22.11.2008
18.08.2008 10:59

Kafkasya savaşları başladı - Atılım

 

Gürcistan'ın Güney Osetya işgal ve saldırısı, yerini Rusya'nın Gürcistan'ı işga­line bıraktı. Fitili ateşleyenler Gürcistan ve Güney Osetya olsa da, kısa süre sonra savaşın gerçek tarafları sahne aldı. Rusya, Soroscu “gül devrimi”yle işbaşına gelen ABD kuklası Saakaşvili'nin aymazlığını, Kafkaslardaki etkinliğini daha güçlü ola­rak yeniden tesis etmenin fırsatına dönüş­türüyor, işgalci karşı saldırıyı gövde gös­terisine dönüştürerek, Gürcistan'ı tesli­miyet anlaşması imzalamaya zorluyor.

Gürcistan'a bağlı özerk bir cumhuriyet olan Güney Osetya yönetimi, Rusya'nın desteğini arkalayarak yürüttüğü de facto “bağımsızlık” konumunu, tek yanlı bir ka­rarla hukukileştirme yönünde adım attı. Aslında uzun süredir bu politikayı dillendi­riyordu. Balkanlar da Kosova özgülünde yaşanan örnek, benzeri bir dizi örnek gibi G. Osetya bakımından da süreci hızlandı­ran bir rol oynadı. G. Osetya'nın "bağımsız­lık" kararı, bir adım sonrasında Kuzey Osetya'yla birleşme yönelimini de içeriyor. Rusya Federasyonu'na bağlı K. Osetya ile birleşmek ise, Güney Osetya'nın Rusya Federasyonu'na katılması anlamına gelecek. Gürcistan ayrıca Abhazya ve Acarya'dada benzer sorun yaşıyor. Her iki özerk bölge de Gürcistan'dan bağımsızlığını sağlama­ya çalışıyor. G. Osetya örneğinin, Abhazya ve Acarya için de benzer sonuçlar doğura­cağını gören Gürcistan yönetimi, bunun si­yasi ve coğrafi bütünlüğünü yeniden ta­nımlamak anlamına geldiğini biliyor. Par­çalanmanın önüne geçmek için şoven ve saldırgan politikalara ağırlık veriyor. Arka­sındaki ABD ve AB desteğine de güvenerek bağımsızlık kararını işgal saldırısıyla önle­meye çalıştı. Fakat yaşadığı Osetya bozgu­nundan sonra yalnız G. Osetya'da değil, Abhazya ve Acarya üzerinden de coğrafi bütünlüğünü koruması tamamen zorlaştı­ğı gibi, yenilginin faturasının Saakaşvili'ye çıkması da büyük olasılıktır.

Kafkasya, etnik ve ulusal çeşitliliğiyle dünyanın en renkli coğrafyalarından biri­dir. Fakat bu ulusal ve kültürel çeşitlilik bir zenginlik konusu olmaktan çok, burju­va güçlerin milliyetçi politikaların ve em­peryalist kışkırtmaların sonucunda savaş ve çatışma nedenine dönüşmüş durumda­dır. Sovyetler döneminin görece istikrarını saymazsak, geçmişte ve günümüzde bu politikalardan kaynaklı çok sayıda savaş ve çatışma yaşanmıştır.

Şimdi Osetya'da ateşlenen milliyetçi ça­tışma fitili bütününe yayılarak, bölgenin Balkanlaşmasının da yolunu açmış oluyor. G. Osetya'da başlayan savaş daha şimdiden Abhazya ve Acaristan'a da sıçramış durum­da. Osetya sorununda olduğu gibi her bir ül­kenin kendi içinde; Dağlık Karabağ üzerin­den Ermenistan ile Azerbeycan arasında ol­duğu gibi iki ülke arasında; Çeçenistan so­runu gibi Rusya'ya bağlı bölgelerde yaşa­nan bir dizi sorunla birleşerek bölgenin bü­tününde burjuva milliyetçi çatışmalara dö­nüşme olasılığı yabana atılacak gibi değil­dir. G. Osetya savaşının akibeti ne olursa ol­sun böylesi bir gelişmenin önü açılmıştır.

