08.02.2012
23.11.2009 19:38

Alaattin Karadağ ölümsüzdür!

 

Yüz yüze gelmediğiniz, yitirdiğimiz siper yoldaşlarınızı yazmak çok zordur. Hele bir de Alaattin Karadağ gibi sınıf devrimcisi bir yoldaşı yazmak çok daha zordur. İlk gördüğünde merhabalaşır insan.... Ama duyduğun an, anlatıldığı an, o zaman görmüş gibi olursun. Zira onlar devrim yolunun yolcularıdır. İçlerinde şehit düşmüş olanlar vardır.

Anlamak, anlamlandırmak, devrim ve sosyalizm yolunun yolcularını… Alaattinler yürüdüler, taşlara, dikenlere, bozuk yollara, tepelere, sulara, kayalara rağmen yürüdüler özgürlüğün türküsüne doğru... Hasretleri, umutları, hayalleriydiler işçi sınıfı ve emekçilerin...

O bir proleterdi. Proletaryanın devrimci sınıf niteliğine, yıkıcı tarihsel rolüne dayanan partisine güveni tamdı. Altında savaşılacak işçi sınıfının devrimci programından güç alan sınıf devrimciliğini, ideolojik-politik ve örgütsel davranış çizgisini inatla sürdürdü.

Hakkında yazılanlardan öğrendik ki, Alaattin Karadağ yaşamını işçi ve emekçilerin kurtuluş mücadelesine adamıştı. O her şeyden önce tüm benliği ile işçi sınıfına, devrim ve sosyalizm mücadelesine büyük bir aşkla bağlıydı. Yaşamının tüm alanlarında olduğu gibi cezaevinde de mücadele azmini yitirmedi. Hücre saldırısını en önde karşıladı. Ölüm orucu ile ilgili olarak yaptığı bir değerlendirme, “ÖO direnişi her şeyden önce yeniden doğmaktır. Umudu, direnci, sevdayı hücre hücre eriyen bedenlerimizle yeniden var etmektir. F tipi cezaevi saldırısıyla teslim alınmak istenen toplumun özneleri devrimci güçler şahsında tüm toplumun direnme umudunu, geleceğe yönelik olan inanç ve özlemleri öldürmek, öncüsüz bırakmaktır. Katliamlarla bir teslimiyetçilik, bir muğlaklık yaratmak, yıkım programlarını rahatça hayata geçirmektir. Bu yıkım ve katliamlar Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinde bizzat ABD, AB’li emperyalistlerin dayatmaları ve destekleri doğrultusunda olmuştur.” diyerek, saldırının kapsam ve niteliğine ilişkin olarak tam bir bilinç açıklığına sahip olduğunu gösterdi. Tam da bu bilinçle ölüm orucu direnişindeki onurlu yerini tereddütsüzce aldı.

O biliyordu ki, işçi sınıfı partisiyle güçlüdür. O, işçi sınıfı örgütlenmediği sürece, sahip çıktığı kavramların bir işe yaramayacağını biliyordu. Habipler'in yolundan ilerledi.

Alaattin Karadağlar varolanla yetinmediler. Tüm zorluklara, zorluklar karşısında beliren tasfiyeci ruh haline rağmen, zor dönem devrimciliğinin ruhunu kuşandılar. Önemli kayıpların yaşandığı bir dönemde, devrimcilikten düşüşün hızlandığı ölüm orucu süreci ve sonrasında, teslimiyete, yenilginin sarıp sarmaladığı ruh haline kapılmadan, altında savaşılacak, uğrunda ölünecek partiye, onun devrimci programına bütün benliği ile sarıldılar.

Alaattin Karadağlar yaratılmış geleneği kıskançlıkla korudular. Ama bununla yetinmediler. Zira komünistler yaratılmış gelenekle yetinemezdiler. Yaşamlarıyla her gün devrimci geleneği ve çizgiyi ileri götürmek için tüm gücüyle yeni görevlere sarılmaları gerekir. Hedeflerine ancak, devrimci sınıf mücadelesini ileriye sıçratarak varabilecekleri konusunda tam bir sınıf bilincine sahiptirler.

Alaattin Karadağlar işçi sınıfının devrimci programına dayalı devrimci sınıf pratiği içinde yer aldılar. Devrimci sınıf kimliğine uygun davrandılar. İşçi sınıfı ve emekçilerin sermaye düzenine karşı, henüz açığa çıkmamış büyüyen öfkesini ve tepkisini parti kanallarına akıtmak için tüm güçleriyle çalıştılar, çabaladılar. İşçi ve emekçilere yönelik saldırılara karşı işçi sınıfının devrimci mücadele dinamizmini büyütmek için seferber oldular.

