07.03.2010 11:24
İşte kanımızı emen, 100 asalak! - Yürüyüş
AKP; Yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yaptı! Kanımızı emen 100 Asalağın toplam serveti geçen yıl yüzde 55 arttı! İyi tanıyın bu asalakları ve asalakların iktidarını!
Halk yoksullaşırken, onların serveti 1 yılda yüzde 55 Arttı!
Amerikalı parababalarınca çıkarılan ekonomi dergisi Forbes, geçen hafta, "En zengin 100 Türk"ün listesini yayınladı. Listede halkın kanını emen 100 asalak ve onların kanlı dolarlarının sıralaması vardı.
Halkın kanını emen, halkın yoksullaşmasına neden olan 100 kan emiciyi hepimiz tanıyoruz aslında. Onları türlü vesilelerle basında çıkan demeçlerinden, ülke sorunlarına ilişkin yaptıkları konuşmalardan, televizyonlardaki görüntülerinden biliyor, görüyoruz.
İşte kanımızı emenler! İşte açlığımızın yoksulluğumuzun gerçek sorumluları!
İzmir'de bir sabah vakti, çalıştıkları Tariş İplik ve Dokuma Fabrikası'na giden işçiler, kapıya asılan listelerden işten atıldıklarını öğrendiler.
Kışın soğuğunda, kendilerine önceden haber bile verilmeden, tek cümlelik açıklama yapılmadan, 600 işçinin yüzüne fabrikanın kapıları kapatılmıştı. Kapı önünde saatlerce bekleyen işçilerden Tülay Filiz; "Çocuklarımı nasıl okutacağım?" diye ağlıyordu. Tülay Filiz gibi yüzbinlerce işçi kapı önüne konulmuştu; devletin resmi kurumu açıklıyordu: sadece geçen yıl, 860 bin işçi, işten atılmıştı. 860 bin işçinin içindeki Tülaylar ağlıyordu. Çünkü zaman, onların gülme zamanıydı. 12 Eylül 1980'de şimdi gülme sırası bizde demişlerdi ve o günden bu yana da gülmeye devam ediyorlar.
Forbes'in listesi, Tülaylar'ın ağlamasına yolaçanların listesiydi aslında. 860 bin işçiyi sokağa atanların listesi. Sömürücülerin listesi.
Halkı ağlatanlardan, Hüsnü Özyeğin, 3 milyar dolarlık servetiyle "En zengin kan emici" ünvanını bu yıl da korudu.
İkinci sırada Mehmet Emin Karamehmet 2,9 milyar dolarlık servetiyle yer almaktadır. Karamehmet, Çukurova Holding ve Turkcell'deki hisseleri ile sağladığı sömürü ve yağma ile Türkiye'nin ikinci kan emici kişisi konumundadır.
Şarık Tara 2,6 milyar dolarlık serveti ile üçüncü sırada yer almaktadır.
Bu sıralama, kanlı milyar dolarlar ve sahipleri ile devam ediyor. Liste her ne kadar 100 kişiyi gösteriyorsa da listeyi oluşturanlar ağırlıklı olarak, Türkiye'yi elinde oynatan, bu ülkeyi yağmalayan 17 ailenin üyelerinden ve ortaklarından oluşmaktadır.
Bu 100 asalak içinde TÜSİAD üyeleri olduğu gibi, MÜSİAD üyesi "yeşil sermaye"den kan emiciler de var.
"En Zengin 100 Türk"ün toplam serveti bu yıl 87 milyar dolar oldu.
Bu rakam; geçen bir yılda asalakların servetlerine 31 milyar dolar eklendiğini ve toplam servetin önceki yıla göre yüzde 55 arttığını gösteriyor.
TEKEL işçilerine bir aylık emeklerinin karşılığı olarak, 600 TL'yi düşünen, asgari ücreti halen sefalet ücreti olarak emekçiye reva gören AKP iktidarı, söz konusu tekeller olunca kesenin ağzını açmakta, onları ihya etmektedir.
