23.11.2009 15:56
Merhabalar Alaattin yoldaş!
Seninle fiziksel bir tanışıklığımız yok. Ancak seni, seni tanıyan yoldaşların anlatımından tanıyorum. Seni anlatan her yoldaş, senin ne kadar sıcak, samimi ve içten bir devrimci olduğunu anlatıyordu. Senin her tanıştığın insanın üzerinde müthiş bir etki yarattığından ve dokunduğu her insanda müthiş bir değişiklik yarattığından bana hep bahsedilirdi.
Yoldaş, biz seni Denizler'in kendi idam sehpasına tekme atmasından, Mahirler'in siper yoldaşlığından, İbrahim Kaypakkaya'nın ser verip sır vermemesinden, Mazlumlar'ın kendilerini Diyarbakır zindanlarında isyan ateşine bırakmasından tanıyoruz.
Yoldaş, biz seni Habipler'den, Ümitler'den, Haticeler'den, Hüseyin yoldaşımızdan tanıyoruz.
Yoldaş, biz seni düşmanın işkencehanelerdeki direnişinden, F tipi cezaevi saldırısında boyun eğmektense ölüme yatmandan, Sümerbank işçilerinin direnişinden tanıyoruz.
Yoldaş biz seni haramilerin yuvası olan Esenyurt’tan, eli kanlı faşistlere karşı ölümü göze alarak direnmenden ve partiye, davaya, mücadeleye sadakatinden, inancından tanıyoruz.
Alaattin yoldaş, sen işçi sınıfının kızıl bayrağını leke sürdürmeden göndere çektin. Şimdi sıra bizde! Senin bize bıraktığın işçi sınıfının kızıl bayrağını sermaye cumhuriyetinin burçlarına dikene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Son cümlelerimi senin partiye başvurundaki sözlerinle bitirmek istiyorum:
“Ben özünde bir işçi, devrimci bir işçi olarak şunu daha da net anladım. Önemli olan sosyalizmi, sınıf partisini, öncü işçi kavramlarını militanca ezbere bilmek değil, onun hayattaki karşılığını hissetmek ve işçi kitlelerine onların gündelik ve genel yaşantılarında karşılığını hissettirmek ve yakıcı bir ihtiyaç olduğunu kavratmaktır.”
Alaattin yoldaş ölümsüzdür!
İşçiler partiye, devrime, sosyalizme!
İşçi sınıfı savaşacak, sosyalizm kazanacak!
Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!
Bir işçi yoldaşın