Alaattin Karadağlar, işçi sınıfını hak ve özgürlükleri için harekete geçirmek için kolektif bilinç ve inisiyatifi en üst düzeyde kullandılar. Partinin maddi bir güç ve odak haline getirecek sınıf zeminiyle bulaşmasının yolunu aradılar. Zira onlar, sınıfın genç ve bilinçli unsurlarına dayanan partinin büyük bir güç haline geleceğini biliyorlardı. “Zor dönem devrimciliği”nin yüklediği görev ve sorumluluklara bütün benlikleriyle sarıldılar.

Alaattin Karadağlar, saldırı politikalarının yarattığı yıkım ve emperyalist savaş nedeniyle hava dünya ölçüsünde işçi sınıfından yana değişmeye başlamakla birlikte, rüzgarın henüz işçi sınıfından yana esmemesinin, işçi ve emekçi hareketinin bir türlü çıkış yapamamasının basıncı altında kalmadılar. Kitlelerin düzenden umudunu kesmesinden, onların kendiliğinden devrimci mücadeleye yönelmemiş olmasından kaynaklı yaşanan moral bozukluğuna prim vermediler. Solun ağır bir biçimde ezildiği ve sistematik politikalarla yok edilmeye çalışıldığı, mücadeleye yönelen kitlelere bunun üzerinden gözdağı verildiği bir sosyal ve siyasal ortamda mücadeleyi kararlılık sürdürdüler.

Devrimci sınıf mücadelesini geliştirmede, kitleleri örgütlemede yaşanan zorlanmaların nedenlerini kavrayamayanlar, devrimci mücadele tarihi, devrim deneyimleri, devrimin diyalektiği vb. konularda açıklık taşımayanlar, bu alanda yaşanan sorunların üzerine gitme yeteneği gösteremezken, olanakların farkında olamazken, güçlüklerin altında ezilirken, Alaattin Karadağlar kararlılıkla devrim ve sosyalizm yolunda yürüdüler.

İdeolojik-teorik kavrayışın derinleştirilmesi, bu hazırlığın en önemli ayağıydı. Zira sağlam, soluklu ve direngen kadrolar haline gelebilmek için bu soruna gereken önemin verilmesi gerekiyordu. Alaattin Karadağlar zorlu bir gelişme sürecini göğüsleyebilmek için sağlam bir ideolojik bakışa ve teorik kavrayışa sahip olmak gerektiği konusunda tam bir bilinç açıklığına sahiplerdi. Görev ve sorumluluklarına buradan bakıyorlardı. Geleceğe her bakımdan en iyi bir biçimde hazırlanmak için çabalıyorlardı.

Alattin Karadağlar Habip’ten, Ümit’ten, Hatice’den, Hüseyin’den aldığı mücadele bayrağını daha yukarılara taşımak için cesaretle kavgaya sarıldılar. Yoldaşlarından öğrendikleri cesaret, atılganlık, fedakarlık ve boyun eğmeme özelliklerini kendi kişiliklerinde ete kemiğe büründürdüler. Bunun içindir ki, tüm varlıkları ile işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine sarıldılar. Bunun içindir ki, karanlığın sahipleri tarafından katledildiler.

Alaattin Karadağlar, bu ayaklanmanın önemli bir parçası, ayaklanmanın genelkurmayı olan partinin onurlu bir üyesiydi. Yaptığı her işi gericiliğe karşı hesap sormanın bir aracı olarak, karanlıkları yırtmak, puslu havayı dağıtmak adına yaptı. Alaattin Karadağlar, sermayesinden güç alan kapitalist egemenlerin her türden gericiliğine karşı dik durdular. Fırtınalarda kırılmayan, zincire vurulmuş kır çiçeklerinin ayaklanışını gördüler.

Alaattin Karadağ, devrimci kararlılık, direngenlik, militanlık, dava insanı olmak vb. özelliklerini devrimci sınıf kimliğinde somutladı, içselleştirdi. Tıpkı diğer yitirdiğimiz yoldaşlar gibi, Alaattin Karadağ yoldaş da, “bükülmektense kırılmaya yeğleriz” tutumunu sürdürdü. Yoldaşlarına yönelen kurşunları “paylaşma” özverisini gösterdi. Milyonlarca işçi ve emekçinin davası için ölümün üzerine yürüdü. Devrimci sınıf mücadelesinin bilinçli savaşçısı oldu.

Alaattin Karadağ bir komünistti. Onu dünden bugüne yaşatan ve bugünden yarına yaşatacak olan, komünist kimliğidir. O, hiçbir zaman tarihin kıyısında durmadı. İçinden geldiği işçi sınıfının yaşadıklarına kayıtsız kalmadı.

Alaattin Karadağ yoldaşa layık olmak, uğruna yaşamını feda ettiği işçi sınıfının kurtuluş mücadelesini büyütmekten, yârin yanağından gayrı her şeyin paylaşıldığı sosyalizm için örgütlü mücadeleyi yükseltmekten geçiyor.

H. Yağmur


YAZICIYA GONDER


Şubat
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4