Düşünün ki, bu 100 kan emicinin servetleri milyar dolarlarla ölçülüyor. Bunca servet nasıl yapıldı? Hüsnü Özyeğinler, Mehmet Emin Karamehmetler bunca serveti elbette çalışarak, alın teri dökerek yapmadılar.
Halk yoksullaşırken onlar servetlerini katlayarak artırdılar
Türkiye'nin en zenginlerinin servetlerinin bir önceki yıla göre yüzde 55 oranında arttığı açıklandı. Listede, en tepede yine Koç Ailesi var. 8 milyar doların üzerinde serveti olan ikinci kan emici aile ise Sabancı Ailesi'dir. Koç Ailesi'nin borsadaki şirketlerinin tutarı 18 milyar doları, Sabancı ailesine ait hisselerin tutarı ise 17 milyar doları bulmaktadır.
Onlar servetlerini artırırken, yoksulluk çığ gibi büyüdü. Onlar servetlerini artırırken, halk yeşil kartlara, fakir fukara fonlarına, ayda 160 TL olan "muhtaç aylığına" muhtaç hale getirildi.
Onlar servetlerini artırırken, 2009 yılında işsiz sayısı -resmi rakamlara göre- 860 bin artarak 3 milyon 471 bine ulaştı. Çalışabilecek durumda olup, iş arayan her 100 kişinin 14'ü işsiz.
İş arayan her 100 gencin 25,3'ü işsiz. Kısacası, her 4 gençten 1'i işsiz!
Sadece İstanbul'da 753 bin işsiz var. 2010 yılı içinde de işsizler ordusuna, 900 bin kişi daha katılacak!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işgücü araştırmasına göre;
2008 yılında, işsizlik yüzde 11 kadardı. 2009 yılı sonunda bu rakam yüzde 14'e çıktı. (Milliyet, 3 Mart 2010)
Kaldı ki, herhangi bir işte çalışanların yüzde 43.8'inin de hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Yani neredeyse çalışanların yarısı, kölelik koşullarında ve güvencesiz çalıştırılmaktadır.
İşte kan emiciler servetlerini böyle büyüttüler. Emekçileri sömürerek, onları işsiz bırakarak, çalıştırdıklarına sosyal güvence sağlamayarak servetlerini artırdılar.
Onların servetlerini artırmaları demek daha çok gencimizin işsiz kalması, daha çok yoksulluk, daha çok uyuşturucu, daha çok fuhuş, daha çok yozlaşma demektir... Ve elbette daha çok zulüm demektir.
Yağmada sınır tanımayan tekeller kanlı dolarlarına yenilerini eklediler
Geçmişte, milyar dolarlık servet ler söz konusu olduğunda akla ilk Koç ve Sabancı Aileleri gelirdi. Ancak başka ekonomik faktörlerin yanısıra sömürü ve yağmada sunulan imkanlar, sömürünün daha çok vahşileşmesi ile milyar dolarlık servet sahiplerinin sayısı da arttı.
Kuşkusuz bunda son 8 yılda emperyalist tekelleri ve yerli işbirlikçilerini gözeten politikalar izleyen AKP iktidarının etkisi gözardı edilemez.
2009 yılındaki araştırmada serveti 1 milyar doların üzerinde 41 aile, kişi var iken, bu yıl sayı 44'e yükseldi. Türkiye'nin en zengin 100 aile ve kişisinin neredeyse yarısı milyar dolarlık sınırı aştı. Asıl olarak 17 AİLE bu sınırı aşmış ve bu ülkenin kanını emmede sınır tanımamıştır.
Kısacası, tekeller kârlarını artırmaya, halkı soymaya, ülkeyi talan etmeye devam ediyorlar. Başka kanıta gerek var mı: AKP zengini daha zengin yapan, kapitalist sömürü politikalarının uygulayıcısıdır.
Bu yıl listeye girenler içinde; Cevahir Ailesi, Amram Ailesi, Ersin Pamuksüzer, Topbaş Ailesi, Uran Ailesi, Mehmet Ali Aydınlar ve Yahya Kiğılı da bulunmaktadır. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş'ın bu serveti Belediye Başkanlığı maaşı ile kazanmadığı açıktır.
