18.08.2008 10:59
Kafkasya savaşları başladı - Atılım
Gürcistan'ın Güney Osetya işgal ve saldırısı, yerini Rusya'nın Gürcistan'ı işgaline bıraktı. Fitili ateşleyenler Gürcistan ve Güney Osetya olsa da, kısa süre sonra savaşın gerçek tarafları sahne aldı. Rusya, Soroscu “gül devrimi”yle işbaşına gelen ABD kuklası Saakaşvili'nin aymazlığını, Kafkaslardaki etkinliğini daha güçlü olarak yeniden tesis etmenin fırsatına dönüştürüyor, işgalci karşı saldırıyı gövde gösterisine dönüştürerek, Gürcistan'ı teslimiyet anlaşması imzalamaya zorluyor.
Gürcistan'a bağlı özerk bir cumhuriyet olan Güney Osetya yönetimi, Rusya'nın desteğini arkalayarak yürüttüğü de facto “bağımsızlık” konumunu, tek yanlı bir kararla hukukileştirme yönünde adım attı. Aslında uzun süredir bu politikayı dillendiriyordu. Balkanlar da Kosova özgülünde yaşanan örnek, benzeri bir dizi örnek gibi G. Osetya bakımından da süreci hızlandıran bir rol oynadı. G. Osetya'nın "bağımsızlık" kararı, bir adım sonrasında Kuzey Osetya'yla birleşme yönelimini de içeriyor. Rusya Federasyonu'na bağlı K. Osetya ile birleşmek ise, Güney Osetya'nın Rusya Federasyonu'na katılması anlamına gelecek. Gürcistan ayrıca Abhazya ve Acarya'dada benzer sorun yaşıyor. Her iki özerk bölge de Gürcistan'dan bağımsızlığını sağlamaya çalışıyor. G. Osetya örneğinin, Abhazya ve Acarya için de benzer sonuçlar doğuracağını gören Gürcistan yönetimi, bunun siyasi ve coğrafi bütünlüğünü yeniden tanımlamak anlamına geldiğini biliyor. Parçalanmanın önüne geçmek için şoven ve saldırgan politikalara ağırlık veriyor. Arkasındaki ABD ve AB desteğine de güvenerek bağımsızlık kararını işgal saldırısıyla önlemeye çalıştı. Fakat yaşadığı Osetya bozgunundan sonra yalnız G. Osetya'da değil, Abhazya ve Acarya üzerinden de coğrafi bütünlüğünü koruması tamamen zorlaştığı gibi, yenilginin faturasının Saakaşvili'ye çıkması da büyük olasılıktır.
Kafkasya, etnik ve ulusal çeşitliliğiyle dünyanın en renkli coğrafyalarından biridir. Fakat bu ulusal ve kültürel çeşitlilik bir zenginlik konusu olmaktan çok, burjuva güçlerin milliyetçi politikaların ve emperyalist kışkırtmaların sonucunda savaş ve çatışma nedenine dönüşmüş durumdadır. Sovyetler döneminin görece istikrarını saymazsak, geçmişte ve günümüzde bu politikalardan kaynaklı çok sayıda savaş ve çatışma yaşanmıştır.
Şimdi Osetya'da ateşlenen milliyetçi çatışma fitili bütününe yayılarak, bölgenin Balkanlaşmasının da yolunu açmış oluyor. G. Osetya'da başlayan savaş daha şimdiden Abhazya ve Acaristan'a da sıçramış durumda. Osetya sorununda olduğu gibi her bir ülkenin kendi içinde; Dağlık Karabağ üzerinden Ermenistan ile Azerbeycan arasında olduğu gibi iki ülke arasında; Çeçenistan sorunu gibi Rusya'ya bağlı bölgelerde yaşanan bir dizi sorunla birleşerek bölgenin bütününde burjuva milliyetçi çatışmalara dönüşme olasılığı yabana atılacak gibi değildir. G. Osetya savaşının akibeti ne olursa olsun böylesi bir gelişmenin önü açılmıştır.
