06.05.2007 16:56
Komünistler Denizler'i mezarları başında andı
(06.05.07) - Komünistler olarak, 35 yıl önce ölümü yiğitçe kucaklayan üç devrimciyi mezarları başında gerçekleştirdiğimiz bir eylemle andık.
Anma öncesinde emekçilere yönelik bir çağrı faaliyeti örgütledik. Bu çerçevede hazırladığımız bildirileri özellikle Mamak bölgesinde etkin bir şekilde dağıttık. 5 Mayıs tarihinde bölgede gerçekleştirilen Ferhat Tunç konserine müdahalemiz ve emekçilerin ilgisi anlamlı oldu. Konserin yapıldığı yerde bir binanın duvarına “Şovenizme, faşizme ve emperyalizme karşı şimdi Deniz olunmalı!/BDSP” şiarlı pankartımızı asarak binlerce emekçiye bildirilerimizi ulaştırdık. Bu eksende gerçekleştirdiğimiz çağrı faaliyetine işçi ve emekçilerin yanıtı anlamlı oldu.
6 Mayıs sabahı Şirintepe, Tuzluçayır ve Sıhhiye köprüsü üzerinden Karşıyaka Mezarlığı’na otobüs kaldırdık. Tamamen dolan otobüslerimizin yanısıra doğrudan mezarlığa gelen emekçilerle birlikte sayımız 100’ü aştı. Karşıyaka Mezarlığı 2. kapıda pankartımızı açarak kortej düzeninde Denizler’in mezarına doğru yürüyüşe geçtik.
Ankara’da yapılan ilk anma komünistlerin gerçekleştirdiği etkinlik oldu. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in huzuruna geldiğimizde kortejimize katılım daha da arttı. Burada yaklaşık olarak 400 kişilik bir kitle ile birlikte anma etkinliğini başlattık.
Anma, Deniz, Yusuf ve Hüseyin şahsında tüm devrim şehitleri huzurunda gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından bir açılış konuşması yapıldı. Devamında Ankara’dan komünistlerin ve genç komünistlerin hazırladığı metinler okundu. Kitle okunan metinleri coşku ile alkışlayarak sloganlara eşlik etti. Metinlerin okunmasının ardından burada “Şarkışla” ve “Enternasyonal” marşları hep birlikte söylendi. Kitlenin yoğun katılımı ve anma programının güçlü devrimci içeriği reformist çevreleri oldukça rahatsız etti. Zira gerçekleştirdiğimiz anma programı reformistler tarafından “Bizim programımız başlayacak” vb. gerekçelerle sık sık kesilmeye çalışıldı. Komünistlerin uyarıları ve kitlenin tepkisi üzerine bu müdahalelerin önü kesildi.
Anma programımız Denizler’in mezarından Mahir Çayan’ın mezarına yapılan yürüyüş ile devam etti. Burada da bir konuşma yapıldı, ardından saygı duruşu gerçekleştirildi. Devamında ise kitle hep birlikte 1. kapıya yürüyüş gerçekleştirdi.
Komünistler olarak “Düzene karşı devrim” perspektifi ile gerçekleştirdiğimiz anma etkinliği yapılan bu yürüyüşün ardından sona erdi. Eylem boyunca “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan, Habip, Ümit, Hatice yoldaş yaşıyor!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Düzene karşı Deniz olunmalı!”, “Yeni Ekimler için ileri, Parti’yi kazandık Parti’yle kazanacağız!” sloganlarının yanı sıra parti ve devrim sloganları sık sık atıldı.
Ankara’dan komünistler
Etkinlikte komünistler adına okunan metin:
Merhaba dostlar, yoldaşlar;
Bugün buraya, devrim tarihimizin üç yiğit neferi olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı anmak için geldik.
Onlar tarihimize yiğitliğin, gözü pekliğin ve devrim uğruna tereddütsüzce ölümü kucaklamanın birer örneği olarak adlarını yazdırdılar. Yaşadıkları dönemde devrim davasının kızıl bayrağını en yükseklerde taşıyarak ölümsüzler kervanına katıldılar. Düzene karşı devrim tutumunu darağaçlarında bile tereddütsüz sergilediler. Bu açıdan onları anmak onların yarattığı devrimci değerler ve birikimleri aynı gözü peklik ve kararlılıkla savunmak, günümüz koşullarında devrim davasını Denizleşerek sürdürmekten geçiyor.
Zira bugün, siyasal gericiliğin dizginlerinden boşaldığı, emperyalist-kapitalist saldırganlığın insanlığı büyük yıkımlara götürdüğü tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Bir taraftan kitleleri açlık ve yoksullukla baş başa bırakan sermaye düzeni öte taraftan siyasal planda şovenizm zehri ile işçi ve emekçileri sersemletmeye çalışıyor. Faşist saldırganlık dizginlerinden boşaltılıyor, linçler, sokak ortasında yaşanan katliamlar ve provokasyonlar gündelik bir hal alıyor. Toplumsal çürüme ve yozlaşma inanılmaz boyutlara ulaşıyor.
İşte böylesi bir toplumsal tablo içerisinde Deniz olmak, Yusuf olmak, Hüseyin olmak çok daha acil ve yakıcı bir görevdir bizlere. Açlığın, yoksulluğun ve her türlü gericiliğin kaynağı olan bu sermaye düzenine karşı, devrim bayrağına sarılarak, Denizleşerek, Mahirleşerek, İbrahimleşerek yürümeliyiz.
Dostlar, yoldaşlar, Denizler’in ölüm pahasına yere düşürmediği bu bayrak şimdi komünistlerin ellerinde komünist işçi partisi güvencesinde dalgalanıyor. Yaratılan tüm devrimci birikim ve değerler sistemi bizler tarafından göz bebeğimiz gibi korunarak yarınlara taşınıyor. Sizleri komünistler olarak, her türlü gericiliğin karşısında, açlığın, yoksulluğun ve toplusal çürümenin karşısında, emperyalist kapitalist sistemin yarattığı yıkım ve savaşlar karşısında, kısacası düzene karşı devrim saflarında komünist işçi partisi programı altında birleşmeye ve savaşmaya davet ediyoruz.
Denizler yaşıyor, komünistler savaşıyor!
Devrimciler ölmez, devrim davası yenilmezdir!