12.03.2010

 

ÖSS geleceksizliktir...

Özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleye!

 

1 Mayıs’ı geride bıraktık. Bu yıl da gündem uzunca bir süre Taksim tartışmaları üzerinden şekillendi ve tartışmalar 1 Mayıs sonrasına da taşındı.

Taksim 1 Mayıs’ı üzerine kısaca şunları söyleyebiliriz.

Sermaye iktidarının her türden şiddetine, baskı ve yasaklarına karşı işçi ve emekçiler sergiledikleri mücadele kararlılığı ile bu 1 Mayıs’ı kazanmışlardır. Sermaye iktidarı ile olan irade savaşı emekçiler için kazanımla sonuçlanmıştır. Azgınca kullanılan gaz bombalarına, plastik mermilere, panzerlere, binlerce kolluk gücüne rağmen bu irade ve kararlılık bastırılamamıştır. Taksim sokak sokak, militanca çatışılarak kazanılmıştır.

Bununla beraber, liselilerin birçok kentte 1 Mayıs kortejlerinde yerlerini aldıklarını, kendi taleplerini alanlara taşıdıklarını, hatta birçok büyük şehirde oldukça iyi bir katılım sergilediklerini söyleyebiliriz. Kimi şehirlerde liseliler kendilerini tanımladıkları siyasal örgütlenmelerin kortejlerinde belirgin bir ağırlık oluşturmuşlardır.

Derinleşen krizle beraber toplumsal sorunların ağırlaştığı, paralı eğitim ve geleceksizlik saldırıların derinleştiği dönemlerde liselilerin politize olması ve tepkilerini alanlara taşıması doğaldır. Türkiye genelindeki 1 Mayıs tablosu bunun somut bir göstergesi olmuştur.

Liseliler hızlı bir biçimde politize olmaktadırlar. Siyasal faaliyetle tanıştıkları ölçüde seçimlerini kapitalizmin reddi ve devrim mücadelesi üzerinden yapabilmektedirler. Kendilerini örgütlü bir biçimde ifade etme ihtiyacı duymakta ve hızla örgütlenebilmektedirler.

Bu noktada biz liseli genç komünistlere düşen görev, devrimci siyasal fafliyetimizi her alana taşıyabilmek, liseli gençliği etkin bir politik-pratik faaliyet ile kucaklamaktır.

1 Mayıs sürecine kendi cephemizden baktığımızda, çalışmamızın olduğu alanlarda bütünlüklü bir 1 Mayıs çalışması yürüttüğümüzü söyleyebiliriz. Nitekim bu çalışmaların sonuçları 1 Mayıs alanlarına da yansımıştır. Önümüzdeki süreçte ise liselilerin gelecekleri üzerinden karşı karşıya kaldığı çözümsüzlüğü, bu düzene duydukları tepkiyi mücadele kanallarına akıtmayı hedefleyen bir faaliyeti örebilmeli, bunu ÖSS çalışmalarımızla birleştirebilmeliyiz. ÖSS faaliyetimiz ise, doğal  ÖSS karşıtlığını bu sömürü düzenini de karşısına alarak şekillenmek durumundadır.

Gelecek sınav salonlarında değil,

mücadele alanlarındadır!

 ÖSS, sınava giren milyonlarce gence gelecek kurmaları için tanınmış bir fırsat değil, bu düzenin gençliğin gelecek sorunu karşısında ayakta tutumaya çalıştığı umut tezgahı, üstünden miyonlar kazanacağı bir rant kapısıdır.

Rant kapısıdır çünkü, bu düzen için ÖSS, üstünden büyük karların döndüğü bir piyasa halini almıştır. Özel öğretmenler, özel dersler, test kitapları, dershaneler, ÖSS başvurusu için ödenen paralar... Ve ÖSS üzerinden her yapılan değişiklik, öğrencilerin bu sömürü çarkı arasında daha da ezilmesine yol açmaktadır. Öğrencileri daha fazla dershanelere bağlamakta, eğitim sistemindeki niteliksizlik öğrencilerin ÖSS’yi kazanabilmek için resmi devlet kurumlarından umudu kesmesine ve özel paralı eğitim kurumlarına bel bağlamasına yol açmaktadır.

