08.02.2012
26.11.2009 15:35

Devrettiğin bayrağa daha sıkı sarılarak koşacağız...

 

Kan, sermayenin yüzyıllar boyu iktidarını inşa ve himaye ettiği yapı taşlarından biri olagelmiştir. Canlı emek sömürüsünü katmerleştirmenin ve karşılığında oluşabilecek tehditleri bertaraf edebilmenin harç malzemesi idi işçi sınıfının ve öncü güçlerinin kanı. Burjuvazi ve onun militarist aygıtları çok iyi biliyordu ki işçi sınıfı onların yegâne mezar kazıcılarıydı ve emek ordusunu bu yolda harekete geçirebilecek tek güç onun ile ete kemiğe bürünmüş illegal ihtilalci komünist bir parti idi. Bu nedenledir ki kan aslında onların rüyalarını kaçıran kabusun dışavurumuydu.

19 Kasım akşamı yüreğimi burkan ve bir o kadar da beni tarifi imkânsız bir onur ve gurur hissiyatına sürükleyen bir süreçti. Evet, Alaattin yoldaşım sermayenin eli kanlı polis kılıklı faşist beslemeleri tarafından katledilmişti. Partimizin 3. kongresini gerçekleştirmiş olmasının verdiği gurur ve bu gururu dosta ve düşmana duyurmanın heyecanı ile tutuşuyordu yoldaş tıpkı diğer yoldaşları gibi. İşte burada yakalamıştı düşmanın hain kurşunları Alaattin yoldaşı.

Doğup büyüdüğü coğrafyanın olumsuz koşullarına rağmen devrimci mayasından üzerine düşeni almıştı Alaattin yoldaş. O bu coğrafyada her şeye rağmen işçi sınıfının gerçek öncüsüyle EKİM'le tanışmıştı. Devrimci mayasını yüreğinde taşıdığı coğrafyada sınıfın tek devrimci ideolojisiyle bütünleşmeyi başarmıştı.

Sermaye devletinin kanlı zindan politikaları karşısında gerçekleştirilen destansı Ölüm Orucu direnişi kendi ifadesi ile yüreğini tutuşturmaktaydı. O 2001 yılında tutsak düştüğü İzmir'de 6. Ekip'te katıldığı Ölüm Orucu kervanında özgürlüğüne kavuştuğu ana kadar partinin bayrağına leke kondurmamıştı ve bunun şanlı gururunu taşıyordu alnında. Böyle bir süreçte tanışmıştım Alaattin yoldaşla. Yaşadığı tüm sağlık sorunlarına rağmen başı dikti ve sürekli bir şeyler yapma telaşında idi. Tanıdığı tanımadığı tüm insanlarla ilişkiler geliştirerek onlara uğruna tereddütsüzce ölünecek davayı anlatıyordu ve onları bu davanın birer unsuru haline getirebilmenin telaşını taşıyordu yüreğinde. Bu duyguyu onunla bir araya geldiğim süreç boyunca sayısız kez hissettim iliklerime kadar. O yoldaşlarına ve dostlarına karşı son derece mütevazı düşmanına karşı da bir o kadar acımasız ve tavizsiz bir insandı. Sevdikleri ile diyaloğunda gözlerindeki ışıltı her halinden belli oluyordu.

Alaattin yoldaş özelde Anadolu coğrafyasından genelde ise tüm dünyada milyonlarca işçi ve emekçinin gelecek güzel günleri uğruna destanlaşan yiğitlerden 99'da Habip ve Ümit yoldaşlardan, 2001'de Hatice yoldaştan devraldığı bayrağı son nefesine kadar yüreğinin derinliklerinde taşıdı. Bu uğurda tereddütsüzce katıldı ölümsüzler kervanına bir an bile duraksamadan.

Yoldaşın özlemiyle yanıp tutuştuğu geceleri aç yatılmayan gündüzleri sömürülmeyen dünyayı yakın kılmak boynumuzun borcudur. Devrettiğin bayrağa daha sıkı kenetlenerek koşacağız gelecek güzel günlere ve sana söz yoldaş sana söz dünyanın neresinden bir duman tütse oradan kanat çırpacağız özgür yarınlara. Sermayenin iktidarının kanla sıvanmış kalesinin burçlarına işçi sınıfının orak çekiçli bayrağını dikene kadar soluğumuzu tuttuk. Durmayacağız.

A. Güney


YAZICIYA GONDER


Şubat
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4