30.08.2008
04.07.2008 12:23

Faşistlerin, sömürücülerin, işbirlikçilerin iktidar kavgası sürüyor - Halk Cephesi

 

Kendi savaşımızı yükseltelim

 

Zulüm, yalansız, dolansız olmaz. Faşizm, teröre başvurduğu kadar, demagojilere, halkı aldatmaya yönelik manevralara da başvurur. İşte bugün yine böyle bir manevrayla karşı karşıyayız. "Ergenekon Operasyonu", ne darbeyi önlemeyle, ne kontrgerillayı tasfiye etmeyle ilgisi olmayan oligarşi içi bir iktidar kavgasının uzantısıdır.

 Halk Cephesi olarak diyoruz ki; bu kavga halkın kavgası değildir.

"Darbe yapacaklar"... "şeriatı getirecekler" söylemleri kaplamış durumda ortalığı. Bir taraf darbeyi engellemek, diğerleri şeriatı önlemek adına, yargıyı, polisi kullandıkları kıyasıya bir savaş içindeler. Şu anda her ne kadar aralarındaki bu savaş öne çıkmış görünse de, gerektiğinde halka karşı hemen uzlaşırlar; Çünkü sömürücülerin işbirlikçilerin, zalimlerin asıl savaşı, halka karşı savaştır. Darbe, şeriat, laiklik, anti-laiklik adına verilen bu savaşın iki tarafı da emperyalizm işbirlikçisi, iki tarafı da sömürücü ve iki tarafı da halka karşıdır.

 Bunlar kimdir? Bu soruyu doğru cevapladığımızda, gerici AKP'nin "demokratlığı"nın ve "darbe karşıtlığı"nın nasıl bir demokratlık ve darbe karşıtlığı olduğunu, laikçilerin şeriat karşıtlığının nasıl bir karşıtlık olduğunu çok net görür ve o zaman, bu sahte ikilemin taraflarından biri olmak gibi bir yanılgıya düşmekten de kurtuluruz.     

Kavganın bir tarafı AKP, diğer tarafı Genelkurmay'dır.

AKP, 1945'lerden beri ülkemizi Amerikan emperyalizminin sömürgesi yapan gerici çizginin islamcı uzantısıdır. Bu geçmişini bir yana bıraksak da, sadece 5 yıllık AKP iktidarı, bize AKP'nin işbirlikçi, sömürücü ve faşizmi sürdüren bir parti olduğunu gösteriyor.

Genelkurmay, 1945'lerden bu yana emperyalizmin ülkemizdeki gizli işgalinin ordusudur. Bugüne kadar süregelen sömürgeciliğin ve faşizmin bekçisi odur.

İkisi de bu niteliğe sahip olduğu içindir ki, bağımsızlıktan, demokrasiden, sosyalizmden yana olanları susturmak, sindirmek ve yapabilirlerse yok etmek, iki tarafın da ortak amacıdır. Tarihleri boyunca bu amaçta işbirliği içinde olmuşlardır.

 Bunlar, neden yana, neye karşıdırlar? Büyük şaşaalarla devam ettirilen operasyonlar, kimseyi şaşırtmasın, yanıltmasın. İki taraf da Ergenekoncudur; kontrgerilla politikalarının savunucusu ve uygulayıcısıdır.

"Ulusalcı, laikçi" geçinen güçlerin şeriatçılığa karşı sert tavırları da kimseyi şaşırtmasın, yanıltmasın. Bu ülkede dinci gericiliği kullanan ve geliştirenlerin başında onlar gelir. Halkın mücadelesini, devrimcileşmesini engellemek için tarikatlarla işbirliği yaparken çok memnundular bu işbirliğinden. Şimdi iktidarları zayıflayınca şeriat karşıtı kesildiler.

Her iki tarafın hukuk ve adalet anlayışı ve uygulaması aynıdır.

Oligarşi içi savaşta, birbirlerini yargıyı kullanmakla veya yargıya saygısızlıkla suçlayanlar, devrimcilere, vatanseverlere karşı her türlü hukuksuzluğu meşru görürler. Onların devrimcilere karşı savaşında, yargı, "adaletin tecellisini" sağlayacak bir kurum değil, devrimcilerin sindirilmesi, halka gözdağı verilmesi için kullanılan bir araçtır. Ülkemizdeki düzen hukukçuları da bu "misyonu" benimsedikleri için, devrimciler, onlarca yıldır, her türlü hukuksuzluğa maruz bırakılmaktadırlar.

