22.11.2008
05.08.2006 19:57

Ortadoğu'yu kana bulayanlar hak ettikleri dersi dünya halklarının elinden alacaklar! - İşçi-Köylü

 

Emperyalist saldırganlar, tarihin mahkûm ettiği, eşitsizliğin, adaletsizliğin temsilcileri olarak yalnızlığa ve yıkıma doğru hızla gidiyor. ABD ve İngiliz işgalci haydutları, başta Irak halkı olmak üzere son saldın ile birlikte sınırları genişleyen bir şekilde tüm Ortadoğu ve dünya halklarının nefret ve öfkesini kazanmaktadır. Irak halkının direniş ve savaş gücüyle karşı karşıya kalan emperyalistler, giderek artan bir iktidarsızlığa sürüklenirken, bir diğer yandan İsrail'in ABD desteği ile Lübnan'a saldırması Ortadoğu'yu adeta bir yangın çemberine çevirmiş durumda. Ezilen halklar, bir yandan dünyanın en modern teçhizat-h, en önde gelen ekonomik-askeri gücüne sahip bir ordunun, cesur ve dövüşmeye kararlı bir halkın geliştirdiği savaş yöntemleriyle, etkili bir direnişle nasıl bozguna uğradığına tanıklık ederken; diğer yandan emperyalist katiller ise saldırılarına ara vermeden şimdi de Lübnan halkının kanını oluk oluk akıtmaktan çekinmiyorlar. Hız kesmeden devam eden İsrail saldırılan sonucu sadece bir günde Lübnan'da ölenlerin sayısı 70 olarak açıklandı. 12 Temmuz tarihinden bu yana ölenlerin sayısının ise 370'e ulaştığı biliniyor. Üstelik saldırılarda ölenlerin 100'den fazlasının çocuk olduğu da gazetelere yansıyan haberler arasında.


Saldırının, her ne kadar kaçırılan İsrailli askerin geri alınması için başlatıldığı iddia edilse de Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snov'un İsrail saldınsının ABD önderliğindeki "teröre karşı savaşa" paralel olduğunu belirtmesi emperyalistlerin ve uşaklarının asıl amacını açık etmektedir. Yine ABD basınında yayınlanan ABD'nin, İsrail'e Hizbullah'a azami darbeyi vurması için bir hafta süre tanıdığı yönlü haberler de, perdenin arkasındaki gücü göstermeye yetmektedir. Tüm bu saldırılann arkasında Irak'ta sadece Mayıs-Haziran aylan içinde yaklaşık 6 bin kişiyi katleden ABD'nin olması kimseyi şaşırtmasa gerek.


Şu bir gerçek ki Lübnan saldırısı BOP için bahane olarak kullanılacak. Saldırılarla bu savaşın zemini hazırlanıyor. ABD savaş kurmaylarından Willi-am Kristol, Weekly Standard'daki yazısında Lübnan saldırısı sırasında G-8 Zirvesi'nde bulunan Bush'a seslenerek derhal Kudüs'e gidip İsrail'e destek vermesi çağrısında bulunmuş ve ardından "Bu bizim de savaşımız" diyerek saldın sonrası yapılan en sade açıklama ile perdenin arkasında ABD'nin olduğunu ortaya koymuştur.