Yine 1.5-2 milyar dolarlık serveti ile listeye giren Doğramacı Ailesi Bilkent Holding ile kan emiciler içinde yer almaktadır.
Türkiye'yi 17 AİLE yönetiyor!
Türkiye'nin en zengin 25 ailesinin hemen hepsinin serveti bu yıl neredeyse 2 kat artarken, toplam serveti 1 milyar doları geçen 17 aile var. Türkiye'nin en zengin ailesi, yine Koç ailesidir. 8 milyar doları aşan servetleriyle Sabancı ailesi ise ikinci sıradadır.
Sabancı ailesinin ardından gelen Doğan ve Şahenk ailelerinin servetleri 6-8 milyar dolar arasındadır.
4-5 milyar dolar arasında servete sahip diğer aile ve isimler ise Ülker Ailesi, Şarık Tara, Yazıcı Ailesi, Dinçkök Ailesi, Özilhan Ailesi, Mehmet Emin Karamehmet, Eczacıbaşı Ailesi ve Habaş Grubu'nun sahibi Mehmet Başaran.
Topu topu 17 AİLE bu ülkenin kaynaklarını emperyalist tekellerle birlikte sömürmekte, 17 AİLE bu ülkenin geleceğine karar vermektedir.
Onların kanlı yönetimi altında milyonlarca insan inim inim inlemektedir. Demokrasi adına faşizmle yönetilen bu ülkenin sorumlusu işte bu kan emici 17 AİLE'dir...
Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Mahir ÇAYAN bunu azınlık yönetimi, oligarşi diye nitelendirmektedir. Azınlığın yönetimi işte bu 17 AİLE'nin yönetimidir. Böyle yönetiyor, böyle sömürüp, yağmalıyorlar.
40 milyon yoksulun, 10 milyon açın sorumlusu onlardır. Milyonlarca işsizin sorumlusu, doğmamış çocukların borçlu olmasının sorumlusu onlardır. Onbinlerce insanın infazlarda, işkencelerde, katliamlarda, faili meçhullerde katledilmesinin sorumlusu onlardır...
Nitekim bu ülkede binlerce köy yakılarak boşaltıldı. Milyonlarca insan doğu ve güneydoğudan göç etmek zorunda bırakıldılar. Köyler yakıldı, binlerce köylü kaçırılıp katledildi.
Kürt halkına yıllarca milli zulüm politikası uygulandı. Dili, kimliği, kültürü yasaklandı. Kendini ifade etmesi engellendi. Asimilasyona tabi tutuldu. Varlığı inkar edildi.
Yine Alevi halkın inançlarını yerine getirmesi, kendisini ifade etmesi engellendi. Alevi halkı baskı ve zulmü yaşadı. İnançlarını gizli gizli yerine getirmek zorunda kaldı.
Türkiye halkına baskı ve sömürü karşısında teslimiyeti dayatan faşist cuntalar örgütlendi.
Kısacası bu ülke tarihinde halka karşı sürdürülen karşı devrimci savaşın gerçek sorumluları işte bu 17 AİLE'dir.
Bunca zulmü, bunca saldırıyı uygulayan topu topu 17 AİLE'dir. Bu ülkede halkın yaşamını cehenneme çeviren, ülkemizi emperyalizme peşkeş çeken onlardır.
Ortadoğu'da emperyalizmin bir üssü haline getirilen Türkiye tablosunun sorumlusu onlardır. Bugün İncirlik gibi emperyalist üslerin varlığının nedeni onlardır.
Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm kavgasını kanla bastıran, Gazi katliamının, 1 Mayısların, Sivaslar'ın, Maraşlar'ın sorumlusu işte bu 17 AİLE'dir...
Milli Gelir arttı dediler, halka makarna ve çay, 100 kan emiciye milyar dolarlar
17 AİLE'yi oluşturan tekellerin serveti artarken, AKP iktidarı yoksulları dilenci yerine koyuyor, 25 torba kömür dağıtıyordu. Gıda paketleri adı altında 2 paket makarna, 1 kg. Çay ve 1 kg. şekerden oluşan paketler dağıtıyordu.
