26.10.2007 20:57
MLKP Davası: "Komünistler mahkemede de kardeşliği savundu..."
İSTANBUL (26.10.2007) -Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek, Genel Yayın Koordinatörümüz Sedat Şenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 23 komünist tutsağın duruşması sona erdi. Tutsaklar mahkeme salonunda da sosyalizmi ve kardeşliği savunmaya devam etti.
14 aydır tutuklu bulunan 23 komünist bugün ilk kez hakim karşısına çıkartıldı. 8 ay süren 'Gizlilik' kararı ve ardından 2 ay boyunca da cezaevi idarelerinin keyfi bir şekilde dosyayı vermemesi nedeniyle dava dosyasını inceleyemeyen tutsaklar, iddianameye yönelik savunma yapamadı. Bunun TMY yasasından kaynaklandığını belirten tutsaklar savunmalarını yapmak üzere ek süre istedi.
Duruşmaya Gazetemiz Atılım'ın Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu ve Özgür Radyo Genel Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın aralarında bulunduğu 23 komünist katıldı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar, İbrahim Çiçek, Sedat Şenoğlu, Ziya Ulusoy, Bayram Namaz, Füsun Erdoğan, Naci Güner, Arif Çelebi, Sultan Ulusoy, Adem Serkan Gündoğdu, Ali Hıdır Polat, Seyfi Polat, Mehmet Ali Polat ve Erkan Özdemir, Erkan Salduz, Turaç Solak, Elif Almakça, Hatice Bolat, Fatma Siner, Hasan Ozan, Arzu Torun, Soner Çiçek, Fethiye Ok, Bilgi Tağaç ve sanık avukatları hazır bulundu. Araştırmacı- Yazar Haluk Gerger, Yazar Ragıp Zarakolu, Sanatçı İkbal Kaynar, Gazeteci Memik Horuz, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay, Kayıplara Karşı Uluslararası Komite (ICAD) temsilcileri, Berlin Barosu'na kayıtlı bir grup avukat ve Berlin Irkçılık Karşıtı Platform sözcülerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kişi ise gözlemci olarak, duruşma salonunda yerlerini aldı.
'Savunmasız bir yargılama yapıldı'
Komünistler dava dosyasına ilişkin bir savunma yapmazken, hakim karşısında yaptıkları konuşmalarda fikirlerini savunmaya devam ettiler. Ali Hıdır Polat, duruşmanın görülmekte olduğu sürece dikkat çektiği konuşmasında sosyalizmi savundu. “Egemenler eliyle örgütlenen ulusalcı görünümlü ırkçı faşist gösteriler yapılmaktadır” diyen Polat sözlerine “ Bu gösteriler Türk Halkının onuru yükseltmiyor aksine zarar veriyor” şeklinde devam etti. “Halklar kardeşliği yükseltmelidir” dedi.
Polat duruşmalarının 1951 tevkifatlarının yıldönümüne gelmesine dikkat çektiği konuşmasında, “O günlerde işkenceye uğrayan, tutuklanan aydınların adı bugün hala yaşıyor” dedi. “Ruhi Su, Enver Gökçe, Mihri Belli, Sevim Belli... Bu insanlar hala anılıyor, düşünceleri hala savunuluyor. Oysa tarih onları yargılayanları çoktan sildi” diyen Polat, “Bu yargılamanında geleceğe bakarak görülmesi gerekir” diyerek sözlerini noktaladı. Bu dava ezen ve ezilenlerin tarihsel hesaplaşmasıdır
Konuşmasına, “Bir komünist ve ateistim. Kürt ulusuna mensubum, Aleviyim, anadilim Kürtçe” diye başlayan Arif Çelebi “Anayasal düzeni değiştirmekle suçlanıyorum. Hangi anayasal düzen bu?” diyerek devam etti. 5 sayfalık konuşmasında “Kökleri bu topraklara dayanan halkları birbirine düşman eden egemenlerin düzeni değil mi? Ermenileri soykırıma uğratan, Kürtleri asimilasyon saldırısı ile soykırım saldırısı ile, Rumları yine soykırımla sindirilmeye çalışıldığı düzenden mi bahsediyor başsavcı” diyen Çelebi, “Bir Kürt komünistim ama aynı zamanda Ermeni, Rum, Çingeneyim” dedi. Sözlerine, “Bu dava ezen ve ezilenlerin tarihsel hesaplaşmasıdır” diye devam eden Çelebi faşist düzeni her yönüyle teşhir etti. Egemenlerin, ezilenlerin her ayaklanmasını kanla, zorla bastırdığını belirten Çelebi, her defasında isyanların yeniden filizlendiğini söyledi. “Dadaloğlu'nun 'Dağlar bizimdir'i, Pir Sultan'ın 'Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan' ı nasıl yaşıyorsa, bu davada sokaklarda sürüyor Umut dimdik ayakta” diyen Çelebi konuşmasında sömürü düzenini, emperyalistlere kölece bağımlılığı, çeteci hakimleri teşhir etti. “Düzen iflas etmiştir” diyen Çelebi sosyalist düzenin gelmesi gerektiğini söyleyerek, sosyalizmi savundu.
