04.12.2008
23.07.2008 17:16

İşçi sınıfı içerisinde örgütlenmek – Dursun Baştuğ

 

Proletarya partisinin varlık koşullarından birisi de sınıf bilinçli proletaryanın bir partisi olmasıdır. Bu durum öylesine kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç değil, aksine kapitalizm ile birlikte tarih sahnesine çıkıp sosyalizm ve komünizme kadar varılacak toplumsal sisteme ulaşmanın öncü sınıfı olmasından kaynaklıdır.

Dolayısıyla bu gerçekliğimize rağmen daha şimdiden işçi sınıfı içerisindeki somut durumumuza baktığımızda açık sözlülükle gerçekten olumsuz bir durumda olduğumuzu belirtelim. O halde derhal, ertelemeden işçi sınıfı içerisinde örgütlenmelere girişmek gerekiyor. Gücümüz ya da subjektif durumumuza göre sınırlı da olsa kesinlikle işçiler arasında faaliyetlere hemen koyulmalıyız.

Bu mesele ya da görevi diğer görevlerden daha az önemli olarak göremeyiz. Denilebilir ki işçi sınıfı içerisindeki örgütlülüğümüz ya da gücümüzle, nesnel ya da objektif gerçekliğe uygun bir subjektif gelişimimiz doğru orantılıdır. Özcesi işçiler arasında ne kadar örgütlüysek, o oranda bir gelişim içerisindeyiz demektir.

Mevcut işçi örgütleri ve kurumları içerisinde ne kada,r hangi düzeyde örgütlüyüz, bunlara yönelik pratik politikalarımız nelerdir ve şu an hangi aşamadayız, somut olarak işçilere yönelik örgütsel politikalarımızın neresindeyiz ve uygun zaman periyotlarındaki hedeflerimiz nelerdir? Bütün bunlara verilecek cevabımız olabilmelidir. Şayet hiç yoksa şapkamızı çıkartıp gerçekliğğe hürmet edeceğiz ve ondan sonra da derhal kitlelerin yoğun olarak yaşadığı alanlarda gücümüzün uygun bir bölümünü, uygun planlamalar ile işçi sınıfı deryasının içerisinde iyi yüzücüler olarak görevlendirmeliyiz.   

Düsünebiliyor musunuz, Türk hakim sınıfları, IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla başta işçi sınıfı olmak üzere ezilenlere yönelik daha fazla sömürüye dayalı ekonomik politikaları peşpeşe uygularken, işçi ve emekçi kıyımları çeşitli şekillerde, ardarda devam ederken, işçi ve emekcilerin kendiliğinden gelme hareketleri düşük yoğunluklu da olsa sürerken, biz komünistler yaşanan bütün bu gelişmeler karşısında ne durumdayız? İşte tam da dağınık ve parçalanmışlıkla beraber marjinalleşmenin eşiğinde hatta oldukça içerisindeki girdapta sürüklenip gidilmektedir. Bari bırakalım birçok şeyi de en azından tersane işçilerinin küreklerine sarılarak girdapa karşı direnelim.

Kendisine devrimci ve komünist diyenler, en doğru siyaseti ve çizgiyi biz savunuyoruz diye hep söyler. Peki bu doğru çizgi ve siyasetimizin ucundan az buçuk nasibini alan işçilerle, samimi ve dürüst işçi önderleri ile birlikte daha geniş işçi kitlesini kucaklayacak işçi örgütleri ve bu örgütler içerisinde adım adım gelişerek kitlesel bir harekete dönüşmek için neler yapmaktayız. Açık söyleyelim, neredeyse hiçbirşey. Kendimizi hiç kandırmayalım ya da dev aynasında görmeyelim. Tamamen mütevazi olmak ve mevcut gerçekliğimizi görmek durumundayız. Dağınık ve parçalı durumumuzun önüne geçmek için somut ama gerçekçi pratik politikalar geliştirebilmeliyiz. Bununla birlikte yürüyebileceğimiz ve gidebileceğimiz geçiçi yol arkadaşları ile birleşebileceğimiz oranda ortak örgütlenmelerde dahil ortak eylemlilikler örgütleyebilmeliyiz ya da bunların pratiğine şimdiden girebilmeliyiz.

