22.11.2008
25.10.2006 20:22

Kürt Sorununda Sınırlar Yeniden Çizilirken... Yürüyüş

 

KİM, NEREDE?

 

Oligarşinin siyaset sahnesinde peşpeşe iki "şaşırtıcı" açıklama yaşandı. Birinci hamle, Mehmet Ağar'ın Genelkurmay'a yönelik olarak "Benim dönemimde asker konuşamaz" derken, Kürt sorunuyla ilgili olarak "Dağda silahla gezeceklerine ovada siyaset yapsınlar" demesiydi. Bu sözler, genel af'tan PKK'nin legalleşmesine kadar birçok çağrışım yapıyordu. Oligarşi cephesinde Ağar'ın açıklamasına sert tepkiler gösterildi.

 

En sert tepki ise, iki gündemi etkileyen ikinci açıklama buydu. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın Ağar'a "beklenmedik sertlikteki" cevabı oldu.

 

Büyükanıt, Ağar'ın ilk sözüne "O zat iktidarda olsa da biz konuşuruz" cevabını verirken, "ovada siyaset yapsınlar" sözüne ise şu karşılığı verdi: "'Bu bir genel af çağrısıdır. Bunu şiddetle kınıyorum. [Ağar] Anaların feryatlarını duyduğunu söylüyor. Herhalde 'Cumartesi Anaları'nı kastediyor."

 

Karşılıklı açıklamalar, AKP'den CHP'ye, DTP'ye kadar her kesimi içine çeken bir tartışmanın zemini oldu doğal olarak. Bu tartışmada kim nerede duruyor, ne yapmak istiyor, kısa kısa bakalım şimdi.

 

Genelkurmay: Büyükanıt'ın sözleri "sert" gerçekten. Özellikle de muhatabının Mehmet Ağar olması, bu "sert"liği daha önemli hale getiriyor. Çünkü ikisi de -Büyükanıt ve Ağar- geçmişte halka karşı birlikte savaşmışlar. Kuşkusuz geçmişteki "ortak mesaileri", "Bin operasyon" dahilindeki mesailerdir. Buna rağmen Ağar'ın şiddetle kınanmasının da ötesinde, "Cumartesi Anneleri"yle aynı kefeye konulmasıyla Genelkurmay'ın mesajı açıktır: "Bizim çizgimizi terkedersen alır atarız."

 

Genelkurmay bir anlamda özellikle Kürt sorununda safları ve sınırları yeniden çiziyor. Ağar'ı bir anda "Cumartesi Anneleri"yle aynı safa koyan Genelkurmay, tüm kontracılara "kimse vazgeçilmez değil" demiş de oluyor. Ağar bu çizimde, şu anki haliyle ortada kalmıştır.

 

DYP ve Ağar: Kanlı bir geçmişe sahip bir burjuva politikacının yapacağını yapıyor Mehmet Ağar. Kürt halkından oy alabilmek için "kontrgerilla şefi" imajını değiştirmesi gerek. Öte yandan, Kürt sorunu konusunda "adım"lar atılmasını isteyen ABD ve AB'nin de desteğini almak istiyor. Ama bunun için oligarşi içi bir çatışmayı da göze alması gerekiyor. Genelkurmay cevabıyla bunu gösterdi Ağar'a.

 

Ağar, bu tavır karşısında, bir yandan tükürdüğünü yalamamak, "harbi politikacı" imajını korumak, ama öte yandan da Genelkurmay'la çatışma içinde olmamak arasında kıvranıp duruyor. Ancak sonuçta Genelkurmay'la çatışmayı göze alamamış, "sözlerim yanlış anlaşılmıştır" diyerek, noktayı koymuştur. Zaten önceki sayımızda da belirtildiği gibi, Ağar çizgisinden Kürt halkının hak ve özgürlükleri doğrultusunda bir açılım beklemek körlük ve hafızasızlıktan başka bir şey değildir.