Savunmasız bir yargılama
“Sosyalist bir gazeteciyim” diyen gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) toplum ve basın üzerindeki baskısına dikkat çekti. 14 ay boyunca mahkemeye çıkarılmadıklarına işaret eden Çiçek, "Dosya üzerindeki gizlililik kararı nedeni ile savunmasız bir yargılama yapıldı" dedi. İşçiler ve tüm ezilenlerden yana yayın yaptıklarını belirten Özgür Radyo Genel Koordinatörü Füsun Erdoğan da iddianameyi incelemek ve savunma hazırlamak için ek süre talebinde bulundu.
'Sınır ötesi operasyon çözüm değil'
Atılım Gazetesi eski yazarlarından Ziya Ulusoy ise, son dönemde gelişen ırkçı, milliyetçi dalgaya dikkat çekti. Bu düzenin işçilere, köylüleri, emekçileri sömürü üzerine kurulduğunu belirtti. Sınır ötesi operasyonun çözüm olamayacağını vurgulayan Ulusoy, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülebileceğini söyledi. Kürt halkının talebinin demokratik hakların anayasal güvenceye kavuşturulması olduğunu ifade eden Ulusoy, "Bu talepler, demokratik taleplerdir. Irkçılık ve faşist gösteriler çözüm değildir. Türk halkı sınır ötesi operasyona karşı sesini yükseltmelidir" dedi. Polise öldürme hakkı tanıyan yasaların, TMY'ye dikkat çeken Ulusoy, “Bu faşist düzene mahkum değiliz” dedi. Ulusoy 7 sayfalık konuşmasında her yönüyle sosyalist düzeni anlattı.
"Bugün burada yargılanmak isteyen MLKP ve MLKP'nin temsil ettiği dünya görüşüdür" diyen sanık Seyfi Polat ise, "Bu dava ile ilgili kararı tarih ve halkımız verecektir" diye konuştu. İstanbul Valisi Muammer Güler'in operasyonun ardından yaptığı konuşmaları hatırlatan Polat, “ Her efsane yaratmak istediklerinde MLKP üzerinden bunu yapıyorlar. Bu saldırı boşuna değil” dedi. Polat MLKP'nin savunmasını yapmaktan onur duyacağını belirtti.
Bayram Namaz ise konuşmasında F tipleri gerçeğine dikkat çekti. F tipleri açıldıktan sonra 300 kişinin uygulanan tecrit politikaları nedeniyle intihar ettiğini belirten Namaz, 50 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Son olarak 18 Ekim günü Edirne F Tipi Hapishanesi'nde tahliyesine sadece 3 ay kalmış olan bir adli tutuklunun intihar ettiğini ve yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu ölümden başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Edirne F tipi yöneticilerinin sorumlu olduğunu belirten Namaz, bu kişiler hakkında mahkemeye suç duyurusunda bulundu.
'Soruşturma ideolojik bir yaklaşımla yürütüldü'
Sanık avukatları adına hazırladıkları ortak dilekçeyi okuyan Avukat Özlem Gümüştaş, soruşturma sürecinde birbiriyle çelişkili karar ve uygulamalar olduğuna dikkat çekti. TMY'nin Küresel OHAL düzeninin Türkiye'deki yansıması olduğunu belirten, Gümüştaş TMY'yi teşhir etti. Gümüştaş, "Soruşturma hukuka uygun değil, ideolojik bir yaklaşımla yürütülmüştür" dedi. Sanıkların üzerine atılı suçların her hangi bir kanıta dayandırılmadığı, delillerin kendilerine verilmediği, bu nedenle savunma haklarının engellendiğini belirten Gümüş, savunma için süre talebinde bulundu. Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren Mahkeme Heyeti, savunma yapmaları için duruşmayı 28-29 Şubat 2008 tarihine erteledi.
Avukatların tahliye talebi reddedilirken, bir sonraki duruşma 28-29 Şubat 2008 tarihine ertelendi.
(atılım.org, 26.10.1007)