ÖSS’yi kazanabilme koşullarının ne olduğu da, yukarıda ifade ettiklerimiz göz önüne alındığında, rahatlıkla anlaşılabilir. ÖSS’de başarılı olabilmenin kriterlerinin ne olduğuna, bu sınavı kazanamayanların kimler olduğuna bakıldığında, önümüze sınıflı toplum gerçeği çıkmaktadır. Yani kapitalist üretim ilişkileri ve bu sömürü düzeninin eğitim sistemine yansılamaları... Bugün ÖSS’de kazanan ve kaybedenleri belirleyen temel etken, eğitim sistemindeki eşitsizliktir.

ÖSS sonuçları, işçi ve emekçi çocuklarının karşı karşıya kaldığı paralı ve anti-bilimsel eğitim sorununu en açık biçimde ortaya koymaktadır. Toplamda müfredat anti-bilimsel ve ezberci bir muhtevada olmakla birlikte, devlet okullarında nitelik iyiden iyiye düşmektedir. Dersane, özel öğretmen gibi imkanlara erişme olanakları olmayan işçi ve emekçi çocukları daha en baştan bu sınavın kaybedenler listesinde yer almaktadırlar. Özetle ÖSS eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin en yalın halidir. Snıfsal ayrım, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da belirleyicidir.

Gerek ÖSS’yi kazanamamaktan, gerekse paralı eğitim uygulamaları sebebiyle üniversite eğitimini sürdürememekten kaynaklı, üniversite kapıları işçi ve emekçi çocuklarının yüzlerine kapanmaktadır. Bugün buna daha yakıcı bir biçimde işsizlik sorunu eklenmektedir. Bu durum, hiçbir biçimde gelecekleri olmayan liselilerin mücadele içerisinde yerlerini almalarını gerektirmektedir. Bu mücadele burjuvazinin sınıf egemenliğine yönelmeli, bu sömürü düzenini karşısına almalıdır.

Mücadele bayrağı liselilerin ellerinde!

Hem ÖSS sınavına hem de okulların kapanmasına bir aydan az bir zaman kaldı. Tatilin gelmesiyle beraber tüm yılın yorgunluğunu üzerimizden atabileceğimiz bir süreçten ne yazık ki bahsedemiyoruz. Çünkü işçi ve emekçi çocuklarının çoğunun bu yazı çeşitli alanlarda çalışarak geçireceği bir gerçektir. Kimisi ailesine destek olmak için, kimisi gelecek seneye okul masraflarını çıkarabilmek için...

Birçoğumuz bu noktada geçmiş yaz dönemlerinden deneyimlere sahibiz. Özellikle atölyelerde, fabrikalarda yaz dönemleri çalıştırılan çocuk-genç işçiler patronlar açısından karlarını arttırmanın bir aracı durumundadır. Bizler uzun saatler çalıştırılacak ucuz işgücü olarak bantlarda, tezgahlarda yerimizi alacağız.

Bu yaz döneminde, bütün bir yıl boyunca liselerde yürüttüğümüz, 1 Mayıslar’a taşıdığımız, ÖSS karşıtı çalışmalarla sürdürdüğümüz mücadeleyi bulunduğumuz/çalıştığımız alanlara taşımalıyız. Fabrikalarda, atölyelerde yürütülen mücadelenin bir parçası olabilmeli, bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirebilmeliyiz.

Bizler liseli gençlik içerisinde işçi sınıfı devrimciliğinin, proletarya sosyalizminin bayrağını dalgalandırıyoruz. Liseli genç komünistler olarak bu mücadeleyi bulunduğumuz tüm alanlara taşımakla yükümlüyüz.

Liselilerin Sesi

(Sayı:29 Mayıs-Haziran 2009)

YAZICIYA GONDER


Mart
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4
 

Sayı: 11, Kasım '06

Sayı: 8/Haziran 2006 PDF olarak indirmek için tıklayın
Sayı: 7 / Mayıs 2006
Sayı: 6 / Nisan 2006