Yine 9 milyon yoksul, muhtaç ve güvencesi olmayan kişiye Yeşil Kart verilmiş, sağlık sorunu da böylece ucuz yoldan "çözülmüştü."
"Yoksullara, fakirlere, muhtaç kişilere; aile, sağlık, eğitim, özürlü yardımları ile sıcak yemek ve doğal afet harcamaları için topu topu 2008 yılında toplam 1.8 milyar TL harcanmıştır..." (Yürüyüş, 14 Şubat 2010, sayı: 207)
Kısacası 17 AİLE'nin milyar dolarlarla oynadığı koşullarda halkın payına düşen dilenciye verilir gibi ortaya atılan bir kaç milyar TL dir.
AKP iktidarı halka iş vermek, insanca yaşam koşulları sağlamak yerine halkı açlığa, işsizliğe mahkum etmiştir. Milli gelir arttı diye yalan söyleyenler bu durumu saklamaya çalışmışlardır.
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yaşlı ve özürlü 1milyon 266 bin kişiye verdiği "yaşlı ve özürlü aylığı", toplamda 2 milyardır.
Ancak aylığa çevirdiğimizde kişi başına 160 TL bile düşmemektedir… Verdiği maaş 160 TL'dir... Yoksul halkı böylesine muhtaç hale getirmiştir AKP
Aylık geliri asgari ücretin üçte ikisinden az 9 milyon yoksula, sağlık sorunlarını çözsün diye verilen "Yeşil Kart"ların maliyeti yıllık 4 milyar TL'lik bir harcamaya denktir. Ya da kişi başına 44 TL'yi bile bulmayan bir harcamadır aslında.
Kısacası, büyük yalanlarla aylarca, "bakın halkın sorunlarını çözüyoruz" yalanı ile sürdürülen kampanyaların parasal maliyetleri son derece azdır. Devede kulak gibidir. Yani maliyetleri yüksek olmayan, çok fazla para harcanmayan rakamlardır bunlar.
17 AİLE'ye vermekte sınır tanımayan, onları palazlandırmaktan kaçınmayan AKP iktidarı halka gelince dilenci muamelesi yapmaktadır.
Düşünün ki, 100 zengin içinde 5. sırada olan Ülker grubunun sahibi Murat Ülker'in sahibi olduğu Yıldız Holding geçen yıl 1 milyar doları aşan bir servete sahip iken bu yıl , yani 1 yıl içinde bu serveti tam ikiye katlamış ve 2 milyar doları aşmıştır.
İşbirlikçi tekelleri ihya eden AKP halkı açlığa mahkum etmiştir. Yalanlarla, halkın inançlarını sömürerek iktidarını sürdürmeye çalışan AKP iktidarı çıplak gerçeği değişitiremez.
Ancak bu durum halkın yoksulluğunu, açlığını, işsizlik gerçeğini değiştirmeyecektir.
Aslında çıplak gerçek şudur:
Hani milli gelir artmıştı? Peki halkın payına düşen bu kadar az mı olacaktı?
Milli gelir arttıysa, tekeller böylesine şiştikçe, palazlandıkça halkın da gelirinde artış olması gerekmez miydi?
Halkın payı arttı mı? İşçinin gerçek ücreti arttı mı? Memurların maaşı arttı mı? Esnafların gelirleri çoğaldı mı?
Serveti artan sadece ve sadece tekeller var. Bunun karşılığında kapitalizmde zenginleşme, birilerinin yoksullaşması ile mümkündür. Açık ki, tüm sınıflar aynı anda zenginleleşemez. Sınıflı toplumların kuralı budur.
Tekellerin serveti artarken halkın tüm kesimleri yoksullaşmıştır. AKP iktidarı işte bu gerçekleri gizlemektedir. Halk bunları görmesin diye yalanlarla, suni gündemler yaratarak, halkı faşist terör ile susturmaya çalışarak yönetiyor AKP iktidarı.
