28.09.2008 17:02
Ulucanların “On yıldızı” katliamın 9. yılında anıldı…
“Kanla yazılan tarih silinmez!”
Gün ağarıyor...
Ulucanlar`da direnişi selamlıyor güneş
Hamburg`un, Liverpool`un, Viborg`un
ruhunu selamlıyor
Anısını selamlıyor
İbo`nun, Denizler`in, Kızıldere`nin
Ve bir kez daha
"Her şey devrim için"
diyor kavga dostları
"Her şey yeni Ekim`ler için"
"No passaran"
Bir şiirin en tutkulu dizelerinde akıyor Ulucanlar`da zaman
(28.09.08) – Sermaye devleti bundan tam 9 yıl önce, 26 Eylül sabahı, tüm faşist aygıtını bir kez daha zindanları denetimine almak için seferber etti. Mustafa Suphiler’in, Denizler’in, Erdallar’ın, Mazlumlar’ın cellâtları bu kez tanklarını, toplarını ve köpek sürülerini Ulucanlar zindanında yatmakta olan devrimci tutsakların üzerine yolladı.
Saldırının amacı dönemin Başbakanı tarafından açıkça ilan edildi, cezaevleri denetim altına alınmadan toplumsal muhalefet denetim altına alınamazdı! Ama düzen cephesi, saldırının tüm şiddetine rağmen Ulucanlar’da yekpare bir direniş ile karşılandı. Saldırı devrimci irade duvarına çarptı ve on devrimcinin canı pahasına püskürtüldü. Ulucanlar “zaferler takvimimize” yeni bir sayfa olarak eklenirken, çürümüş kapitalist devlet de katliamlardan ibaret kirli tarihine bir yenisini ekleyerek çöküşüne bir adım daha yaklaştı.
On’ları anmak düzene karşı devrimi savunmaktır!
Ulucanlar’da katledilen on yiğit devrimci her yıl olduğu gibi ülke genelinde gerçekleştirilen etkinliklerle anıldı. İstanbul’da da TKİP MK üyesi Ümit Altıntaş’ın Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında gerçekleştirilen anma ile Ulucanlar katliamı lanetlendi ve On’ların devrimci anıları selamlandı. Eylemde Eylül ayında gerçekleşen Diyarbakır, Buca ve Ulucanlar katliamlarını birlikte ele alınarak katil devlete karşı mücadele etme ve hesap sorma çağrısı yükseltildi.
Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB) tarafından gerçekleştirilen anma etkinliği kitlenin Karacaahmet mezarlığı girişinde toplanması ile başladı. Burada kortejler oluşturularak Ümit Altıntaş’ın mezarına doğru yürüyüşe geçildi. “Ulucanlar katliamını unutmadık, unutturmayacağız / Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB)” pankartının açıldığı yürüyüş sırasında en önde Ulucanlar’da katledilen on devrimcinin resimleri taşındı.
Öfkeli sloganlar eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüş süresince “Ulucanlar şehitleri ölümsüzdür!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!” sloganları coşkuyla haykırıldı. Yürüyüş sırasında zindan katliamlarına yönelik öfke “Diyarbakır / Buca şehitleri ölümsüzdür!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “İçerde dışarıda hücreleri parçala!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Yaşasın Ulucanlar direnişimiz!” sloganları ile dile getirildi.
Yürüyüşte Ulucanlar’da katledilen on devrimcinin isimleri de tek tek sayıldı ve her bir devimcinin ismi kitle tarafından “Yaşıyor!” haykırışı ile karşılandı.
“Hapishanelerde karşı karşıya gelen aslında iki sınıftır!”
Ümit Altıntaş’ın mezarı başına gelindiğinde zindanlarda katledilen devrimciler şahsında tüm devrim şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu sırasında “Güneşi içenlerin türküsü” hep bir ağızdan okundu ve saygı duruşu “Devrim şehitleri ölümsüzdür!” sloganı ile son buldu.
Mezar başındaki anma programına ilk olarak TUYAB adına bir tutuklu yakınının yaptığı konuşma ile başlandı. Açılış konuşmasında Ulucanlar direnişinin mücadele tarihimizde önemli bir yeri olduğu belirtilerek orada şehit düşen devrimcilerin arkalarında büyük bir miras bıraktıkları belirtildi.
Sunuşun ardından TUYAB adına hazırlanan basın metnine geçildi. Basın metninde cezaevlerinin devrimci ve muhalif güçleri ezme, sindirme ve yok etme amacıyla kullanıldığından bahsedilerek zindan katliamlarının anlamına değinildi. 12 Eylül’den bugüne gerçekleştirilen katliamların anlatıldığı açıklamada tüm bu katliamlarda düzen ve devrim cephesinin doğrudan karşı karşıya geldiğine değinildi ve şunlar söylendi:
“Hapishanelerde karşı karşıya gelen aslında iki sınıftır, iki dünyadır. Hapishaneler, işçilerin ve emekçilerin gelecek özleminin, eşit, özgür, sınıfsız ve savaşsız bir dünya kurma arayışının temsilcisi olan devrimci tutsaklar ile, karanlığın bekçisi olan ve milyonlara yoksulluğu, sefaleti, işsizliği, savaşı ve hür türlü baskı ve zulmü dayatan bu düzenin temsilcilerinin karşı karşıya geldiği bir alandır. Bugüne kadar ödenen onca bedele ve gösterilen büyük yiğitlik ve fedakârlıklara rağmen her çarpışmada, iki sınıfın temsilcilerinin her karşı karşıya gelişinde kazanan daima devrimci irade, kararlılık ve başeğmez direnme ruhu olmuştur. Ulucanlar’da da yaşanan tam da budur.”
