuştular. İlkokulu zor bitirmiş, bir öğün ekmek parasına ayakkabı boyacılığı, işportacılık yapmış olanları vardı aralarında, inşaat mühendisi olanları da. Okumak uğruna gece-gündüz çeşitli işlerde çalışanları vardı, kolej mezunu olanları da. Ancak ne kendilerini Kafdağı'nda ve dünyadan uzak gördüler, ne de kendilerini başkalarının küçümsemesine izin verdiler. Çok farklı yerlerden, çok farklı insanlar olarak geldiler, aynı ailenin ölümü bile paylaşmayı bilen sevgili çocukları oldular.
Kuşatılan üslerdeki Devrimci Solcular, heveslerini kursaklarında bıraktı onların. Kurşunları, bombaları marşlarıyla, sloganlarıyla karşılayan Devrimci Sol'cular, öldüler yenilmediler. 12 Temmuz 1991'de ölümsüzleştiler.”
Hep birlikte söylenen marşlarla anma saat 18.30’da sona erdi.
12 TEMMUZ ŞEHİTLERİ İSTANBUL’DA ANILDI
12 Temmuz Çarşamba günü saat 13.00’de Kadıköy Karacaahmet’de toplanan Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC) üyeleri 12-14 Temmuz devrim şehitlerini andılar.
HÖC üyesi 110 kişi mezarlığın kapısında “Demokrasi Sosyalizm Mücadelemiz Sürüyor –HÖC” imzalı pankart açarak yürüyüşe geçtiler. HÖC’lüler, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz, Bize Ölüm Yok, Mahir Hüseyin Ulaş kurtuluşa Kadar Savaş, Kurtuluş Kavgada Zafer Cephede, 12 -14 Temmuz Şehitleri Ölümsüzdür, Şehitlerimizin Hesabını Sorduk Soracağız.” sloganlarıyla anmanın yapılacağı yere kadar yürüdüler. Yaklaşık 30 dakika süren yürüyüşten sonra anma yerine gelindi. Tüm dünya şehitleri için yapılan saygı duruşundan sonra İstanbul HÖC Temsilciliği adına yazılı bir metin okundu. Okunan metinde 12 Temmuz 1991’de İstanbul ve Ankara’da 12 devrimcinin katledildiği, aradan 15 yıl geçmesine rağmen değişen bir şey olmadığı, devrimcilerin yurtseverlerin yok edilmeye devam edildiği vurgulanarak şöyle denildi; “Her yerde demokrasi nidaları atılmasına rağmen en demokratik hakkını kullanan insanın bile susturulmaya çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Tüm bunların, katliamların, infazların, provokasyonların asıl amacının halkımıza gözdağı vermek, mücadelenin gelişimini engellemek olduğunu defalarca kez söyledik. Tüm bunların, mücadelemizi engelleyemeyeceği de açıktır ve tarih bunu gösteriyor. 12 Temmuz’da kanıyla, canıyla direniş bayrağını yükseltenler; bugün halkların direnişinde yaşıyor. 12 Temmuz 1991’de direnerek şehit düşen 12 devrimciyi saygıyla anıyoruz”
Basın açıklamasının ardından şiirler okundu ve hep bir ağızdan marşlar söylendi. Daha sonra 12 Temmuz şehitlerinden İbrahim Erdoğan’ın annesi anmaya katılanlara helva dağıttıktan sonra anma son buldu.
12- 14 TEMMUZ 1991’DE YAŞAMINI YİTİRENLER:
Niyazi AYDIN
1950 Dersim doğumlu. Kürt milliyetinden. ‘70’li yılların başında katıldı mücadeleye. İstanbul’da İYÖKD yöneticiliği yaptı.
Devrimci Sol’un kuruluşunda önder kadrolardan biri olarak yeraldı.
12 Eylül’den hemen sonra, mücadelenin en zor koşullarında Devrimci Sol Merkez Komitesi’ndeydi. 1981 Kasım’ında tutsak düştü. İşkencedeki direnişçi tavrı örnekti.
Direnişi hapishanelerde de sürdü. 1985’te tutsaklığı sona erdiğinde tekrar Merkez Komitesi’nde yeraldı. Şehit düştüğü 12 Temmuz 1991’e kadar da bu görevini sürdürdü. Devrime adanmış 20 yılda örnek ve önder oldu.
İbrahim ERDOĞAN
1950 Sıvas doğumlu. Kürt milliyetinden. 1969’da THKP-C’nin işçi kesimindeki bir sempatizanı olarak mücadeleye katıldı. 12 Mart sonrasında yılgınlara, inkarcılara karşı çıkıp THKP-C potansiyelini toparlamaya çalışanlardan biriydi. İYÖKD’nin kuruluşunda ve İleri dergisinin çıkarılmasında O’nun da emeği vardır.