Kriz devam etse de savaş beşinci gü­nünde sona ermiş görünüyor. Kafkasya emperyalist rekabetin, hakimiyet mücade­lesinin ön plana çıkan yeni cephesi olmayı sürdürecektir. Kafkasya'nın enerji geçiş hatları bakımından taşıdığı stratejik önem, bölgenin jeostratejik konumuyla birleşerek emperyalist rekabeti keskinleştirmektedir. Bu politikanın zaman zaman savaşlara dö­nüşmesi kaçınılmazdır. Zira ABD ve Rusya, Osetya savaşı üzerinden karşılıklı olarak

güç ve tepkilerini ölçtüler. Rusya bu bilek güreşinden şimdilik avantajlı ve güçlene­rek çıktı. "Arka bahçe"sinde kendisine rağ­men gelişmelere izin vermeyeceğini gös­terdi. ABD'ye ve Avrupa'ya açıktan gözdağı verdi. Sovyetlerin yıkılmasının ardından, Putin döneminde, doğalgaz ve petrol gücü­nü de bir silah olarak kullanarak yeniden emperyalist küresel siyaset sahnesine çı­kış yönünde güçlü adımlarla ilerlediğini gösterdi. Gürcistan ve Ukrayna'nın, NATO üyesi yapılmasını kabul etmeyeceğini de bir kez daha ilan etti.

Saakşvili'nin, ABD'nin yönlendirmesi ve desteğinden bağımsız olarak G. Oset-ya'ya girmiş olma*sı düşünülemez. ABD'nin, Osetya savaşı üzerinden Rus­ya'nın tepkisinin düzeyini ölçmüş olması büyük olasılıktır. Rusya'nın tepkisinin Gürcistan'ın burnunu sürtmeye dönüşme­si karşısında Saakaşvili'ye askeri olarak sahip çıkamasa da; Cheney'in "Rusya'dan hesabının sorulacağı", Bush'un ise, Irak ve Afganistan işgallerini unutarak "21. yüzyılda bir ülkenin işgal edilmesinin ka­bul edilemeyeceği" açıklaması savaşın doğrudan tarafı olduğunu görmek bakı­mından yeterlidir. Önümüzdeki dönemde de Çeçen sorunu gibi, Rusya federasyonu içi diğer ulusal sorunları ve bölgesel geri­limleri kışkırtarak, Rusya'yı sınırlandır­maya ve bölgesel emperyalist siyaset ko­numunda kalmaya zorlayacaktır.

Türk burjuva devleti, bu savaşta Gürcis­tan lehine taraf olmuştur. Gürcistan'a diplo­matik desteğinin yanında, askeri malzeme sevkiyatıyla da katılmıştır. Zaten uzun yıllar­dır ABD eksenli olarak Gürcistan'la stratejik bir ilişki sürdürmektedir. Kafkaslarda ABD politikalarının uzantısı ve bölgesel yayılma­cı bir güç olarak davranmaktadır. Erdo­ğan'ın ABD ve AB'yi sürece dahil etmeyi amaçlayan "Kafkas paktı" önerisinin ise Rusya'ya rağmen siyasal bir hükmü yoktur.

Kafkaslarda yaşanan gelişmeler ve Güney Osetya savaşı, savaşın, politikanın başka/askeri araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey olmadığı gerçeğini bir kez daha gösteriyor. Bush'un utanmaz söyle­minin aksine, 21. yüzyıl işgal ve savaşlarla başladı. ABD ise bu savaşların başını çeki­yor. Artık ABD emperyalizminin önderli­ğinde kurulan "tek kutuplu dünya" denge­si, yeni güçlerin katılımıyla yerini çok ku­tupluluğa terk ediyor. NATO'nun 2006 Mü­nih zirvesinde Putin'in altını çizdiği gibi, Rusya bu çok kutupluluğun ön plana çıkan güçlerinden birisidir. Emperyalist küre­selleşme koşullarında hegemonya müca­delesi, Ortadoğu ve Balkanlar örneğinde olduğu gibi esas olarak hızla bölgeselleş-me riski taşıyan savaşlar üzerinden sür­dürülüyor. Enerji geçiş hatları üzerindeki konumu nedeniyle emperyalist rekabetin kıskacındaki Kafkasya, bölgesel savaşla­rın yeni adresidir. Türkiye Bakü-Tiflis» Ceyhan boru hattı ile emperyalizmle gö­bekten bağlanmıştır. Türkiye burjuva dev­leti, boru hattı ile geleceğini Kafkaslarda muhtemel bölgesel savaşlara bağlamış­tır. Boru hattından şimdilik doğalgaz pompalanıyor, ama bu her an bölge halk­larının kanına dönüşebilir.

Emperyalist devletler ve burjuva milli­yetçi güçler, savaş oyununu, politikanın bir devamı olarak kullanmayı sürdürür­ken; bu emperyalist gerici savaşların fatu­rasını bütün yıkıcılığıyla halklar yaşamak­tadır. Kafkaslarda geliştirilen emperyalist gerici savaşa tavır almak, başta bölgenin mazlum halkları olmak üzere tüm dünya halklarının görevidir.

Atılım Sayı 2008-34/16 Ağustos 2008


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30