27.11.2009 21:01
Alaattin yoldaş ölümsüzdür!
Alaattin yoldaş, seni tanıdığımdan dolayı çok büyük bir sevinç duyuyorum. Senin gibi devrimci bir insanı tanımak her insan için olanaklı olmuyor.
Seni ölüm orucu sonrasında görmüştüm. Gözlerindeki ışıltı o kadar iyi parlıyordu ki, karşındaki insanı etkilememen mümkün değildi.
Seni tanıyan yoldaşlardan dinlemek seni tanımak kadar etkili olmuyor. Ölüm orucu sürecinden tahliye edilmiştin. Tahliyenden hemen sonra Hatay'a geldin. Seni gördüğüm zaman ölüm orucundan tahliye olduğuna inanamadım. Muazzam bir enerjiye sahiptin. 1 Mayıs çalışmasını birlikte yürütmüştük. Yaptığımız çalışmadan birçok şey öğrendim. İşçilerle nasıl konuşulacağını ya da onların nasıl ikna edilebileceğini senden öğrendim. Dediğim gibi, belki seninle çok uzun çalışma şansına sahip olmadım. Ama yine de senden bir şeyler öğrendim. Bugün insanlarla rahat diyalog kurabiliyorsam, bu eminim ki senin sayende. Bu yönümü sana borçluyum. Yoldaşlık ilişkisi olsun, devrimci kültür olsun en iyi bir şekilde bize örnek oluyordun.
Sonra senin gitmen gerekiyordu ve gittin, çünkü seni bekleyenler vardı. İşçi sınıfı seni bekliyordu, onlar hakları için kendilerini mücadeleye sürükleyecek işçi önderini bekliyordu. Çalışkan örnek bir işçi kimliğine sahip bir yoldaştın, bu gerçekten örnek alınması gereken yanlarından biriydi. Çünkü küçük yaşta işçiliğe başladın, işçileri bütün yanlarıyla tanıyordun.
Sürekli bir gün seni görmek umudum vardı, ta ki 20 Kasım akşamına kadar... Haberlerde senin adını duyana kadar, faşist beslemeler tarafından katledildiğini duyana kadar... Seni tanıyordum, seninle kısa bir zaman geçirmiş ve seninle çalışmaktan büyük bir haz almıştım. Şu bir gerçektir ki, bu ülkede kolayından senin gibi devrimciler yetişmiyor artık.
Düşman karşısında baş eğmeyen, onların işkence tezgahlarında ser verip sır vermeyen komünistleriz. Bizler var olan bu sisteme karşı çıktığımız sürece düzenin sürekli saldırılarına maruz kalacağız. Tıpkı Habip yoldaş gibi, Ümit yoldaş gibi, Hatice yoldaş gibi, Hüseyin yoldaş gibi...
Bizleri katletmeye ya da hapishanelere atarak bizlerin çalışmalarına engel olmaya çalışacaklar. Bizler bütün bu saldırıların bilincindeyiz ve hiçbir saldırı karşısında geri adım atmayacağız. Bugün bizi tutuklayıp cezaevine koyabilirler. Fabrika önlerinde bize kurşun sıkarak işçilere bildiri dağıtmamızı engellemeye çalışıyorlar. Sermaye devletinin hiçbir saldırısı karşısında geri adım atmadık, atmayız da. Habip yoldaşın bir sözü aklıma geldi, "Bizler esnemektense kırılmayı tercih ederiz" demişti yoldaş, düşman karşısında geri adım atmaktansa gerektiği zaman tutuklanmayı ya da ölmeyi tercih ederiz.
Biz inançlı ve sabırlı sınıf devrimcileriyiz ve iddiamız da bir o kadar büyük. Bu ülkede devrim yapacak ve insanların sömürülmediği, gecelerinde aç yatılmadığı bir dünya kurana kadar mücadele bayrağımızı göklerde dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bizler bu mücadele bayrağını tertemiz ve lekesiz aldık, çünkü siz yoldaşlar bu uğurda tereddütsüzce ölümü göze aldınız.
Hiç şüpheniz olmasın yoldaşlar, tertemiz kızıl bayrağımızı canımız pahasına koruyacağız. Bu uğurda canımızı vermeye sizin gibi hazırız. Fabrikalara dağıttığımız her bildiride sizin sesiniz olacağız. Dediğim gibi, kolayından bu ülkede devrimciler yetişmiyor. Şimdi daha fazla Habip, daha fazla Ümit, daha fazla Hatice, daha fazla Hüseyin ve daha fazla Alaattin olacağız.
Gün mücadele bayrağını en yükseklere kaldırma günüdür!
Devrimciler ölmez! Devrim davası yenilmez!
Anadolu Yakasından komünist bir yoldaşın