Devrimci Sol’un kuruluşuyla birlikte Devrimci İşçi Hareketi’nin yaratılmasında görev aldı. 12 Eylül sonrasında tutsak düştü. İşkencede örnek tavır sergiledi. 1984 yılında yapılan Ölüm Orucu eyleminin birinci ekibinde yeralarak 75 gün süren kahramanlığın yaratıcılarından biri oldu. ‘90’da gerçekleştirilen bir firar eyleminde özgürlüğüne kavuştuktan bir müddet sonra Kır Gerillası sorumluluğuna atandı. Kıra gitme hazırlıkları sırasında 12 Temmuz’da çatışarak şehit düştü.1950 Sıvas doğumlu. Kürt milliyetinden. 1969’da THKP-C’nin işçi kesimindeki bir sempatizanı olarak mücadeleye katıldı. 12 Mart sonrasında yılgınlara, inkarcılara karşı çıkıp THKP-C potansiyelini toparlamaya çalışanlardan biriydi. İYÖKD’nin kuruluşunda ve İleri dergisinin çıkarılmasında O’nun da emeği vardır.
Devrimci Sol’un kuruluşuyla birlikte Devrimci İşçi Hareketi’nin yaratılmasında görev aldı. 12 Eylül sonrasında tutsak düştü. İşkencede örnek tavır sergiledi. 1984 yılında yapılan Ölüm Orucu eyleminin birinci ekibinde yeralarak 75 gün süren kahramanlığın yaratıcılarından biri oldu. ‘90’da gerçekleştirilen bir firar eyleminde özgürlüğüne kavuştuktan bir müddet sonra Kır Gerillası sorumluluğuna atandı. Kıra gitme hazırlıkları sırasında 12 Temmuz’da çatışarak şehit düştü.
İbrahim İLÇİ
1957 doğumludur. 1974’de İDMMA Yıldız’da gençliğin akademik-demokratik mücadelesinin ön saflarında yeraldı. Temmuz ‘77’de Beşiktaş’ta bir faşist odağın dağıtılması eyleminde tutsak düştü. Kaldığı hapishanelerde hep direnişin içinde yeraldı. Bu nedenle sürgünden sürgüne gönderildi. ‘84’te Ölüm Orucu direnişinin hazırlıkları sürerken geçici olarak bulunduğu Sağmalcılar Özel Tip’te eyleme katılması istenmediği halde eylemin ilk ekibinde yeralmak için gönüllü oldu.
Tutsaklığı sona erdiğinde tereddütsüz mücadeleye koştu. Devrimci İşçi Hareketi sorumluluğunu üstlendi.
Bu görevini sürdürürken 12 Temmuz’da şehit düştü.
Cavit ÖZKAYA
1958 doğumludur. Mücadeleyle lise yıllarında tanıştı. 1975’de üniversiteyi okuduğu İstanbul’da Dev-Genç saflarında örgütlü mücadeleye katıldı. Beyazıt bölgesinde Dev-Genç içinde sorumluluklar üstlendi.
Daha sonra Karadeniz bölgesinde çeşitli sorumluluklar aldı.
Cuntaya karşı mücadelede yine İstanbul’daydı. ‘83 başlarında tutsak düştü ve altı yıla yakın tutsak kaldı.
‘84 Ölüm Orucu direnişinde ikinci ekipte görev aldı.
‘88’de tahliye olduktan sonra SDB’lerin yeniden oluşturulmasında büyük emeği geçti. Askeri Komite Üyesi olarak görevini sürdürdü. 12 Temmuz’da bir Devrimci Solcuya yaraşır biçimde şehit düştü.1958 doğumludur. Mücadeleyle lise yıllarında tanıştı. 1975’de üniversiteyi okuduğu İstanbul’da Dev-Genç saflarında örgütlü mücadeleye katıldı. Beyazıt bölgesinde Dev-Genç içinde sorumluluklar üstlendi. Daha sonra Karadeniz bölgesinde çeşitli sorumluluklar aldı.
Hasan ELİUYGUN
1962 doğumlu. Devrimci mücadeleye lise yıllarında katıldı. Anti-faşist mücadele içinde aktif olarak yeraldı.
‘81’de tutsak düştü. Sekiz yıla yakın tutsak kaldı. Tutsaklığı sona erip dışarı çıktığında yeri yine mücadele oldu. ‘88’de bir kamulaştırma eyleminde yine tutsak düştü. 1990’da özgürlüğüne kavuştuğunda Akdeniz Bölge Komitesine atandı. Polisin Hasan’ı hedef haline getirmesiyle bu görevinden alınarak bir süre Askeri Komite Adayı, daha sonra komite üyesi ve bir komutan olarak mücadelesini sürdürdü. 12 Temmuz’da şehit düştü.