Unutmamalıyız ki kuracağımız Demokratik Halk Cumhuriyeti ve sosyalist toplumda, sosyalizmin güçleri ve bu güçlerin sınıf ve tabakalarının temsilcilerinden grup, hareket ve partilerde olacaktır. İşte daha şimdiden halkımızın çeşitli sınıf ve tabakalarının temsilcisi olan bu parti, grup ve bireyler ile ortak mücadele örgütleri ve yöntemleri geliştirebilmeliyiz. Konumuzla da bağlantılı olarak gücünü doğru ideolojisinden ve halktan alan büyük bir işçi örgütünü kim istemezki. İşçilerin ekonomik ve demokratik talepleri doğrultusunda mücadele yürütüp yeri ve zamanı geldiğinde Halk Savaşı’nın önemli bir mevzisi haline dönüşecek olan bir işçi sendikası ya da konfederasyonunu hangimiz istemeyebilir. Öyleyse Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın önemli bir potansiyelini oluşturan işçi sınıfı içerisinde örgütlenmek ve ekonomik-demokratik-sosyalist mücadele yürütmek için pratik adımlarımızı ertelemeden atıp işe koyulmalıyız.

Faşist Türk komprador bürokratik burjuva ve büyük toprak ağalarına karşı bu örgütlenme ve mücadele sürecinde elbette reformist ve revizyonist anlayiş ve pratiklere karşı da mücadeleyi elden bırakmamalıyız. Bu noktada kendiliğindenci, küçük dalgınlıklar ve zaafiyetlerimiz karşısında reformist ve revizyonist hareketler fırsatları kendilerine göre iyi değerlendirip kitlelerin kendiliğinden gelme hareketlerini bazı kırıntılar karşılığında sistem içine çekerek sönümlendirebilmekte ve pekala düzen içine yedekleyebilmektedir.

Faşist Kemalist ırkçı politika, toplumun gözeneklerine öylesine yerleştirilmiştir ki,  devrimci hareketin önemli bir kesitini dahi etkisi ve yörüngesi altına almıştır. Bu yüzden sadece sınıf düşmanlarımıza karşı yürüttüğümüz mücadele yetmemekte, aynı zamanda halk içerisinde ve bu kapsam dahilinde ilerici ve devrimci saflardaki yanlış düşünce ve politikalara karşı da ideolojik mücadeleyi aksatmadan yürütmeliyiz.

Düşmanın ekonomik ve siyasal saldırılarına paralel ideolojik bombardımanı altında ayırt edici ve doğru olan genel ideolojik-siyasal çizgimiz doğrultusunda başta işçi sınıfı olmak üzere halkımızın, ezilen ulus ve milliyetlerin bizzat içerisine girerek koşullarımız yani gücümüz oranında somut pratik politikalarımızı hayata geçirmeliyiz. Halk Savaşı’nın diyalektik bütünlüğü içerisinde yaşamın her alanında faaliyetlerimizi yoğunlaştırıp, merkezi görev bilinci ve dinamizmi doğrultusunda her devrimci komünist, pratik sorumluluklarını yerine getirmelidir. Halkımızın daha iyi bir yaşam ve gelecek uğruna reformların ve durmaksızın köklü olarak demokratik ve sosyalist devrimlerin gerçekleşmesi için diğer bütün bölge ve alanlardaki gelişen mücadelemizin sınıf bilinçli, işçi sınıfı öncülüğünde birleştirilip bütünleştirilmesi gerekmektedir. Bu görev yerine getirilmeden gerçek nitel ilerlemeleri sağlayamayız. Ciddi bir proleter parti ve aktivistleri, bütün bunlara ciddiyetle yaklaşmak durumundadır.

Devrimci Demokrasi / 18-31 Temmuz 2008 / Sayı 135


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4