Yanıtımız direnmek olacaktır!
Açıklamada Ulucanlar’da gerçekleşen katliamın hücre saldırısının ve 19 Aralık katliamının bir provası niteliğinde olduğu da belirtilerek burada karşılaşılan direniş nedeni ile devletin hücre politikalarını ertelemek zorunda kaldığı belirtildi. Açıklama F tipi zindanlarda bugün tecrit, işkence, baskı ve her türlü devlet terörünün uygulandığının vurgulanması ile sürdü.
TUYAB adına okunan basın metni zindanlarda ya da dışarıda yaşanan devlet terörüne karşı mücadele çağrısının yükseltildiği cümleler ile sona erdi:
“Bu mücadele sınıf mücadelesidir, bu kavga sınıf kavgasıdır. Demir parmaklıkların içi ya da dışı farketmiyor. Ulucanlar katliamının yıldönümünde buradan dosta-düşmana bir kez şunu ilan ediyoruz:
Bizleri F tipi-D-L tipi hapishanelere kapatmak isteyenlere yanıtımız direnmek olacaktır. Şehitlerimizden devraldığımız onurlu direnme geleneğini ve devrimci mirası mücadelemizi büyüterek geleceğe taşıyacağız ve biz kazanacağız.”
Yan yana ve dik durmalıyız!
Basın metninin okunmasının ardından şiir dinletisi gerçekleştirildi. Şiir dinletisini TUYAB çalışanlarından İsmail Karagöz’ün yaptığı konuşma izledi. Konuşmasında Ulucanlar’da katledilen devrimcileri anmak için onların yolunda yürümek gerektiğini belirten İsmail amca, devrimciliğin “ateşten bir gömlek” olduğunu belirterek tüm bedellere karşı dik durarak mücadele etmek gerektiğini söyledi. İsmail amca “yan yana ve dik durmalıyız!” sözleriyle gençlere On’ların izinden gitme çağrısı yaparak konuşmasını noktaladı.
“Hesabını soracağız”
İsmail Karagöz'ün ardından Ümit Altıntaş’ın eşi Melek Altıntaş bir konuşma yaptı. Altıntaş konuşmasında Eylül ayında sadece Ulucanlar’ın değil Diyarbakır ve Buca katliamlarının da lanetlendiğini söyledi. Devletin Diyarbakır dosyasını kapamaya çalışırken, Ulucanlar davası sanıklarını da aklamaya çalıştığını belirtti. Altıntaş, Ulucanlar katliamında bizzat görev üstlenmiş ve ardından da Hrant Dink’in katledilmesinde sorumluluğu olan Ali Öz’ü örnek vererek devletin katlimcıları ödüllendirdiğini, ancak bunların hesabının mutlaka sorulacağını ifade etti. Melek Altıntaş konuşmasının devamında şunları söyledi: “Günü geldiğinde sadece cezaevlerinde katledilen devrimci tutsakların değil, Adana’da yanık bedeniyle hastane kapısından geri gönderilen küçük çocuğun, kum torbaları yerine teste tabi tutulan tersane işçilerinin, özgürlük isteyen Kürt halkının, töre cinayetlerine kurban edilen genç kadınların hesabını da soracağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.” Altıntaş, Ulucanlar’ın Buca’nın direniş ruhuyla mücadeleyi büyütme çağrısı yaparak sözlerini noktaladı.
Anma programı Ulucanlar katliamının tanığı Esmahan Ekinci tarafından yapılan konuşma ile sürdü. Ekinci konuşmasında cezevlerinde yaşanan yoldaşça paylaşıma ve komünal yaşama değinerek bunun hayatın her alanına yayılması gerektiğini belirtti. Ekinci devrimci dayanışmanın masa başında değil barikatlarda ete kemiğe bürüneceğini vurguladı.
“Ulucanlar katliam değil direniştir!”
Gitar ve yan flüt eşliğinde seslendirilen devrimci ezgilerin ardından Ümit Altıntaş’ın kardeşi Tayfun Altıntaş söz aldı. Tayfun Altıntaş sözlerine Ulucanlar’ın katliam değil direniş olduğunu vurgulayarak başladı ve sözlerini devletin Ulucanlarda tüm şiddetine rağmen aciz kaldığını belirterek sürdürdü. Devletin devrimcileri sindirmek için birçok politika izlediğini belirten Tayfun Altıntaş tarihi unutturmaya çalışmanın da bunlardan biri olduğunu ancak bunda başarılı olamayacağını söyledi. Tayfun Altıntaş konuşmasını şu cümleler ile sonlandırdı:
“Ben Ümit kardeşim olduğu için onunla gurur duymuyorum, Ümit devrim şehidi olduğu için onunla gurur duyuyorum. Ve Ümit’in kardeşi olarak değil bir devrimci olarak devrim ve sosyalizm mücadelesini büyütmeye çağırıyorum.”
Tayfun Altıntaş’ın anlamlı konuşması kitle tarafından uzun süre alkışlandı ve “Yaşasın Ulucanlar direnişimiz!” sloganı ile karşılandı. Anma etkinliği Ulucanlarda katledilen devrimcilerinin isimlerinin “Yaşıyor!” haykırışı ile birlikte sayılmasının ardından sona erdi.
Etkinliğe 250’yi aşkın kişi katıldı.
Kızıl Bayrak / İstanbul