 

Ağar'ın sözlerini "Ecevit'in 1970'lerin başındaki çıkışı"na benzetenler, burjuva politikasının manevralarına abartılı anlamlar yükleyenlerdir.

 

 

AKP, zamana oynuyor: Ağar'ın sözleriyle ilgili üzerinde durulması gereken tavırlardan biri de AKP tarafından sergilendi. Gerek Erdoğan, gerekse de Abdullah Gül tarafından yapılan açıklamalarda, Ağar'a "kısmen" destek verildi. Ağar, yukarıdaki sözlerini AKP'yi eleştiren bir bütün içinde söylemişti. Dolayısıyla bu noktada "beklenen", AKP'nin de Ağar'ı eleştirmesiydi. Ancak öyle olmadı.

Öyle olmamasının nedeni, AKP'nin de "doğu"ya yönelik kendi özgün hesaplarının varlığıdır.

 

AKP, Kürt milliyetçi hareketinin altını oyma ve Kürt halkını islamcı bir zeminde kendi etrafında toplamak istiyor. Ancak bunun için AKP'nin zamana ihtiyacı var.

Ama bazılarıın safiyane yorumlarının söylediği gibi Kürt sorununda bazı adımlar atmak için gerek duyulan bir zaman değil bu.

 

Tayyip Erdoğan, bir dönem aydınlarla görüşmesinde yaptığı gibi, çeşitli manevralarla, kendi iktidarlarının "Kürt sorununda bazı adımlar atacağı" beklentisi yaratmak istiyor. Ancak bu çerçevede olsa bile, Genelkurmay'la çatışmaya AKP de göze alamıyor. Ateşkes ilanının ardından da Tayyip Erdoğan "durduk yerde ateş açılmaz tabii ki!" gibi bir söz söyledi ama devamını getiremedi. AKP, Genelkurmay'la bir çatışmay'ı göze alamadığı için söylediği her sözden, iki gün sonra çarkediyor. Fakat Kürt sorununda manevra yapma fırsatlarını gözetmekten de vazgeçmiyor.

 

AKP Kürt sorununda ne yapabilir? Bunu daha önce de dile getirdik; islamcılık temelinde ulusal sorunlara hiçbir çözüm getirilemez. İran bunun somut örneğidir. Dolayısıyla AKP de getiremeyecektir. AKP'nin tüm manevraları bu anlamda "oy" hesaplıdır, Kürt hareketini, DTP'yi geriletip bölgede AKP'yi birinci parti yapmaktır.

 

Oligarşinin birleştiği nokta: Şimdi Ağar, Büyükanıt, Erdoğan, Baykal, Mumcu ve benzerlerinin birbirlerine yönelttiği "sert" açıklamalara bakıp, Kürt sorununa ilişkin aralarında temel bir farklılık olduğu söylenebilir mi?

 

Bu kesimlerin bu tartışmada söylediklerine bakıldığında, fark büyük görünebilir; ama geçmişten bu yana izledikleri politikalara bakılırsa, böyle köklü bir farkın olmadığını görürüz.

 

Aslında hepsi şu anda aynı politikanın peşindedirler; "nasıl yaparız da Kürt hareketini tasfiye ederiz?" Hepsinin düşüncesinin bu noktada yoğunlaştığından kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Ancak bunu kimisi "sert", kimisi "yumuşak" yöntemlerle, kimisi ABD'ye, kimisi AB'ye yaslanarak yapma yönünde politika geliştiriyor. Ve tabii tüm bunların içinde koltuk, seçim sandığı hesapları yapılıyor.

 

Sonuçta ise, savaşı fiilen yürüten Genelkurmay olduğu için, bu gücüyle politikayı da belirleyen bugün için Genelkurmay'dır. Kürt sorununda Genelkurmay'ın politikası yürürlüktedir.

 

(Yürüyüş, sayı : 75, 22 Ekim ’06)


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30