Nazmi TÜRKCAN
1964 doğumludur. Devrimci mücadeleyle ortaokuldan hemen sonra tanıştı. Liseli Dev-Genç içerisinde kısa sürede gelişti. 12 Eylül sonrasında tutsak düştüğünde tecrübesiz ve deneyimsiz olmasına rağmen işkencehanelerden zaferle çıkmasını bildi. ‘83’de tutsaklığı sona erdiğinde yine mücadelede yerini aldı. Bu süreçte İstanbul devrimci gençliğinin örgütlenmesinde aktif görevler aldı.
‘88’de tekrar tutsak düştüğünde işkencecileri bir kez daha yendi. Hapishanelerde yürütülen özgürlük eylemlerinde görev aldı. 1990’da tahliye olduktan sonra önce Ege bölgesinde sorumluluklar üstlendi. Daha sonra Askeri Komite Adayı ve ardından komite üyesi oldu. 12 Temmuz’da şehit düştü.
Bilal KARAKAYA
1962 doğumludur. ‘80 öncesi anti-faşist mücadele içinde yeraldı. Cunta döneminde tutsak düştü. 12 Eylül zindanlarında direndi. Tahliye olduğunda yeri yine mücadele oldu.
Bir devrim emekçisiydi. Zorluklardan bir kez olsun şikayet etmeyen devrimin isimsiz kahramanlarından biriydi. Yıllarca her türlü sosyal yaşamdan uzak bir atölyede bombalarla yatıp kalktı, onları hazırladı, taşıdı. Birçok silahın bakımı, temizliği ve güvenliğinden sorumlu oldu. Şehit düşünceye kadar bir Devrimci Solcu gibi yaşadı ve öyle ölümsüzleşti.
Zeynep Eda BERK
1964 doğumludur. Devrimci yaşamı öğrenci gençliğin akademik-demokratik mücadelesi içerisinde başladı. İTÜ İnşaat Fakültesinde Dev-Gençli olarak aktif bir şekilde çalıştı. Mücadelenin yüklediği görevler nedeniyle öğrenimini yarıda bırakarak profesyonel devrimciliğe adımını attı. Ardından SDB komutanlarının kullandığı bir askeri büronun kurumlaşmasında görev aldı.
12 Temmuz’da çatışarak şehit düştü.
Yücel ŞİMŞEK
1967 doğumludur. Kürt milliyetindendir. 12 Eylül sonrası gelişen devrimci gençlik hareketi içerisinde yetişti. İTÜ gençliğinin önderlerinden biri oldu. İnşaat Fakültesi öğrenci derneğinin kurucuları arasında yeraldı. Okulu bitirdikten sonra İnşaat Mühendisleri Odasında devrimci faaliyetlerini sürdürdü.
Son olarak örgüt kuryeliği görevini üstlendi. Yücel’in en büyük isteği Devrimci Sol’un silahlı savaşçısı olmaktı. O bu özlemine kavuşamadı belki ama 12 Temmuz’da bir Devrimci Sol savaşçısı gibi şehit düştü.
Ömer COŞKUNIRMAK
1960 doğumludur. 12 Eylül sonrası gelişen gençlik hareketi içinde yetişen devrimcilerden biriydi. Okul sonrası Yücel gibi mühendis odalarında devrimci faaliyetlerini sürdürdü. 1989 yazında yeraltı yaşamına geçti. Büro örgütlenmesi ve çeşitli teknik konuların geliştirilmesinde sorumluluk aldı. 12 Temmuz’da şehit düştü.
Fintöz DİKME
1961 doğumlu olup, Kürt milliyetindendir. 1978’de Devrimci Sol’un örgütsel yapısını oluşturmaya başladığı süreçte Liseli Dev-Genç saflarında mücadeleye katıldı. ‘80 öncesi gençlik mücadelesi içinde görevini sürdürürken gözaltına alındı ve bir süre tutsak kaldı. Özgürlüğüne kavuştuğunda ise yine Liseli Dev-Genç saflarında yerini aldı.
12 Eylül döneminde ailesinin yurtdışında olması nedeniyle bir süre yurtdışında kaldı. Ama O ülkesinden hiçbir zaman kopmadı.
Buluthan Kangalgil
'80 sonrası gençlik mücadelesi içerisinde yer aldı. 1989 1 Mayıs'ında Taksim'i zorlayanlardan, 1990 Yıldız İşgali eyleminde aktif olarak yer alanlardan biridir. Bu nedenle bir süre tutsak da düştü. Tahliye olduktan sonra, hep istediği yerde, silahlı birliklerdeydi. 14 Temmuz'da Ankara'da, polis kuşatmasında, ayrılmaz özellikleri olan devrimci yaratıcılığının ve militanlığının son örneğini sergileyerek, son anında katiller sürüsüne bir darbe daha vurarak şehit düştü.