Saldırılann arkasındaki hedef olarak arka planda duran ve Türk hâkim sınıfla-n tarafından da "Ortadoğu'da barış ve huzurun hâkim kılınmasını amaçlayan bir proje" olarak reklâmı yapılan Büyük Ortadoğu Projesi, Lübnan saldırısı ile birlikte yeniden kamuoyunu meşgul etmeye başlarken; diğer yandan ülkemiz topraklarında da önemli gelişmeler yaşanıyor. Türk hâkim sınıflarının temsilcisi AKP hükümeti bir yandan bir kez daha "Teröre balyoz hazırlığı" yaparken diğer yandan da bununla bağlantılı olarak tartışılan "sınır ötesi harekât" gündemi meşgul eden konular arasında. Irak Kürdistanı'na yönelik sınır ötesi harekat tartışmalan ile birlikte gündeme iyice oturan Terör Mücadele Yüksek Kurulu'nun toplantısından sonra yapılan açıklamalar TC'nin tıpkı emperyalist efendisi gibi bir kriz içinde olduğunun ve giderek saldırganlaşacağının işaretlerini fazlasıyla vermektedir. Toplantının ardından yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının da "çok şeye gebe" olduğu gibi açıklamaları bir kenara bırakırsak Türkiye'yi hem bölgedeki rolünden kaynaklı, hem de AKP hükümetinin yaşadığı tıkanıklıktan kaynaklı zor günlerin beklediğinin altım çizmek gerekmektedir. ABD Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı, Allan Hubbard'ın Türkiye için sarfettiği "Stratejik konumuna baksanıza. Ha yati önem taşıyor" sözleri, ülkemiz egemenleri ile ABD emperyalizmi arasındaki ilişkiyi ve emperyalistler açısından ülkemizin önemini ortaya koymaktadır. Burada "bu önemin içeriği karşımıza nasıl çıkacak?" diye sormak yerinde olur. Bu sorunun yanıtı bundan önce yaşanan kimi pratiklerle ortada iken kısmen de olsa Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün imzaladığı "ortak vizyon belge sinde" bulmak olanaklı. Medyada aktarılanlara göre; "Türk-Amerikan Stratejik Ortaklığını İlerletme Amaçlı Ortak Vizyon ve Yapılandırılmış Diyalog" başlıklı belgenin birinci bölümü, ABD ile Türkiye'nin bölgede "demokrasinin ve "istikrar"ın güçlendirilmesi, Arap-İsrail ilişkileri, terörizmle mücadele, NATO'nun transformasyonu, enerji güvenliği konularından askeri ilişkilerden kamu diplomasisine kadar ortak bir vizyona sahip olduğu saptanıyor, ikinci bölümde de bu ortak vizyonun yönetilmesi, yakından denetlenmesi amacıyla bir kurumsal çerçeve oluşturuluyor. ABD emperyalizmi ile uşağı arasındaki vizyon ortaklığının ne olabileceği soru sunun yanıtı yemek yiyenler ve araklan toplayanlar olarak verilebilir. Ancak tüm bunlar bize ülkemizde önümüzdeki dönem yaşanacak olası gelişmeler hakkında önemli ipuçları vermektedir.


Gelişmelere emekçi halkımız üzerindeki son saldırı ve baskılarla birlikte ele aldığımızda hareketli bir sürece gireceğimiz kesindir.

 


Şu bir gerçek ki, ABD emperyalizmi tarafından BOP kapsamında nereye el atıldıysa, "hesaplanmayan, öngörülmeyen" halk engeliyle, direnişiyle karşılaşıldı. Irak'ta "hesap edilmeyen bir halk direnişi" emperyalistlerin planlanın alt üst ederek, BOP'un uygulanmasını önemli oranda zora soktu. "Hesaplanmayan, öngörülmeyen" direniş, ABD ekonomisine ve politik gelişimine büyük darbe vurdu ve vurmaya devam etmektedir. Özgürlük ve demokrasi adına söylenenlerle yapılanlar arasında uçurumlar kadar fark olduğu, ülkenin tam bir kaos ve kargaşa ortamına sokulduğu daha çıplak bir şekilde görülmektedir. Her bir işgal bir savaş ve bir direniş demektir. BOP projesi emperyalist haydutların yıkım ve yalnızlık projesi olacaktır. Bu projenin mezar kazıcıları da başta Irak, Afganistan, Lübnan olmak üzere Ortadoğu ve ezilen dünya halkları olacaktır.


Bizler de ülkemiz topraklarından Ortadoğu halklarının direnişine ortak olmak ve güç katmak için bilincimizi, cesaretimizi, militanlığımızı, fedakârlığımızı, yaratıcılığımızı, en ileri düzeyde kullanarak, çaba ve enerjimizi sonuna kadar harcayarak, her türlü özveriyi tereddütsüzce göstererek üzerimize düşen görevleri yerine getirmek zorundayız. Kitlelerin emperyalizme karşı yükselen -öfkesi, onların uykusunu kaçırıyor. Bizler bunun farkında olarak işgalciler şahsında, yeniden anti-emperyalist bilinci kitlelere taşımalıyız. Emperyalizm var oldukça, dünya ezilenlerinin rahat yüzü . göremeyeceği gerçeğini döne döne kitlelere anlatmalı, geniş yığınlarla ilişki kur- , malı ve var olan ilişkilerimizi daha da geliştirmeliyiz. Bu uygun ortamda pratiğe yönelmek, hareketsiz olan güçlerimizi hareketlendirmek her militanın görevidir. Bunlar yapmamız gereken görevlerdir. Bu konuda kendimize ve kitlelere güvenerek özellikle, kitle eylemlerinde yaratıcı olmalıyız.

 

Emperyalizm bir dönem ektiği rüzgarı, fırtına olarak biçecektir. Bu kesindir. Emperyalistler daha önce de dünya ezilen halklarının direnişlerinden hak ettikleri büyük dersleri aldılar. Bugün çok .' daha büyük dersleri yine direnenlerin silahlarından alacaklar.


(İşçi-Köylü, 28 Temmuz-11 Ağustos '06)



YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30