Bunun en son ve çarpıcı örneklerinden biri, 19 Aralık 2000'deki Bayrampaşa Hapishanesi katliamına ilişkin davada gelinen noktadır. AKP iktidarı ve generaller, AKP'nin bürokratları ve şikayetçi olduğu yargı, bu davada "mükemmel" bir işbirliği göstermiş, o işbirliğiyle katliamcıları zaman aşımıyla kurtarmışlardır.

Bağımsızlık ve demokrasinin düşmanıdırlar.

Bağımsızlık ve demokrasi mücadelesini engellemek için her yolu mübah sayarlar. Ki bu çerçevede, ülkemizde yıllardır infazlar, işkenceler, faili meçhuller, hapishanelerde katliamlar devam ediyor. Bütün bunların uygulanmasında laiklik-şeriatçılık diye görünürde birbirlerinin "gözlerini oyan", "kuyusunu kazan" güçler, birliktedirler.

İşçiler, Köylüler, Tüm Emekçiler,

Kürt'ü, Türk'ü, Alevisi, Sünnisiyle, Kadını Erkeğiyle, Genci Yaşlısıyla

Tüm Halkımız 

Onların savaşı, kim daha çok sömürecek, kim sömürüden daha büyük pay alacak, iktidar koltuğunda kimin sözü geçecek kavgasıdır. Onların savaşının esası budur ve bunun da halkın sorunlarıyla, talepleriyle bir ilgisinin olmadığı açıktır.

Bu savaş bu nedenle bizim savaşımız değildir.

Her iki taraf da, demokrasiyi savunmaktan, laiklikten, şeriata ya da darbeye karşı olmaktan ne kadar çok söz ederlerse etsinler, bu onları demokrat yapmaz. Sözünü ettikleri demokrasinin bizim demokrasimizle bir ilgisi olmadığı gibi, işbirlikçilerin yönettiği bağımlı bir ülkede demokrasi de olmaz zaten.

Bizim savaşımız, bizim sorunlarımızı çözecek, bizim taleplerimizi karşılayacak bir iktidar için, halkın iktidarı için savaştır. Devrimci bir Halk İktidarı'nın mümkün olabileceği bir ülke ise sadece Bağımsız, Demokratik Türkiye'dir. İşte bu yüzden, bizim savaşımız, Bağımsız Demokratik Türkiye savaşıdır.  

Onların en büyük korkusu da bu savaştır.

Bağımsız, Demokratik bir Türkiye'de onlara yer olmadığını biliyorlar.

AKP'den Genelkurmaya, düzen islamcılarından AB'cilere sahte ulusalcılara kadar tüm işbirlikçiler, bağımsızlık demokrasi mücadelesini engellemeye çalışırken, bizim görevimiz, onlar arasındaki iktidar kavgasıyla oyalanmak olamaz.

Hiçbirisinin yanında değiliz; olmamalıyız.

Onlara yedeklenmek, bizim sorunlarımızı çözmez ama sömürü ve zulüm düzeninin ömrünü uzatır. Onlardan birinin tarafında olmak, bizim geleceğimizi güzelleştirmez ama laiklik-şeriat aldatmacasının sürmesine hizmet eder.

Tek yolumuz, bağımsızlık, demokrasi mücadelesini yükseltmektir.

Halk Cephesi olarak, oligarşi içi iktidar kavgasına karşı, halkımızı kendi savaşımızı yükseltmeye çağırıyoruz.

İlerici, vatansever, demokratik tüm güçleri, oligarşi içi kavgada taraf olmaktan, o kavgadan medet ummaktan çıkıp, kendi savaşımızda saf tutmaya çağırıyoruz.

*

Halk Cephesi olarak ilk açıklamamızda yaptığımız bu çağrı, ısrarla tekrarlayacağımız çağrımızdır.

Bu ilk açıklamamız vesilesiyle belirtmek isteriz ki, bundan böyle Halk Cephesi adına açıklamalarımızla, dünyada ve ülkemizdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimizi halkımızla paylaşacak, görülmeyeni göstermeye, gizlenmek isteneni açığa çıkarmaya çalışacak, güncel olarak yapılması gerekenlere dikkat çekecek, ve ısrarla, asıl olanı, kurtuluşun yolunu göstereceğiz.

Biz halkız. Kendi çıkarlarının bilincine varmış, kendi gücüne inanan ve güvenen bir halk, en büyük güçtür. Bu gücü büyüttükçe, Bağımsız Demokratik Türkiye'ye daha fazla yaklaşacağız. Ve kuşku yok ki, er geç bağımsız, demokratik bir Türkiyemiz olacak.

Halk Cephesi


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31