Kriz devam etse de savaş beşinci gününde sona ermiş görünüyor. Kafkasya emperyalist rekabetin, hakimiyet mücadelesinin ön plana çıkan yeni cephesi olmayı sürdürecektir. Kafkasya'nın enerji geçiş hatları bakımından taşıdığı stratejik önem, bölgenin jeostratejik konumuyla birleşerek emperyalist rekabeti keskinleştirmektedir. Bu politikanın zaman zaman savaşlara dönüşmesi kaçınılmazdır. Zira ABD ve Rusya, Osetya savaşı üzerinden karşılıklı olarak
güç ve tepkilerini ölçtüler. Rusya bu bilek güreşinden şimdilik avantajlı ve güçlenerek çıktı. "Arka bahçe"sinde kendisine rağmen gelişmelere izin vermeyeceğini gösterdi. ABD'ye ve Avrupa'ya açıktan gözdağı verdi. Sovyetlerin yıkılmasının ardından, Putin döneminde, doğalgaz ve petrol gücünü de bir silah olarak kullanarak yeniden emperyalist küresel siyaset sahnesine çıkış yönünde güçlü adımlarla ilerlediğini gösterdi. Gürcistan ve Ukrayna'nın, NATO üyesi yapılmasını kabul etmeyeceğini de bir kez daha ilan etti.
Saakşvili'nin, ABD'nin yönlendirmesi ve desteğinden bağımsız olarak G. Oset-ya'ya girmiş olma*sı düşünülemez. ABD'nin, Osetya savaşı üzerinden Rusya'nın tepkisinin düzeyini ölçmüş olması büyük olasılıktır. Rusya'nın tepkisinin Gürcistan'ın burnunu sürtmeye dönüşmesi karşısında Saakaşvili'ye askeri olarak sahip çıkamasa da; Cheney'in "Rusya'dan hesabının sorulacağı", Bush'un ise, Irak ve Afganistan işgallerini unutarak "21. yüzyılda bir ülkenin işgal edilmesinin kabul edilemeyeceği" açıklaması savaşın doğrudan tarafı olduğunu görmek bakımından yeterlidir. Önümüzdeki dönemde de Çeçen sorunu gibi, Rusya federasyonu içi diğer ulusal sorunları ve bölgesel gerilimleri kışkırtarak, Rusya'yı sınırlandırmaya ve bölgesel emperyalist siyaset konumunda kalmaya zorlayacaktır.
Türk burjuva devleti, bu savaşta Gürcistan lehine taraf olmuştur. Gürcistan'a diplomatik desteğinin yanında, askeri malzeme sevkiyatıyla da katılmıştır. Zaten uzun yıllardır ABD eksenli olarak Gürcistan'la stratejik bir ilişki sürdürmektedir. Kafkaslarda ABD politikalarının uzantısı ve bölgesel yayılmacı bir güç olarak davranmaktadır. Erdoğan'ın ABD ve AB'yi sürece dahil etmeyi amaçlayan "Kafkas paktı" önerisinin ise Rusya'ya rağmen siyasal bir hükmü yoktur.
Kafkaslarda yaşanan gelişmeler ve Güney Osetya savaşı, savaşın, politikanın başka/askeri araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey olmadığı gerçeğini bir kez daha gösteriyor. Bush'un utanmaz söyleminin aksine, 21. yüzyıl işgal ve savaşlarla başladı. ABD ise bu savaşların başını çekiyor. Artık ABD emperyalizminin önderliğinde kurulan "tek kutuplu dünya" dengesi, yeni güçlerin katılımıyla yerini çok kutupluluğa terk ediyor. NATO'nun 2006 Münih zirvesinde Putin'in altını çizdiği gibi, Rusya bu çok kutupluluğun ön plana çıkan güçlerinden birisidir. Emperyalist küreselleşme koşullarında hegemonya mücadelesi, Ortadoğu ve Balkanlar örneğinde olduğu gibi esas olarak hızla bölgeselleş-me riski taşıyan savaşlar üzerinden sürdürülüyor. Enerji geçiş hatları üzerindeki konumu nedeniyle emperyalist rekabetin kıskacındaki Kafkasya, bölgesel savaşların yeni adresidir. Türkiye Bakü-Tiflis» Ceyhan boru hattı ile emperyalizmle göbekten bağlanmıştır. Türkiye burjuva devleti, boru hattı ile geleceğini Kafkaslarda muhtemel bölgesel savaşlara bağlamıştır. Boru hattından şimdilik doğalgaz pompalanıyor, ama bu her an bölge halklarının kanına dönüşebilir.
Emperyalist devletler ve burjuva milliyetçi güçler, savaş oyununu, politikanın bir devamı olarak kullanmayı sürdürürken; bu emperyalist gerici savaşların faturasını bütün yıkıcılığıyla halklar yaşamaktadır. Kafkaslarda geliştirilen emperyalist gerici savaşa tavır almak, başta bölgenin mazlum halkları olmak üzere tüm dünya halklarının görevidir.
Atılım Sayı 2008-34/16 Ağustos 2008