06.07.2008
31.03.2008 15:37

Wuppertal’de 10. yıl konferansı

 

(31.03.08) - Partimizin kuruluşunun 10. yılı vesilesiyle planlanan Konferanslar'ın ikincisini, 30 Mart 2008 tarihinde, Wuppertal’de gerçekleştirdik. Konferansa 35 kişi katıldı.

Konferansımız, 30 Mart 1972 yılında, aralarında, Mahir Çayan ve Cihan Alptekin gibi seçkin devrimcilerin de bulunduğu, 10 yiğit devrimcinin ölümsüzlüğe ulaştığı Kızıldere katliamına denk geldi. Çok doğal olarak, Konferansa geçmeden önce, özlü bir Kızıldere anması gerçekleştirdik.

Bu çerçevede, önce, Kızıldere ile ilgili kısa bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Bunu, Kızıldere’de ölümsüzlüğe ulaşan bu seçkin devrimciler ve onların şahsında tüm devrim ve sosyalizm şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşu izledi. Ardından, Konferansı sunan yoldaş söz aldı ve ilk elden,  Kızıldere’nin, sadece bir katliam değil, aynı zamanda ve esas olarak bir direniş günü olduğunun altını çizdi. Kızıldere’nin bir direniş manifestosu olduğunu ve bu niteliğiyle de, devrimci direniş geleneğimiz içinde seçkin bir yere sahip olduğunu belirtti. Devamla, “Kızıldere’nin, altı çizilmesi gereken, önemli bir diğer özelliğinin de, devrim davası uğruna tereddütsüzce kendini adamanın ve günümüzde, anlamı pek de anlaşılmayan siper yoldaşlığının, çok seçkin bir örneği olmasıdır” diyerek, sözlerini tamamladı.

Anmanın hemen ardından, Konferansa geçildi. Konferansçı yoldaş, konferansa, Türkiye ve Türkiye’yi çevreleyen coğrafyadaki, son dönemin siyasal gelişmelerine değinerek başladı. Bu çerçevede, başta, sömürgeci sermaye devletinin içerde ve sınır ötesinde, tam bir kuşatma altına aldığı Kürt özgürlük mücadelesindeki gelişmelere değindi. Ardından, sırasıyla, Alevi sorunu ve hareketi, Laiklik-Şeriat sahte ikilemi ve tuzakları konusunda açıklamalarda bulundu. Yoldaş bu bölümdeki sözlerini, Türkiye’deki, son dönem inatçı, kararlı ve genel bir direnişe çağrı niteliğindeki işçi direnişlerine dikkati çekerek, işçi eylemlerindeki, “Genel grev-genel direniş” sloganlarının anlamlı olduğunun altını çizerek bitirdi.

Konferans, verilen kısa bir aradan sonra yeniden başladı.

Bu bölümde yoldaş, önce, Komünist Manifesto’dan başlayarak sosyalizm türleri, bu arada da, esas olarak, küçük burjuva sosyalizmi konusunda açıklamalar yaptı. Küçük burjuva sosyalizminin, işçi sınıfı ve sınıf mücadelesine, işçi sınıfı ile sosyalizm ilişkisine bakışı ile Marksizm-Leninizm’e yabancı olduğunu belirtti. Zamanın, Fransa, Almanya ve Belçika’sında ortaya çıkan, Anarşist, Ütopik ve bunlara benzer yanlar taşıyan küçük burjuva sosyalizmi konusunda bilgiler verdi. Bunu, Çarlık Rusyası dönemindeki Narodnikler hakkında yaptığı açıklayıcı bilgilerle tamamladı.

Konferansın ağırlıklı bölümünü ise, 1920’lerden günümüze, Türkiye sol hareketi ve partimiz konusundaki anlatımlarla geçti. Konferansçı yoldaş, bu bölümde, tarihsel bir perspektif içinde, önce, 1960’lı yılların sonuna dek Türkiye sol hareketine egemen olan burjuva sosyalizmi ya da orta sınıf devrimciliğine, ardından, bundan bir ilk kopuşun ifadesi olan ve adına 71 devrimciliği dediğimiz, küçük burjuva sosyalizmine değindi. Bu hareketin, tüm iddialarına ve sosyalizm konusundaki içtenliğine rağmen, gerçekte sosyalist olmadığının altını çizdi. Bu çerçevede, gerekçelerine değindi. Kaldı ki, gelinen yerde, bu hareketin, hali hazırda sahip olduğu programı da savunamaz hale geldiğini ve tartışmaya açtığına dikkati çekti. Zira bu programların iç bütünlüklerini kaybettiklerini, iyiden iyiye tutarsızlaştıklarını ve bu nedenle de, bu hareketin, deyim yerindeyse yolun sonuna geldiğini belirtti. Küçük burjuva devrimciliğinin hakim politik öğe olma döneminin geride kaldığını ve dönemin artık, proletarya sosyalizmi dönemi olduğunu ileri sürdü. Sözlerini, partimizin, farklılıkları ve nitelikleri konusundaki anlatımlarla tamamladı.

Konferans, her zamanki gibi, katılımcıların söz alıp konuşmaları ve sorular sormalarıyla devam etti. Birkaç kişi söz alıp, görüşlerini belirttiler, soru sordular. Haliyle, bu, ortamı hareketlendirdi, hararetli tartışmalara yol açtı. Konferans, yoldaşın sorulara verdiği cevapların ardından sonlandırıldı.

Bu tür çabalardan adeta kaçıldığı, ideolojik sorunlara tam bir ilgisizliğin olduğu ve bunun dolaysız yansıması olan apolitizmin kol gezdiği yurtdışı koşullarında, katılımın zayıflığına karşın, yine de bu konferans yararlı olmuştur.

Wuppertal’den komünistler


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3