AKP onları zenginleştirirken, onlarda AKP'yi desteklediler
Görünürde işbirlikçi tekelci burjuvazi ile AKP arasında hep bir çelişki var gibi görünüyor. Ancak bu durum yanıltıcıdır. Ortada bir çelişki yoktur.
Rakamların gösterdiği gibi 8 yıllık AKP iktidarında 17 AİLE'nin serveti olağanüstü ölçüde artmıştır. AKP onları zenginleştirmeye, onlarda AKP yi desteklemeye devam ediyor.
Bu konuda tam bir ittifak vardır. AKP, işbirlikçi tekellerin sömürüsü için onlara hertür kolaylığı sağlamakta, bir dediklerini iki etmemektedir.
Ayrıca en asalakların listesine bakılacak olursa, listede "laik sermaye" de var "yeşil sermaye"de. Nitekim Ülker grubundan, Çalıklara kadar bu listede "yeşil sermaye"den asalaklar olduğu gibi TÜSİAD'ın onlarca kan emicisi de var.
Ve her iki kan emici kesimde kardeş kardeş yönetiyor para kazanıyorlar. Sömürünün sürdürülmesi, yağma ve talanın devam ettirilmesi ile devrimci mücadelenin kanla bastırılması konusunda ittifak içindedirler. Bu konuda bir çelişkileri yoktur.
Servetleri 8 milyar dolar ve üstü olanlar
1 Koç Ailesi Koç Holding
2 Sabancı Ailesi Sabancı Holding
6-8 milyar dolar
3 Doğan Ailesi Doğan Holding
4 Şahenk Ailesi Doğuş Grubu
5-6 milyar dolar
5 Ülker Ailesi Ülker Grubu
6 Şarık Tara Enka Holding
4-5 milyar dolar
7 Kamil Yazıcı Anadolu Grubu
8 Dinçkök Ailesi Akkök Grubu
9 İzzet Özilhan Anadolu Grubu
10 M.Emin Karamehmet Çukurova Grubu
11 Eczacıbaşı Ailesi Eczacıbaşı Hol.
12 Mehmet Başaran Habaş Grubu
3-4 milyar dolar
13 Konukoğlu Ailesi Sanko Holding
14 Zorlu Ailesi Zorlu Holding
15 Hüsnü Özyeğin Fiba Holding
16 Çolakoğlu Ailesi Çolakoğlu Grubu
2-3 milyar dolar
17 Asım Kocabıyık Borusan Holding
***
100 Zengin Listesi'nin yanında ek bilgiler var. İşte onlardan biri.
Halkla alay ediyorlar!
Ülke işsizlikten kırılırken, milyon dolarlık yatlardan inmiyorlar.
Halk iş ve aş bulamazken onlar çalışmadıkları işlerin yorgunluğunu detoksla atıyorlarmış.
100 kan emici iş yorgunluğunu atmak için yılda iki kez detoks merkezine gidiyormuş. Özellikle Tayland ve Almanya'daki merkezleri tercih ediyorlarmış. Geceliği 850-1000 dolar arasında değişen bu merkezlerde kendilerini yeniliyor, genç kalmaya çalışıyorlarmış...
***
İşte 100 Asalaktan En Zengin 13'ü!
1- Hüsnü Özyeğin Fiba Holding
2- Mehmet Emin Karamehmet Çukurova Holding
3- Şarık Tara Enka İnşaat
4- Ferit Şahenk Doğuş Holding
5- Murat Ülker Yıldız Holding
6- Ali Ağaoğlu Ağaoğlu İnşaat
7- Erman Ilıcak Rönesans İnşaat
8- Filiz Şahenk Doğuş Holding
9- Semahat Arsel Koç Holding
10- Rahmi Koç Koç Holding
11- Ahmet Nazif Zorlu Zorlu Holding
12- Kamil Yazıcı Yazıcı Holding
13- Suna Kıraç Koç Holding
Yürüyüş, sayı: 210, 7 Mart 2010