30.11.2009 17:06
Senin yüreğin yüreklerimizin yanında...
Yolun düşerse kıyıya bir gün
Ve maviliklerini enginin seyre dalarsan
Dalgalara göğüs germiş olanları hatırla
Selamla yüreğin sevgi dolu
Çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
Ve dipsizliğinde engini yitip gitmeden
Sana liman gösterdiler uzakta
Merhaba yoldaş,
Sana bu şekilde yazı yazacağımı hiç aklıma getirmemiştim. Söylenecek, yazılacak o kadar çok şey var ki.. Bütün yoldaşlarım sana ilişkin duygularını ve düşüncelerini belirttiler. Davaya olan bağlılığın, mücadeledeki kararlılığın, devrimci kimliğin ve kişiliğin, yüreğinin sıcaklığı...
Senin gibi yüreği sıcak, dirençli ve aynı zamanda da inatçı birini tanıdığım için çok mutluyum. Ölüm orucundan çıktığında tırmandığın dağı hatırlıyorum. "Çıkamazsın, hasta olursun sen" diyordum. Hayır, bir şey olmaz dedin. Bir gün geldim, "dağa tırmandık" dedin. Ama bana söz vermiştin. Hep birlikte dağın en tepesine çıkacaktık. Sana sözünü tutturmadılar yoldaş. Düşmanlarımız tıpkı leş kargaları gibi üstüne gelerek kalleşçe aramızdan aldılar seni.
Biliyorum yoldaş, çok karışık oldu ama bu duygularımı az da olsa seninle paylaşmak istedim. Senin aramızda olduğunu anlatmak istedim. Biliyorum, şimdi ölüm oruçları dönemi olsaydı, yazımı okuyamadığın için espri yapardın yoldaşım. Ama bu yazıyı okuyamasan da hissedeceğini, duyacağını biliyorum.
Senin yüreğin yüreklerimizin yanında, tıpkı Habip, Hatice, Ümit, Hüseyin yoldaş gibi. Gözlerimin önüne ölüm orucundan dışarı çıktığında yüzündeki, gözlerindeki parıltı geliyor. O kadar sağlık sorunun olmasına rağmen bizleri düşünmen geliyor. "Ölüm oruçları sizi daha çok etkilemiş" diyordun yoldaş. B1 vitaminini bana bırakmıştın. Sabahlara kadar yaptığımız sohbetler, senin deneyimlerin... Yapacak çok şey var diyordun ve söylediklerin hep aklımda. İnancın, gözlerinin parıltısı, sabaha kadar benim yazımı toparlamak için nasıl uğraştığın aklımdan hiç çıkmıyor.
Yoldaş, aramızda olsan, bu yazıyı düzeltmek için ne kadar çaba sarf ederdin biliyorum. Ama yazma konusunda yeteneksizim yoldaş. Düşüncelerimi, anlatmak istediklerimi yazıya dökmekte zorlanıyorum.
İlk duyduğumda kabullenmek istemedim, hata olabileceğini düşündüm. Ölümün bu kadar kalleşçe olamaz dedim. Kalleşçe seni aramızdan aldılar ama unuttukları bir şey var. Tıpkı diğer yoldaşlar gibi sen de yalnızca fiziki olarak aramızda yoksun. Seni senin istediğin gibi uğurladık yoldaş. Memleketini de gördüm. Böyle gitmeyi istemezdim. Senin üzerine o toprak atılırken sanki her an dışarı fırlayıp, bu bir şaka diyecekmişsin gibi geldi. "Yapacak çok işimiz var, haydi gidelim, zaman yok" diyecekmişsin gibi geldi. Ama şaka değildi yoldaş. Seni orada bırakmak zorunda kaldık. Belki kendini yalnız hissedersin ama yalnız değilsin yoldaş. Bizim yüreğimiz de senin yüreğinin yanında. Sana cezaevine mektup yollarken kır çiçekleri de yollardım. Mektubun arasında dışarısının kokusunu hissedesin diye. Şimdi güzel çiçekler senin üstünde yoldaş.
Kaç güneş sönerse sönsün içimizde
Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü
Ya şafak sökerken
Ya güneş yükselirken
Sizin sesinizi haykıracağız
Biz kazanacağız, biz kazanacağız.
Evet yoldaş, bazen şiirler insanları daha iyi anlatır, yazmada özellikle yeteneksizsen, düşündüklerini yazıya dökemiyorsan, şiirler cankurtaran gibi gelir insana.
**
Ölümsüzlüğe ayarlı yürek saatlerimiz çekip gidecek turnalar
Aydınlanacak gökyüzü
Menekşelenecek çıplak kayalar
El ele yürüyecek yaşam
Olmayacak gözlerinde ayrılığın türküsü
Bu yollardan yürüdü tarihin kahramanları
Geceleri/ gündüzleri
Zamanı yoktu ayrılığın
Çaresi yoktu tutuşacaktı hasretin sancağı
Gülmeyi öğrenecekti çocuklar
Daha ana rahminde
Ne büyük ateşler yakıldı
Tarihin koynunda
Hep onlar vardı / tutuşurken ilk kıvılcım
Kiminin adı Spartaküs- Marks- Lenin
Kiminin adı Mahir- Deniz- İbo
Kiminin adı Habip- Ümit- Hatice- Hüseyin ve Alaattin
Yeniden yaratılacak yaşam
Onların çoğalan sesiyle
Evet yoldaş, ben mektuplarda daha çok şiir bulup şiirler yazıyorum, duygularımı daha iyi anlatıyor diye. Böyle durumlarda yazı yazmak daha zor oluyor. Şimdi öfkemiz daha bir fazla, yüreğimizdeki ateş daha bir harlanmış durumda. Aramızdan ayrılmak zorunda bırakılan her yoldaşımızın ardından daha bir öfkeliyiz ve bu öfkemiz bir gün işçi sınıfıyla daha bir kenetlenecek.
Ödenen her bedelin hesabını işçi ve emekçiler bir gün mutlaka soracak. Bu çürümüş ve kokuşmuş sermaye düzenini hak ettiği yere yani tarihin çöplüğüne gönderdiğimizde, her ödenen bedelin hesabı sorulmuş olacak.
O zamana kadar yoldaş sana söz veriyorum, hiçbir geri adım atmadan mücadeleye devam edeceğiz. Kinim artarak devam edecek. Bir gün mutlaka, o büyük gün geldiğinde biz haberi doğadan alacağız, bizler olmasak bile...
Katil devlet hesap verecek!
Devrimciler ölmez devrim davası yenilmezdir!
İzmir'den bir yoldaşın